İŞ DÜNYASIManşetRÖPORTAJLAR

Turkish Shipyards Y.K. Başkanı Sait Ömer Hasbal denizcilik sektörüyle ilgili gelişmeler Quality of magazine’e anlattı

Bu sektörün geleceği her zaman var. Deniz bitmez, deniz bittiği zaman dünya genelinde lojistik biter.

Tam 10 yıldır sektörde gemi inşaatı, tamir, bakım, servis hizmetleri veren Turkish-Shipyards firmasının Yönetim Kurulu Başkanı Sait Ömer Hasbal ile sektörün geldiği son noktayı ve gelecek hedeflerini konuştuk.

Ömer Bey kendinizi bize nasıl anlatırsınız?
29 Kasım 1979 Nişantaşı doğumluyum. Yay burcuyum, burcumun bütün özelliklerini taşıyorum. Nilüfer Hatun ilkokulunu bitirip Şişli Terakki Lisesi’ni tam burslu tamamladım. İstanbul Teknik Üniversitesi Gemi İnşaatı ve Deniz Bilimleri Fakültesi Gemi İnşaatı Mühendisliği mezunuyum. Yeditepe Üniversitesi’nde de yüksek lisans yapmış bir iş insanıyım. On yıl önce kurduğum, gemi inşaatı, tamir, bakım, servis hizmetleri veren Turkish-shipyards’ın Yönetim Kurulu Başkanıyım.


Çocukluktan gençliğe geçiş yıllarınızda denize karşı bir merak mı vardı yoksa çeşitli nedenler mi sizi bu sektöre sürükledi?
Tamamen tesadüf. Ben bu fakülteyi kazanmayı bile planlamıyordum. İstediğim şey mühendislikti ancak dost, ahbap bir akrabamın tavsiyesi üzerine onu kırmamak için yazdığım bir bölümü okumak zorunda kaldım. İyi ki de bu bölümü okumuşum. Tekrar hayata gelsem aynı bölümü okuyup aynı mesleği yapardım.

Okul bittikten sonra ilk işiniz ve şirketinizi açmaya giden yolu anlatır mısınız?
İlk işim, bugün ismi değişmiştir ama o dönemki adı Çelik Tekne Tersanesi’nde mühendislikti. Dördüncü sınıfta öğrenciyken tersanede işe başladım. 31 Ocak 2015 tarihine kadar çalıştım. Aslında ben CEO olmayı planlıyordum ve ona göre yetiştirildim. Bir sebepten dolayı istifa ettim. 1 gün Hollandalı bir dostum beni aradı, ‘Ömer bir gemim var, tamir etmek istiyorum.’ dedi. Ben de işten ayrıldığımı söyledim ama ‘Ayrılsan da tamir eder misin, edemez misin, bana onu söyle.’ dedi. Ben de edeceğimi söyledim. Uçağa binip İstanbul’a geldi. O günün parasıyla 500 bin dolarlık işi sadece ismim sebebiyle bana verdi.

Size gelen bu iş, şirket kurmanıza vesile mi oldu?
Evet öyle oldu. İnsanlıkta da ticarette de arkadaşın, dostun, milletin ya da dinin bana göre farkı yoktur. Benim hiçbir şeyim yokken, iş bilgim sebebiyle bana bu işi verdi. Sonrasında 2015 yılının haziran ayında Turkish Shipyards adını verdiğim şirketimi kurdum. 11 yıldır sektörde birçok gemi yapmanın yanı sıra, yerli yabancı yüzlerce gemiye bakım, onarım hizmeti verdik.

 


11 yılda Turkish Shipyards’ın geldiği nokta nedir?
Şirketimizin iş geliştirme, yeni inşaat üzerine bir projenin alınması, projenin fiyatlandırılması, teklifinin hazırlanması ve bu işin yeni inşaya kazandırılmasına kadar olan bir süreci var. Diğer tarafta da tamir süreci var. Bu gemilerin, arabalarda olduğu gibi periyodik bakımları var. 5 yılda bir gemiler bakıma girmekle mükellef. Yabancı armatörlerimiz adına Türkiye temsilciliklerini yaparak, işi kendi ekiplerimiz ve imkanlarımızla tamamlıyoruz. Özetleyecek olursak, gemi inşa, gemi tamiri, acentelik, teknik tedarik ve teknik destek departmanlarımız var. Çok bilinen bir sektör değil.

Rakipleriniz çok mu, sıkıntılar var mı?
Gemi sektörü belli periyotlarla inişler ve çıkışlar yaşar. Normalde şu anda prime dönemimizde olmamız gerekirken maalesef sektör biraz bastırılmış durumda. Devletin lokomotif sektörleri var. Şu anda turizm lokomotif olarak tercih edildiği için ağır sanayi geri planda kaldı. Ama yine de çok iyi bir noktada. Gemi inşaatı düştüğü zaman tamir bakım sektörü bizi ayakta tutuyor. Korkunç bir dinamikten bahsediyorum. Tamiratı sadece bakım gibi düşünmemek lazım. Gemiler limanlarda da hizmet alıyor. Acil bir durum olduğunda, bir elektrik, makine ya da hidrolik arızası gibi olduğunda, dünya geneline ekip göndererek tamirat sağlayabiliyoruz.

Yedek parça ihtiyacını da buradan ihracat olarak gönderebiliyoruz. Bir makine parçası, bir valf, bir boru ihtiyacı olabilir. Gemi hangi ülkedeyse, orada uğrayacağı limana göndererek ihtiyaçları karşılayabiliyoruz.


Dünyada gemi taşımacılığı çok önemli bir yere sahip. Yetişmiş eleman sıkıntısı bu sektörde de var mı?
Sektörün önde gelenleri okullar da açtılar ama ben eğitimin okulda bittiğini düşünmüyorum. Asıl eğitim iş hayatında başlıyor. Bizim sektörümüzde sabırla iş öğrenme heveslisi gençler yetişmiyor. Bu da en büyük sıkıntımız. Biz elimizden geldiğince yetiştirmeye çalışsak da daha hızlı para kazanabilecekleri sektörlere yönelmeyi tercih ediyorlar. Halbuki sektörel öğretiler zamanla sizin gelir kapınızı yükseltiyor hem de kendi işinizi kurma olanakları sağlıyor. Gençler okul sonrası 10 senelik sektörel know-how eğitim hayatı yaşamaktansa, daha kolay kazanç kapısına yönelip sektörü pas geçiyorlar. Bu sektörün geleceği her zaman var. Deniz bitmez, deniz bittiği zaman dünya genelinde lojistik biter.

Bana göre mühendisliğin en temel sektörlerinden birisi denizciliktir. Her zaman da gelişime açıktır. Bugün Samsung dediğimiz, hepimizin evinde eşyasını kullandığımız dünyaca ünlü bir markanın başlangıç noktası Samsung Tersanesi’dir, gemi inşaatıdır. Devlet bu girişimi tersaneciliğe, sonrasında farklı sektörlere yöneltmiş. Şu anda dev bir endüstri konumunda. Gemi inşaatı sanayinin bel kemiğidir.

Bu sektörde Türkiye’nin dünyadaki yeri ve konumu nedir?
Dünyadaki konumu bence olması gereken yerden bir hayli uzak. Bizim sektörümüzde bölünmüşlük çok fazla. Samsung Tersanesi, Tuzla’nın tamamı kadar büyük bir hacme sahip. Bizde irili ufaklı bir sürü tersane var ama hacim olarak hala küçük. Altınova tersanecilik tarafıyla devletimiz çok büyük yol kat etti. Altınova’da daha büyük hacimli tersaneler ve teknik kabiliyetleri yüksek tersaneler ortaya çıktı. Kapasitemiz de çok arttı. Ama hala yeterli değil, olabileceğimiz yerin çok gerisindeyiz.
Ticaret rotası Çanakkale ve İstanbul Boğazı üzerine düşünülerek buralar oluşturulmuş. Akdeniz ve Süveyş bölgesine hizmet verecek şekilde, aynı endüstrinin çok daha kabiliyetli şekilde büyümesi gerekiyor.

Sanata ve sanatçıya bakış açınız nedir?
Şişli Terakki Lisesi’ni kazanmadan önce konservatuarında sınava girdim. İkisini de kazandım. Konservatuara da gidebilirdim. Ama ülkemizde sanat çok zor olduğu için bariz mantıklı düşünerek Şişli Terakki’ye girdim. Bu aslında içimde kanayan bir yaradır. Siz de bilirsiniz tarihe baktığınızda her büyük devlet adamının her zaman etrafında sanatçı olmuştur. Sanat olmazsa bana göre devlet de olmaz.

Ofisinizde çok şeker bir hayvan dostumuz var. Hayvan sevgisi nereden geliyor?
Babamın bana anlattığı bir hikayeyle başladı hayvan sevgim. Biz Giresun Şebinkarahisarlıyız. Babam bir gün kapının önündeki bir kangal köpeğine ekmek verdi diye babaannem kendisini biraz hırpalamış. Akşam eve gelirken de mahallenin köpekleri etrafını çevirmiş. O kangal bir anda babamın yanına atlayıp kendisini eve kadar götürmüş. Bu hikâye bende hayvan sevgisini başlattı.
Gerek babamın gerekse de çocukluktan bu yana benim etrafımda hep hayvan olmuştur. Hayvan dediğimiz, aslında Rabbimizin bize emanet ettiği sessiz kulları. O yüzden onlara sahip çıkmayı bilmeyen, insana hiç sahip çıkamaz. Köpeğimin adı “Paris” Hanım…

Şirket ve kişisel olarak hedefleriniz nedir?
Emin adımlarla sağlam bir yapıyı perçinlemek. Bir gün ben bu hayattan göçüp gitsem bile, benden sonra insanlara dokunabilecek bir kurumsal yapı bırakabilmek. Ne kazanırsanız kazanın, yediğiniz de içtiğiniz de değişmiyor. Ama sizden sonra insanlara dokunabilmek önemli. Buna eskiden vakfiye diyorlarmış. Ben de hayatımın bir kısmını çalışarak benden sonrakilere vakfetmek istiyorum. İnşallah nasip olur. Bu çalışma çok büyüyecek. Bir arayışımız var. Kendi yerimizi almak istiyoruz. Biraz zaman lazım. Emin adımlardan bahsettim. Yola çıktığım yol arkadaşlarımın hayatını garanti altına almadan adım atmamayı tercih ederim.

Kişisel özellikleriniz neler?
Güzel insan olmayı her şeyden öteye koyarım. Çünkü insan olabilmek her insana yakışmıyor. Bunun haricinde müzik benim vazgeçilmezimdir. Özellikle şarkı söylemek, sanata olan sevgim ve tarih sevgim var. Tarihi bilmeyen, geleceğine hakim olamaz. Helenistik tarihten başlarım, Cumhuriyet tarihimizden çıkarım.

Tarih, her ne kadar kazananlar tarafından yazılsa da kaybedenler tarafı da bize çok şey öğretir. Tarih aşkım bitmez. Bir de elimden geldiği kadar sevgi dolu olmayı bırakmam. Sevgiyle açılmayacak kapı yoktur. Bu kapıyı sonuna kadar zorlarım. Ayrıca iyi bir Beşiktaş taraftarıyım. Çocukken Fulya’ya elimizde baklavayla giderdik.

Tepkiniz nedir?

İlgili Mesajlar

1 of 2.524