GÜNCEL

Promat’ın ‘Dış Yüzü’ Tolga Ürkmezgil’den Quality of magazine’e özel açıklamalar

“Hayatı doğru bir
terazide yaşamak istiyorum.”
Quality of Magazine’in bu ay çok renkli, çok yönlü, başarılı, hobi zengini; aslında sıra dışı bir röportaj konuğu var: Tolga Ürkmezgil. Promat Matbaacılık’ın kurucusu ve Beşiktaş Kulübu Genel Sekreteri Ahmet Ürkmezgil’in oğlu olan Tolga Ürkmezgil, Promat’ta Pazarlama ve Satıştan Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi. Matbaa sektörünün yanı sıra birçok farklı sektörde faaliyet gösteren başarılı bir iş insanı olan, diğer yandan akademik kariyerine doktora programı ile devam eden Tolga Ürkmezgil, şaşırtıcı ilgi alanları, hobiyi aşan farklı aktiviteleri ile insanı hayrete düşüren, sürprizlerle dolu bir profil çiziyor. Kendisi ile Promat Matbaacılık’ın Hadımköy’deki dev tesisinde röportaj yaptık. Ve sözü direkt kendisine bıraktık.
“Amerika’da kendi ayaklarımın
üzerinde durmayı öğrendim”
“Marmara Üniversitesi İşletme mezunuyum. Sonra Amerika’da pazarlama master’ı yaptım. 10 yıla yakın yaşadım orada. Aynı zamanda çalıştım da. Değişik kültürlerde, değişik ekonomik sisteme sahip ülkelerde bulunmak insana çok şey katıyor. Öncelikle kişisel gelişimime çok büyük katkıları oldu. Kendi ayaklarımın üzerinde durmayı öğrendim. Daha sonra Türkiye’ye döndüm. Bu kez Marmara Üniversitesi’nde finans ve mali işler master’ı yaptım. Şu anda da Bahçeşehir Üniversitesi’nde reklamcılık alanında doktora yapıyorum.”

“Gençleri, yeni gelen nesli daha iyi anlamak adına doktora yapıyorum”
“Reklamcılık hariç, diğer branşlarda aldığım eğitimler, bence bir iş adamının zaten mutlaka bilmesi gereken konular. Reklamcılık doktorasına gelirsek; reklam sektörünün içinden pay alan bir sektörüz. Bu noktada hem sektörü tanımak hem geleceği görmek, hem de gençleri anlamak, bilmek adına bu doktora programına devam ediyorum. Şu anda tez aşamasına geldim. Allah kısmet ederse önümüzdeki sene bitireceğim. Önümüzdeki yıllarda karşılıklı fayda sağlayabileceğimizi düşündüğüm bir üniversitede haftada bir ya da iki gün derse girmeyi de düşünüyorum.
Yeni nesil ve ileri teknoloji ile matbaacılığın buluşması…
Günümüzde basılı mecra ile dijital dünyanın harmanlanması kritik derecede önemli. Elle dokunduğumuz kağıt ve boya kokusu hiçbir zaman yeri doldurulamayacak bir his. Dijital dünyanın büyümesi devam etmekle beraber ilk dönemlerdeki tek yönlü gelişimini basılı mecrayla birleştirerek çok daha sağlam adımlarla devam ettiriyor. Bizde bu dönemlerin yeni nesil tarafından birbirine daha anlamlı bağlanabilmesi adına kurum olarak sorumluluğumuzu aldık. Rahmi M. Koç Müzesi içerisinde hazırlanan özel bir bölümde 1950’lerin basım dünyasını yansıtan, içinde halen aktif olarak Çalışan tipo baskı makinasI ile o dönemi yaşatmayı amaçladık. Aktif olarak eski matbaa ustamız ile kurşun harflerle dizgi, baskı, kesim ve ciltleme gibi süreçleri ziyaretçilerimize uygulamalı olarak gösteriyoruz. Tek amacımız yeni nesillerin teknoloji ile birlikte gelişen baskı sektörünün geldiği noktayı daha iyi anlamasını sağlamak.
Kısaca Promat…
“Promat, 1991 yılında Ahmet Ürkmezgil tarafından kuruldu. Bir aile şirketi. Türkiye’de birçok ilke imza attı. Promat, 1996 yılında Türkiye’ye ilk kez iki adet büyük ebat dört renkli sıfır makine getiren matbaa oldu. 1996’da Haramidere’de Türkiye’de matbaacılık için özel olarak dizayn edilmiş tek bina olan modern tesisine taşındı. Bu bizi çok ciddi öne taşıdı diğer rakiplerimize göre. Binamızın matbaacılık için dizayn edilmiş olması çok ciddi verimlilik getirdi, yanında büyümeyi ve kontrolü çok kolaylaştırdı. Türkiye’de matbaacılık sektöründe yaşanan bu ilk ile sektörde kalite ve güven çıtası arttı, Promat başta olmak üzere birçok matbaa yurt dışına işler yapmaya başladı. Hatta biz o yıllarda basılı işin ihracatını atlayarak yurt dışında matbaa kuran ilk kurum olduk, uzun süre de devam etti ortaklığımız yakın bir dönemde hisselerimizi devrettik.”
Promat’ın Hadımköy tesislerine geçişi
“2006 yılında matbaacılık alanında dünyadaki en büyük fuar olan Ipex ’e katılmıştık. Gazete insert’lerinin ve yüksek adetli katalogların basımına imkân sağlayan makinelere yatırım yapma kararı almıştık. Aynı anda biri 16 diğeri 32 sayfa basacak iki makine satın alarak, dünyanın en büyük alımını yaptık fuarda. Hatta bize plaket verdiler. Yaklaşık 17,5 milyon euro’luk bir yatırımdı. Fakat döndüğümüzde yeni aldığımız makinelerin iş hacmini de ve ilerleyen dönemlerdeki büyüme hedefimizi de düşünerek yeni tesis kurma ihtiyacı gördük. Ve makinelerin teslimine çok az bir zaman kalmış olmasına rağmen bu binayı yaparak, Promat’ı 2006 yılında buraya taşıdık.”
Promat’ın gücü
“Bu merkezden bütün dünyaya iş yapabilme kapasitemiz var, zaten yapıyoruz da. Ciddi boyutlarda ihracatımız bulunuyor: Azerbaycan, Kazakistan, Almanya, İtalya, Fransa ve Amerika’ya.”
“Promat’ta her birimde çalıştım”
“Yurt dışından döner dönmez Promat’ta işe başladım. Her birimde çalıştım. O yıllar, renk ayrımı ve filmden CTP’ye geçiş dönemiydi. Ben de henüz bu sistem çok yeniyken “Yedi Renk” adlı firmayı kurarak, CTP tarafını matbaaya adapte ettim. Ve Türkiye’de ilk CTP’ye geçen matbaa biz olduk. Babam Ahmet Ürkmezgil de bana her zaman çok güvendi. Tüm zorlukların üstesinden geldik ve Yedi Renk çok hızlı bir şekilde büyüdü. Halen de devam ediyor.”
“Promat’ta şu anda Pazarlama ve Satıştan Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesiyim. Hem eğitimimden hem de kişisel özelliklerimden dolayı işin pazarlama ve satış tarafında olmak istedim. Ortağımız Yaşar Bozatlı ise üretim tarafında çok tecrübeli. O da zaten dış dünyanın karması ve trafiğini sevmeyen biri. Dolayısıyla ikimizin iş birliği aslında birbirini çok iyi tamamladı. Ben tamamen Promat’ın dış yüzü oldum, o da tamamen iç yüzü olmuş oldu.”

İlgili Mesajlar

1 of 1.447