Bugün 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü .
Ne kadar acı ve üzücü bir isim maalesef. Böyle bir isimle bir güne anlam
verilmesi verenleri de buna sebep olanları da utandırmıyor mu zerre kadar?
Maalesef utandırmıyor. Bir kadından gelen, kadının ilahi gücüyle hayata
tutunan, büyüyen, gelişen, birey olan ya da olamayan iki ayaklı canavarların
dini olarak yaratılışa, felsefi olarak yaşama, karakter olarak da zerre gurura
sahip olmadıkları aşikar.
Seni var edeni yok etmek hiçbir dine, inanca, bilime sığmaz iken nasıl bu
kadar cani, duygusuz ve canavar olabilir ki bu 2 ayakli penisli yaratıklar. Bir
erkek olarak utanıyorum hemcinslerimden. Ayaklarına kapanıp bir tanrıça yerine
koyup tapacağınız yere, alıp yerden yere vurmak, küfürler savurmak, taciz
etmek, öldürmek de neyin nesi.
Erkek güçtür kadın güzellik diyenler halt etmişler. Kadınlar olmasaydı
nereden gelecekti o taptığınız gücün kaynağı. Tarih boyunca hep erkek egemen
olmuş topluluklar, sahnede sadece onlar gözükmüşler oysa senaryoları yazanlar,
oyunu yönetenler genelde kadınlar olmuştur. Ama hiçbir kitap, hiçbir zihin
anlatmaz bunu. Beyinlerine, cinsel organlarının verdiği yetkilere dayanarak
konuşmamayı, kadına hakettiğini vermemeyi öğretmişler çünkü.
Bir insanın yaratıcısına kafa tutması dinde şirk koşmak değil midir? Dini
olarak baktığında Hristiyanı, Müslümanı, Yahudisi ve diğerleri siz, hepiniz
tanrınıza şirk koşuyorsunuz besbelli. Tanrının yarattığı bu mucizevi canlıyı
hangi hakla üzüyor, yok ediyorsunuz? Zerre anlam veremiyorum. Şu mucizevi
sistemin, ekolojinin, seleksiyonun tek hastalıklı türü penisli iki ayaklılar
maalesef. Hayvanlar aleminde bile düzen bir dengede ve adalet sistemiyle
ilerlerken sen hangi hakla bozabiliyorsun düzeni. Hiç ortalara çıkıp ben Tanrı’ya
inanıyorum demesin kimse. Belli ki senin bir inancın, mantıklı düşünen bir
beynin, duygusal bakan bir kalbin yok.
Bir kadına yöneltilen küfürlere sessiz kalmak, cinayetlere kulak tıkamak,
tacizlere susarak destek olmak. Ve en acısı da hukuğun, devletlerin,
yöneticilerin bu acı olayların önünü açmak için ellerinden geleni yapmaları.
Şunu bile fark edemiyorlar sanırım koca devletleri yönetenler, milyarlarca
dindarı yönetenler. Sizi bu yerlere getirenler anneleriniz, eşleriniz,
kardeşleriniz. Ve siz sizi besleyen toprağı yok etmek için anlamsızca bir yarış
içindesiniz. Toprak olmayınca ne olacak peki? Kimse dur demedikçe nereye
varacak bu işin sonu? Ne üreteceksiniz? Kadınları bitirip ardından çocukları da
bitirip kıyamet denen alameti siz mi yerine getireceksiniz?

Cinayetin normalleştirildiği, bir canı almanın bedelinin bir takım elbise
ve 3-5 yıl olduğu bir sistemde ellerinde bıçaklarla, bellerinde silahlarla
gezen psikoplatların sayısı elbette her geçen gün artacak. Çünkü o kadar hasta
beyin var ki etrafta. Yıllardır korku ile yönetilen toplumlarda isteseler bu
konuyla da ilgili korku salabilirlerdi ama işlerine gelmiyor. Bir medya ve algı
malzemesi olarak kullanıyorlar kadını, kadınlarımızı. Taciz edeni, yan gözle
bakanı, küfür edeni, öldüreni hepsine gerekli cezaları verseler bakın bakalım
azalıyor mu bu acı olaylar azalmıyor mu?
Cani diyor ki ne de olsa adam gibi bir yaptırımı yok, alıyor eline
bıçağını hatta biraz daha abartayım ne de olsa bir şey olmaz deyip işi
fanteziye döküyor samuray kılıcı koyuyor sırtına öyle çıkıyor meydanlara. Birini
öldürmem lazım diye düşünüp aslında çok da düşünmeyip gidip bir kadının canına
kıyıyor çünkü onun nezninde kadın zayıf, kadın ölse de cezası zayıf. Yazık, çok
yazık…
Sistem de bunu istiyor ve destekliyor maalesef. Kadınlar evde otursun,
erkeklere ve çocuklara hizmet etsin, döngüyü devam ettirsin, kocası ne yaparsa
yapsın ekonomik olarak ona bağlı olduğu için dayağı, şiddeti sindirsin. Sistem
böylelikle evdeki emeği bedava iş gücüne çevirmiş, dışarıda dönen çarkı
kendince kusursuz hale getirmiş oluyor. Oysa kadın hepsinin altından kalkacak
üzerine de para kazanacak güce ve yetiye sahip. Milyonlarca örneğini de
görüyoruz. Ama sistem gözükmesin, farkedilmesin istiyor.
İstenilen çok büyük bir şey değil aslında. Tek istedikleri eşit yaşam
hakları, kadın-erkek eşit safsatasının hayal değil gerçek olduğunu görmek,
cinsiyet ile değil birey olarak yaşam sürmek. Korkmayın dini liderler ve
politik liderler çok sevdiğiniz tahtlarınızdan olmazsınız bunlar
gerçekleştiğinde. Siz sizi siz yapanın o ikinci plana attığınız kadınlar
olduğunu görmeyecek kadar kör olsanız da onlara delicesine muhtaç kaldığınız,
kaldığımız, gözüne çöp batsa sakındığımız günler çok yakında gelir umuduyla
yanıp tutuşuyorum inanın.
Vatan, millet, toprak uğruna milyonlarca canı feda edip adına gururla tarih
demişsiniz ama bu arada katledilen ana toprağınıza, eş toprağına, kız çocuk
toprağına razı gelmişsiniz. Çok toprak kazandık zannederken milyonlarca
metrekaresini kaybetmişsiniz aslında.
Toprağımıza sahip çıkmayalım, sahip çıkılmaya ihtiyacı yok çünkü. Sadece
toprak olduğunu bilelim, saygı duyalım, sevgi duyalım. Bakın o zaman nasıl da
yeşeriyor dünya.
“Tarihte 25 Kasım’a yüklenen bu acı anlamı yok edelim, siddete, tacize,
ölümlere artık dur diyelim” umuduyla.











