İstanbul’a yolunuz düşerse rotanızı Kanlıca’ya çevirin, 20. Yılını kutlayan Kanlıca Yakamoz, yemek planlarınızda yer almayı fazlasıyla hak ediyor.
İsmine birçok şarkı yazılan Kanlıca, tarihi yalılarıyla İstanbul’un en özel semtlerinden biri. Yoğurdu ile meşhur olan bu güzel semt, sanat meraklıları ve iş insanlarının da huzur bulduğu bir yer. Kanlıca yoğurduna burada ayrı bir parantez açılmalı. Özellikle içinde bulunduğumuz ilkbahar aylarında Kanlıca ayrı bir ruh haline bürünür. Güneşin içimizi ısıtmaya başladığı şu günlerde üzerine pudra şekeri serpiştirilmiş bir kâse Kanlıca yoğurdu ile Kanlıca sahilinde yapılan yürüyüşlerin keyfi bir başka olur.
Bu semte gidilip denenmesi gereken en özel gastronomik mekanlardan biri ise Kanlıca balıkçısı Yakamoz’dur. Eşsiz gün batımı manzarasında mezeler ve Boğaziçi’nin nadide balıkları ile kendinize mükellef bir sofra kurdurabilirsiniz. Bu restoranın en önemli farkı sadece Boğaz’da tutulan günlük balıkları misafirlerine sunmasıdır. Son ziyaretimde çinekop istedim ve yok cevabını aldım. “Ne yapalım biz de istavrit yeriz” demiştim ki aynı anda gelen bir aşçı yardımcısı “şu anda 8 çinekop geldi, hemen hazırlıyoruz” dedi. Bu, İstanbul’da zor karşılaşılacak bir olaydır.

Şef Gökhan Yıldız’ın özenle hazırladığı mezelerden en çok beğendiğim Girit ezme, levrek marin ve humus oldu. Ayrıca ben gibi şanslı bir misafirseniz kış aylarında kalan son lakerdalardan da tadabilirsiniz. Özel bir balıkçı salatası soframızın elbette ki olmazsa olmazı. Ara sıcaklardan ise fokur fokur tereyağlı karides ve kalamar tavayı da tatmanızı tavsiye ediyorum. İşletme sahibi Levent Kaya, sohbetimiz esnasında önemli bir noktaya değiniyor. Popülasyonu gittikçe azalan lüferlerin yeterli büyüklüğe gelmeden tutulmaması ve alınıp satılmamasının önemini vurguluyor. Lüferin balık restoranlarından kaybolmaması için bu detaya özen gösterilmesi benim de en büyük temennim. Yemeğimizin sonuna geldiğimizde Levent Bey’in misafirleri için Çekya’dan özel olarak getirttiği Marlenka’yı tadıyoruz; bu karamelize tatlı balığın üzerine kondurulmuş bir taç gibi çok yakışıyor. Tadı damağımda kaldı dersem mübalağa etmiş olmam sanırım.
İstanbul’da genellikle balık lokantaları büyük ve haşmetlidir. Hal böyle olunca tabii ki balığın kalitesi de arzu edilen seviyelerde olamıyor. Burada ise çok minik, kübik gerçek bir Boğaziçi lokantasını görüyorsunuz. Gerek hafta içi gerekse hafta sonu huzur dolu bir ortamda şöyle güzel bir kahvaltı yapmak isterseniz Yakamoz’un yöresel lezzetlerle donatılmış kahvaltı menüsü alternatifi de mevcut. İstanbul’a yolunuz düşerse rotanızı Kanlıca’ya çevirin, Yakamoz yemek planlarınızda yer almayı hak ediyor.











