ManşetSAĞLIK

Medicana Ataşehir Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Yavuz Furuncuoğlu ile insülin direncinden bağırsak sağlığına kadar önemli noktaları Quality’e anlattı

“Bütün hastalıklar bağırsakta başlar.”

Hipokrat’ın 2000 yılı aşkın bir süre önce söylediği bu söz, günümüzde de geçerliliğini koruyor. Bağışıklık sisteminin önemli bir parçası olan gastrointestinal sistem, dış dünyaya karşı direncimizi artıran karmaşık bir ağ ve savunma mekanizması kurar. Bağırsaklarımızdaki savunma sisteminin birinci hattı, sağlıklı bağırsak mikrobiyatasıdır. Bağırsak sistemimizin mikro sakinlerini daha yakından tanıdığımızda, bağırsaklarımızın bütünlüğünü korumanın ve genel sağlığımızı iyi yönde değiştirmenin yöntemlerini bulabiliriz.

Sağlıklı ve uzun bir yaşam için biz de Medicana Ataşehir Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Yavuz Furuncuoğlu ile insülin direncinden bağırsak sağlığına kadar önemli noktaları konuştuk.

Türkiye’de obezitenin hızla artığını söyleyen İç Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Yavuz Furuncuoğlu,“Obezite aslında vücutta fazla miktarda yağ birikmesi demektir. Yani kas kitlesinin fazla olduğu sporcular kilo da fazla gelse dahi obez değildir. İnsülin, pankreasta üretilen ve kan şekerinin yükselmesini önleyen bir hormondur. Vücuttaki aşırı yağ birikimi insülin üretiminde artışa neden olur ve insülin direnci gelişir. Bu insülin direnciyle bağırsak florası arasında ilişki kuran çalışmalar vardır.”

Medicana Ataşehir Hastanesi’nden İç Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Yavuz Furuncuoğlu, insülinin hiç üretilmemesi tip 1 diyabet, fazla üretilmesinin ise insülin direnci olarak değerlendirildiğine dair açıklamalarda bulundu. Doç. Dr. Furuncuoğlu, “Tip 1 diyabet, pankreasta insülin yapımından sorumlu beta hücrelerinin harabiyeti sonucu ortaya çıkarken; tip 2 diyabette karaciğer, kas ve yağ dokusu gibi dokularda insülin direnciyle birlikte zamanla gelişen pankreasta insülin salgılayan hücrelerin harabiyeti söz konusudur. Bağırsak mikrobiyotasındaki değişiklikler pankreas beta hücrelerinin tahribatıyla sonuçlanan bir kendi kendine saldırma olayını tetikleyebilir. Hayvanlar üzerinde yapılan çalışmalar, mikrobiyotanın tip 1 diyabetle ilişkili olduğunu desteklerken, insanda tip 1 diyabet gelişiminde rol oynadığına dair kesin neden-sonuç verisi bulunmamaktadır.” diye konuştu.

Hastalıklar bağırsakta başlar
Beslenmeyle fazla alınan katı yağlar ve bozulmuş bağırsak florasının tip 2 diyabet gelişimine neden olabileceğini ifade eden Doç. Dr. Furuncuoğlu, şöyle konuştu: “Mikrobiyotanın, özellikle sindirim sistemi kanserlerinde, kanseri önlemede ve kanser tedavisinin etkinliğini sağlamada önemli katkısı olduğu düşünülmektedir. Probiyotiklerle tedavi açısından hangi yararlı bakterinin hangi dozda, ne yolla verilmesi konusu kişiselleştirilmiş tedavi için önemli olmaktadır. Kanser tedavisi ve önlenmesinde probiyotik/prebiyotik kullanımı, dışkı nakli, diyet uygulamaları gibi tedavilerin uygulamaya girmesi için araştırmaların devam etmesi gerekmektedir.”

Bağırsak sağlığı neden önemlidir?
Sağlıksız bağırsak, mutluluk hormonu olarak bilinen ‘serotonin’ eksikliğine yol açar. Bağırsaklarda mikrobiyota adını verilen ve trilyonlarca bakteriden oluşan bir yapı olduğunu, bu yapı içerisinde yararlı ve zararlı denilen mikroorganizmaların birlikte bulunduğunu, hareketsizlik, sağlıksız beslenme, stres gibi nedenlerin mikroorganizmalar arasındaki dengeyi bozarak, bağırsak dostu denilen bakterilerin azalmasına, zararlı bakterilerin de çoğalmasına neden olduğunu ifade eden Doç. Dr. Furuncuoğlu, sözlerine şöyle devam etti, “Bu durum, bağışıklık sistemimizin zayıflamasına ve pek çok hastalığın oluşmasına da zemin hazırlar. Bağırsaklarımızda 100-150 trilyon kadar bakteri yaşar. Bizimle beraber yaşayan bu bakterilerin bir kısmı iyi, bir kısmı ise kötü bakteri olarak değerlendirilir ve hepsi bir denge içindedir. Bu dengenin bozulması, bağırsak sağlığının bozulması anlamına gelir. Bakteriler dünyasına ‘mikrobiyota’ adını veriyoruz. Sağlıklı bir mikrobiyota vücut mekanizmasının sağlıklı bir şekilde yaşaması için önemlidir. Başta antibiyotikler olmak üzere gereksiz ilaç kullanımı, hareketsiz yaşam, obezite, sağlıksız beslenme, sigara, alkol, stres ve uyku sorunları bağırsak sağlığını negatif etkiler. Özellikle antibiyotikler, zararlı bakterileri öldürürken bağırsaktaki iyi bakterileri de öldürür. Böylece bağışıklığımız zayıflar ve hastalıklara yakalanma riskimiz de artar. Şişkinlik, kabızlık ve ishal gibi sindirim sorunları, gıda intoleransı veya alerjiler, nedensiz kilo kaybı veya kilo alımı, uyku düzeninde bozulmalar, sürekli yorgun hissetme, egzama gibi cilt problemleri, otoimmün hastalıklar bağırsak sağlığında bozulmalara dair işaretler arasında sayılabilir.”

Yanlış probiyotik kullanımı hasta ediyor
Doç. Dr. Furuncuoğlu, “Probiyotiklerin şöhreti bilimsel kanıtların önüne geçmiştir. Bilimsel faydaları için yapılan çalışmalar, ufak çaplı ve kullanılan içerikler oldukça farklı ve önemli sınırlandırmalar içermektedir. Bu nedenle etkinliğiyle ilgili samimi sonuçlara ulaşmak zordur. İçerikleri, dozları ve biyolojik aktiviteleri farklı olduklarından bir probiyotik ilaç için ulaşılan sonuç diğerlerini de kapsamamaktadır, dolayısıyla probiyotik tedaviler genelleştirilememektedir. Bir probiyotiği kullanma kararı için beklenen faydanın derecesi, alternatif olması, fiyatı, hastanın tercihi ve faydalı olduğunun gösterilmiş olması gereklidir. Enfeksiyona bağlı ishallerde probiyotikler önerilmektedir” dedi.

İlgili Mesajlar

1 of 2.452