İŞ DÜNYASI

Doğan Sigorta Brokerlik CEO’su Selcen Gür, Cumhuriyetin 100. yılında sigorta sektörünü ve dikkat çeken sosyal sorumluluk projelerini Quality’e anlattı

Sigorta konusunda bir uzman aynı zamanda yazar olan Doğan Sigorta Brokerlik CEO’su Selcen Gür ile Cumhuriyetin 100. Yılında sigorta sektörü, deprem ve kadın içerikli sohbetimizi gelin birlikte okuyalım.

Sizi sigorta sektörü, yayıncılık, sosyal sorumluluk ve kişisel gelişim alanlarında yürüttüğünüz çalışma ve projelerden tanıyoruz. Cumhuriyetin 100. Yılında, aktif bir iş kadını olarak farklı alanlardaki çalışmalarınıza aynı tempoda devam ediyor musunuz?
Bugüne kadarki işlerimizde her zaman nicelikten çok niteliğe önem vermeye dikkat ettik. Amacımız, kişi ve kurumlara somut katkı sağlayabileceğimiz projeler içinde olmaktı hep. Cumhuriyetimizin 100. yılında da hem bu çizgimizi korumaya hem de kadınlar ve dezavantajlı gruplar için yaptığımız sosyal sorumluluk çalışmalarına aynı hevesle devam ediyoruz. Bildiğiniz gibi Tara Kitap ve Tara Akademi’de kadınlarımız her zaman önceliğimiz. Yayımladığımız kitaplarla ve akademimizde yaptığımız atölye çalışmalarıyla kadınlarımızın yanında yer almayı, onların bizden beklentilerini karşılamayı önemsiyoruz. Bununla birlikte ‘Sigortalı Toplum Derneği’nde gerçekleştirdiğimiz projelerle bir taraftan deprem yaralarını sarmaya gayret ediyor, bir taraftan da ‘birlikten güç doğar’ ilkesiyle diğer derneklerle ortak sosyal sorumluluk çalışmaları yürütüyoruz.

Cumhuriyetin 100. Yılında önceliğinizin yine kadınlar olduğunu ifade ediyorsunuz. Tara Kitap’ta kadınlar için ne tür kitaplara ağırlık veriyorsunuz?
Biz, toplumu ileriye taşıyacak olan lokomotifin kadınlar olduğuna inanıyoruz. Hem iş hayatında hem de sosyal ve kültürel hayatta kadınların güçlenmesi bu açıdan çok önemli. Kadınların kendilerini geliştirme konusunda erkeklerden çok daha hevesli olduğu hepimizin malumu. Bu düşünceden hareketle Tara Kitap’ta kadınların ilgi duyduğu psikoloji, bütünsel gelişim, ebeveynlik, sağlıklı iletişim ve farkındalık konularına ağırlık veriyoruz. Yazarlarımız Hilal Bebek’in ‘Çemberin Dışı’ ve Didem Öztabak’ın ‘Bilge Ay Cesur Güneş’ kitapları dördüncü ve beşinci baskılarına ulaştı. Son yayımladığımız Bora Eriş’in ‘Sorun Sende Değil Nenende’ ve Tuba Torun’un ‘Silahınız Kargoya Verildi’ kitapları da özellikle kadın okurlarımız tarafından ilgi görüyor.

Bütünsel Gelişim Akademisi olarak tarif ettiğiniz Tara Akademi birinci yılını geride bıraktı. Burada ne tür eğitimler ve atölye çalışmaları gerçekleştirdiniz?
Biliyorsunuz pandemi, doğal afetler, ekonomik sıkıntılar hepimizi çok yıprattı ve umutsuzluğa sürükledi. Bu tür dönemler insanların birbirine daha çok ihtiyaç duyduğu dönemler. Biz istedik ki bir araya geleceğimiz, dertleşeceğimiz, birbirimize destek olabileceğimiz bir yer oluşturalım. Birbirimize ilham verebilelim, umut verebilelim. Tara Akademi’yi bu düşüncelerle hayata geçirdik. Alanlarında uzman kişileri akademimizde ağırlayarak söyleşiler gerçekleştirdik. Bir söyleşide toksik ilişkilerden özgürleşmeyi ele alırken bir başka söyleşide deprem sonrası travmaları konuştuk. Bir söyleşide ülkemizin önde gelen beyin cerrahlarından İlhan Elmacı’dan beynimizin sırlarını dinlerken bir başka söyleşimizde duayen gazeteci ve yazar Taha Akyol’dan Türkiye’nin neden gelişmiş ülkeler arasına giremediğini dinledik.

Söyleşilerin yanı sıra kişisel gelişim ve spiritüel konularda da atölye ve seanslar yapıyorsunuz. Bize biraz da bunlardan bahsedebilir misiniz?
Son yıllarda spiritüel konulara ve maneviyata daha çok ilgi duyduğumuz ortada. Hayatımızı anlamlandırmak için de ihtiyacımız var buna. Tara Akademi’yi birlikte kurduğum ortağım Serap Koçer bu konularda çok ehil ve çevresine büyük katkılar sağlayan birisi. Tara Akademide bireylere ve kurumlara özel seanslar yapıyor ve eğitimler düzenliyor. Farkındalık, kendini tanıma, ilişki blokajlarından özgürleşme, tekrar eden döngüleri kırma ve hayatta ileri gitmemize mani olan engelleri aşma konularında bireysel seanslar tercih edilirken, iyi bir takım olma, motivasyon ve iletişim becerilerini geliştirme gibi eğitimlerimiz de kurumlar tarafından tercih ediliyorlar.

Yöneticisi olduğunuz Doğan Sigorta Brokerlik’e ve sigorta sektörüne dönecek olursak, depremden sonra sigorta sektöründeki tabloyu bize biraz anlatabilir misiniz?
Sigorta sektörü 6 Şubat depreminden kaynaklanan hasar ödemelerinin çok büyük bir kısmını gerçekleştirdi. 80 milyar TL ye yaklaşan bu zarar elbette ki sigortalı olan kısımdı. Eğer sigortalılık oranımız daha yüksek olsaydı, çok daha fazla insanımızın mali kayıplarını üstlenebilecektik. Bizler tam da bu yüzden sigorta penetrasyonumuzu artırmaya yönelik faaliyetleri önemsiyoruz. Öte yandan sektörünün geneline baktığımızda beklenen Marmara Depremi dolayısıyla riskin büyüklüğü sebebiyle fiyatların artma trendinde olduğunu ve kapasitelerin daraldığını görüyoruz. Yurt dışındaki reasürörlerin çok ihtiyatlı yaklaştıkları ülkemiz bir deprem ülkesi olduğu ve gerekli önlemler alınmadığı için sigorta anlamında zor birkaç yılın bizleri beklediğini söyleyebiliriz.

 

BU GÜZEL SOHBETİN DEVAMI VE ÇOK DAHA FAZLASI İÇİN TIKLAYIN

İlgili Mesajlar

1 of 188