14 Şubat Sevgililer Günü için çok özel bir röportajı sizlere sunuyoruz. Fizikom Fizik Tedavi Merkezi’nin kurucusu Prof. Dr. Meral Kozakçıoğlu Özekici ile eşi Maltepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ümit Özekici, 26 yıl önce tanışmış. Tanıştıktan bir sene sonra ise evlenmişler. Mustafa Veysel adında, kendileri gibi doktor olmak için İtalya’da öğrenim gören bir oğlu olan çift, tanıştıklarında baş başa ilk yemeklerini 14 Şubat’ta yemişler. O yemek, bugünkü mutlu yuvanın temellerinin atılmasındaki ilk adım olmuş. Hem Meral Hanım hem de Ümit Bey, 26 yıldır her gün büyüyen aşklarını Quality of Magazine’e anlattı.

Her ikinizden de tanışma hikayenizi dinleyebilir miyiz?
Meral hoca: Ümit hocayla tesadüfen tanıştık. Gazeteci arkadaşlarımızdan birisi tanıştırdı. Kliniğimi o zaman yeni açmıştık. Bir derginin (FormSante) editörü, doktor görüşmesi yapacağımızı söylemişti. Doktorlar o zaman dergiye gidiyor, herkes telefon açıp doktorlara hastalıklarıyla ilgili sorular soruyor. Birisi bendim, birisi Ümit hocaydı, bir de dermatolog vardı. Ümit hocayla orada tanıştık.
Hemen Ümit hocamıza soralım Eros okunu orada mı attı?
İlk olarak görüntü anlamında çok etkilendiğimi söylemem lazım. Genel duruşu, oturuşu, konusuna hakimiyeti, fiziği, yerini dolduruyordu. Sonrasında sohbet sırasında kendisinin fizik tedavi kliniği olduğunu, bunun dışında osteoporoz ve menopozla ilgilendiklerini, menopozla ilgili konsültan gerektiğini söyledi. Ben de programımıza bakalım, beraber çalışabiliriz dedim. Ben de kadın doğum uzmanı olduğum için bunlarla ilgileniyorum. Sonrasında kendisi eğitim için Paris’e gitti. O sırada görüşmedik. O dönem benim sağ kolumda ağrılarım oldu. Parmaklarım kitlendi, korktum. İlk aklıma Meral hoca geldi.
Hocam yoksa kalp ağrısı dirseğinize mi vurdu?
Olabilir, belki de kalp ağrısı dirseğime vurdu. Sonrasında gittim kendisine, Meral hoca “Bu tenisçi dirseği” dedi. Çok fazla kullanıyordum bu kolumu. “Biz bunu hallederiz ama 15 seans gelmeniz gerekiyor” dedi. Sonrasında telefonlaştık, ne zaman geleceğimin programını yaptık. Gayet doktor hasta ilişkisi şeklinde ilerledi. Sonra beni tedaviye aldı. Ben tabii bilmiyorum, fizik tedavide doktorlar tedavi ediyor sanıyordum. Her seferinde Meral hoca beni tedavi etti. Ben bunu arkadaşlarıma sordum, Meral hoca çok ilgileniyor ne güzel diye. “Aman ne ilgilenmesi. Fizik tedavi hocaları bir bakar, tedaviyi verir, fizyoterapistler tedaviyi yapar. Bu özel ilgi.” dediler. İşte böyle başladı hikayemiz.

Meral Hocam, fizyoterapistlerin yapacağı tedaviyi sizin yapmanız, dirsekteki ağrının aşk acısı olduğunu hissetmenizden dolayı mı?
Ümit hoca geç saatlerde geliyordu. Klinik o zaman yeni açılmıştı ama çok yoğun çalışıyorduk. Terapistlerin de hepsi yoğundu. Hastalara 1 ay sonraya randevu veriyordum. Ama Ümit hocayı da kırmayayım diye kendim aldım. Beraber çalışmayı da düşündüğümüz için neler yapabileceğimizi de o aralar konuşuyorduk. Sene 1998’di.
Arkadaşlıktan, hasta-doktor ilişkisine ve sonrasında aşka geçiş. İlk kim ne zaman açıldı?
Ümit hoca: Onu tam bilmiyorum ama ben dirseğimdeki tedavi sonrasında teşekkür bahanesiyle yemeğe davet ettim. Benim davet ettiğim gün 14 Şubat’tı. Çok güzel bir yer ayırttım. Kapıdan girerken de gelen hanımefendilere birer gül veriyorlardı. Sevgililer Günü dolayısıyla olduğunu söylediler, şaşırdı tabii. Biraz daha ısındı durum. Sonrasında Çırağan’a gitmiştik. İki ya da üçüncü buluşmamızdı. Konuya çok da girmiş değiliz. Bu arada Meral “Ne olacak bu iş. Ben bilinen bir ailenin kızıyım. İnsanlarla gezip tozamam, sizin niyetiniz nedir?” dedi. Ben de “Benim öyle sadece yemeğe çıkmak gibi bir niyetim yok.” dedim. “Bunun bir adını koyalım.” dedi. Sonrasında ben artık projelerden bahsediyorum, ortak çalışmadan bahsediyorum derken böyle yürüdü gitti.
Hocam Ümit Bey tam olarak detaya giremedi sizden dinleyelim.Meral hoca: Bu durum çok kısa süre içinde oldu. 1998’de tanıştık, 1999’da evlendik. Benim genç kızlık dönemimde herkes gibi bir yaşantım olmadı. Hep protokol durumu oldu, yanımda her zaman koruma olurdu. Diğer genç kızlar gibi buluşmalarım ya da bir tane bile erkek arkadaşım olmamıştı, Ümit hocaya kadar. Ben zaten kendisini çok beğendim. Evleneceğimi hissettim. Kalben beğendim, insan olarak beğendim. Kendi kendime “Ben evlenirsem, Ümit hocayla evlenirim” dedim. Zaten bana evlenme teklif etmedi. Direkt evlendik biz. Ben kendi içimde bu kararı verdim, onun da böyle düşündüğünü anladım ve işini kolaylaştırdım. Karşılıklı olarak ruhen çok iyi anlaşıyoruz. Birbirimizin ne istediğini hissediyoruz.

26 senelik mutluluk ve pırıl pırıl bir evlat. Evliliğin tanımını, aşkın tarifini yapın dersek, neler söylersiniz?
Meral hoca: Aşk tabii ki, birini görünce hemen beğenmesi, hoşlanması durumu. Bu duygu, giderek gelişiyor ve sevgiye dönüyor. Ama aşkın gelişip sevgiye dönmesi emek ister. İki tarafın karşılıklı emeği. Davranışlarım ve karşıdaki davranışlar bunu getiriyor. Evlilikte de aşk sevgiye dönüşünce devam ediyor, dönüşmeyince devam etmiyor.
Bizim konuşacak çok ortak noktamızın olması da bizi bağladı. Kişilik olarak da Ümit hoca bana çok uygun. Bence dünyada iki tip erkek var. Birinci tip ilişkide kadının söyledikleri erkeğe her zaman ters geliyor. İkinci tip ilişkide, kadının söylediği her şey erkeğe mantıklı geliyor; “Benim karım çok mantıklı, akıllı” diyor. Bence böyle bir insanla evlenmelisiniz. Ümit hocayla ilk tanıştığımızda beni çok beğendiğini, çok akıllı bulduğunu, her konuda desteklediğini belirtti, beni hep yüceltti. Böyle olunca da aşk derin bir sevgiye dönüşüyor.
Ümit hocam 26 senelik mutluluğun sırrı size göre nedir?
Birlikte yola çıktığınız kişi ya elmanın yarısı olacak ya ruh ikizi olacak. Her konuda sizi tamamlayacak. Geçenlerde sosyal medyada bir Rus adamı gördüm. Böyle iri yarı birisi. “Mutlu musunuz?” dediler. “20 yıldır evliyim, çok mutluyum” dedi. Bunun sırrıyla ilgili “Eve yorgun geliyorum, bakıyorum bir sıkıntı çıkacak gibiyse dışarı çıkıp geziyorum, yarım saat sonra gelip ‘sen haklıydın’ diyorum. 20 yıldır hiç kavga etmedik.” diye devam etti.
İnsanlar birinci derecede dost olabiliyorsa, her zaman konuşacakları, paylaşacakları bir şey varsa, birbirlerinin hatalarını bulmaktan ziyade yapıcı oluyorsa sevgi ve saygı beraber yürüyor. Karşınızdakini ezmeye, hor görmeye başlarsanız, kendi kontrolünüzü kaybedip başkalarının önünde de bunu yaparsınız. Bu sefer herkes, sizin gözünüzden sakındığınız kişiyi hor görmeye başlar. Ben her zaman Meral’i çok sevmişimdir, çok saygı duymuşumdur, çok da iyi dost olmuşuzdur. Biz bir hafta evden çıkmasak, evde otururuz konuşuruz, program yaparız. Geziye gidiyoruz, ben müze seviyorum, Meral sevmiyor. Müzeye de gidiyoruz. Öncelikle Meral’in sevdiği yerlere gidiyoruz. Sonrasında benim sevdiğim yerlere gidiyoruz. Benim önceliğim her zaman Meral’dir.

14 Şubat Sevgililer Günü, sizin için de özel bir gün. Duygularınızı anlatır mısınız?
Ümit hoca: Ben ilk tanıştığımız ve yemeğe çıktığımız gün kadar heyecan duyuyorum 14 Şubat’tan. Her gün böyle bir insanla hayat kurduğum, evliliğimizi sürdürdüğümüz, güzel bir çocukla taçlandırdığımız ve huzur içinde bu kadar yıl birlikte olduğumuz için Allah’a şükrediyorum. Allah sonuna kadar böyle götürsün.
Meral Hoca: Ben de aynı şekilde düşünüyorum. Kadınlar için de erkekler için de iş hayatı kadar evlilik de çok önemli. Sevdiğiniz, beraber olmayı istediğiniz kişiyle evlendiğinizde, huzurlu bir yuvanız olduğunda işinizde de çok başarılı oluyorsunuz. İnsan hayatında sevgi ve aşk çok önemli.
BU AŞK DOLU RÖPORTAJIN DEVAMI VE ÇOK DAHA FAZLASI İÇİN TIKLAYIN












