SAĞLIK

Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Efekan Coşkunseven, az bilinen ama ülkemizde çok görülen bir hastalık olan Keratokonus’u anlattı

Az bilinen ama ülkemizde çok görülen bir hastalık: Keratokonus

Keratokonus; Sadece ülkemizde değil tüm Akdeniz ülkelerinde çok görülen bir hastalık. Bu hastalığın en önemli özelliği genetik yatkınlık yanında gözü kaşıma gibi dış faktörlere bağlı ortaya çıkması.

Gözünü sürekli kaşıyanlarda keratokonus hastalığının gelişebildiğine dikkat çeken Etiler Dünyagöz Hastanesi’nden Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Efekan Coşkunseven, “Keratokonus ülkemizde çok sık görülen ve gençlerde ciddi görme kayıplarına yol açan önemli bir hastalıktır. Keratokonus’un gelişmesindeki en büyük etken göz kaşıma alışkanlığıdır” dedi.

Bahar aylarının gelmesiyle birlikte sıklıkla görülen alerjik hastalıklar göz sağlığımızı olumsuz yönde etkiliyor. Özellikle gözlerde yanma, sulanma, kaşıntı ve kızarıklık gibi şikâyetlere yol açabilen göz alerjisi, günlük yaşam kalitemizi düşürüyor. Alerjisi olanların sıklıkla yaptığı göz kaşıma alışkanlığı ise Keratokonus adı verilen önemli bir göz hastalığına yol açabiliyor.

Sürekli göz kaşımak Keratokonus hastalığını tetikliyor
Alerjik hastalıklar göz hekimlerinin de sıklıkla karşılaştığı durumlardır. Bir kısmı bahar aylarında görülürken bir kısmı da yıl boyu devam edebilen gözle ilgili alerjiler genelde yanma, sulanma, kızarıklık ve kaşıntı şeklinde ortaya çıkar.Alerji kökenli şikâyetlere neyin yol açtığı cilt testleriyle tespit edilebilir ve ona yönelik yaşam tarzında önlemler alınır. Ağır alerji bulunan olgularda, bulgular sadece göz ile sınırlı kalmayacağı için bu tür hastalarda alerjinin sistemik tedavisi daha başarılı olur.

Türkiye’de çok önemli bir sağlık sorunu

Alerjik hastalıkların göz sağlığımızda oluşturduğu en önemli risklerden biri, keratokonus hastalığının gelişmesine zemin hazırlamasıdır. Akdeniz’in doğu kıyılarında, Türkiye ve Arap ülkelerinde keratokonus görülme oranı çok yüksektir. Maalesef daha önce tanımlarken 12 yaşlarında başlayan bir hastalık dememize rağmen şimdi kliniğimizde 8 yaşında bile tedaviye başladığımız hastalarımız mevcut. Erken dönemde bu hastalığın tanısı topografi adı verilen özel sistemler ile konulmaktadır. Topografi sistemleri özellikle lazerle kırma kusurları teşhis ve tedavisinde kullanıldığı için birçok hastada keratokonus teşhisi lazer tedavisi için geldiği göz merkezinde konuluyor. Keratokonus başlangıç döneminde göz muayenesinde bulgu vermediği için göz tembelliği sanılarak atlanabilir. Keratokonusa geç tanı konulması ise geriye dönüşü mümkün olmayan kornea tabakasında incelme ve sivrileşmeye sebep olurken maalesef görme kaybını daha da arttırır.

En önemli belirtisi görme kalitesinde azalmadır

Keratokonus hastalığının en önemli belirtisi görme kalitesinde azalmadır. Eğer çocuğunuzda alerjik konjunltivit var ve gözlerini çok kaşıyorsa, her yıl numaraları belirgin olarak artıyor, her gittiği doktordan farklı bir gözlük alıyor, ancak görmesi tam düzelemiyorsa göz doktoru tarafından mutlaka bir topografik değerlendirmeden geçirilmesi gerekmektedir.

Hastalığı en çok arttıran nedenin gözleri kaşımak ovalamak ve hatta yüz üstü yatmak olduğunu unutmayalım. Kardeşlerden birinde keratokonus olması diğer kardeşte keratokonus görülme riskini arttırıyor.

Hastalığı durdurmak için: Çapraz Bağlama (Cross-Linking) Tedavisi (CCLl)

Keratokonus hastalığını durdurabilmek için tüm dünyada kabul görmüş tek tedavi yöntemi olarak Çapraz Bağlama (Cross-Linking) yöntemi kullanılmaktadır. Bu tedavi hastalığı durdurup incelen, dikleşen kornea dokusunu güçlendirir. Bu tedavi sadece hastalığının ilerlediği tespit edilmiş hastalara uygulanır. Bu tedavideki tek amaç hastalığı durdurmaktır. Bu tedavi çok az miktarda da olsa görmeyi de bir miktar düzeltebilir. Çapraz Bağlama (Cross-Linking) yöntemi keratokonus hastalığı ilerleyen ve kontakt lens takamayan hastalarda görmeyi arttırmak için ‘Halka, topolazer ve göz içi kontakt lens takılması’ gibi yöntemlerle beraber uygulanabilir.

Görmeyi arttırmak için ilk tercih özel keratokonus kontakt lensleri

Bugün Dünyada keratokonus için özel olarak tasarlanmış; Yumşak, sert, yarı sert, hybrid, skleral olarak adlandırılan çeşitli lensler bulunmaktadır. Görme tedavisinde ilk seçeneğimiz her zaman kontakt lens olmalıdır. Ancak bu özellikli lenslerin kullanımındaki zorluk, refleksler, alışkanlıklar, mesleki ortam gibi nedenlerden ötürü hastaların bir çoğu kontakt lens kullanamamaktadır.

GÖRMEYİ ARTTIRMAK İÇİN CERRAHİ TEDAVİLER:

Kornea içi halka tedavisi

Kornea içi halka yöntemi ‘Femto Saniye Lazer’ ile kornea içinde kanallar açarak bu kanalların içine özel yapıda 5-6 mm çapta saydam halka şeklinde metaryallerin uygulanmasıdır. Bu yöntemde halkalar kullanılarak bozulan kornea dokusunun normal şeklini alması sağlanır, böylece görme seviyesi artırılabilir. Tedavi yöntemini hastaya göre seçmek de son derece önemlidir. Progresif halka adı verilen yeni kornea içi halka modelleri kullanımı tedavinin etkinliğini önemli derecede arttırmıştır.

Topo-Lazer Yöntemi
Topo-lazer Yöntemi : Özel bir cihazla gözün topografik haritasını alan Excimer Lazer Cihazının bu Topografik harita bilgisini kullanarak korneadaki dikliği düzeltilmesi işlemidir. Bu tedavi özellikle çapraz bağlanma tedavisiyle kombine edilir. Aynı anda ya da çapraz bağlanma tedavisinden 6 ay sonra yapılabilir. En son bilimsel araştırmalarda 6 ay arayla yapılan tedavilerde daha çok planlanan sonuçlar alınmıştır. Çapraz bağlama, halka ve topolazer tedavisinin kombine yapılması ile çok başarılı sonuçlar alınabilir. Bu konuyla ilgili çalışmamız 2010 yılında ‘Amerika Katarakt ve Refraktif Cerrahi’ toplantısında (ASCRS) en iyi çalışma ödülü almıştı.

Göz içi kontakt lens uygulaması
25 yıldan uzun bir süredir tüm dünyada ve ülkemizde yüksek miyop-hipermetrop ve astigmat tedavisinde göz içine gözün kendi lensini almadan yeni bir lensin konulması ameliyatı yapılmakta. Bu yöntem keratokonus sonrası oluşan yüksek miyopi ve astigmatın tedavisinde kullanılır. Özellikle bu yöntem hastalığı durduran çapraz bağlama ile korneadaki sivrileşmeyi düzelten halka ve topolazer yöntemiyle kombine kullanıldığı taktirde çok başarılı sonuçlar alınmaktadır.

Son çare kornea nakli
Eğer hastalık çok ilerlemiş ve yukarıda bahsedilen hiçbir tedaviden faydalanılamamış ise ‘Kornea Nakli’ son çare olarak karşımıza çıkmakta. Kornea naklinde ‘Femtosaniye Lazer’ teknolojisinin kullanılması ile kusursuz, çeşitli şekillerde kesinin yapılabilmesi başarıyı arttırmıştır. Ayrıca kornea naklini yaparken en alt ‘Entonel Tabakasını’ yerinde bırakarak sadece üst tabakanın naklinin yapılması (Dalk yöntemi) ve Femtosaniye Lazer’in kullanılması doku reddini azalttığı gibi operasyon sonrası diğer yan etkilerin görülme sıklığını azaltmış ve görsel başarıyı arttırmıştır.

 

İlgili Mesajlar

1 of 159