İŞ DÜNYASIManşet

Doğan Sigorta Brokerlik A.Ş. CEO ve Tara Kitap ve Tara Akademi’nin kurucusu Selcen Gür yeni kitabı ‘Plaza Sufisi’ni anlattı

Doğan Sigorta Brokerlik. CEO su, Tara Kitap ve Tara Akademi’nin kurucusu Selcen Gür, örnek bir Cumhuriyet kadını olarak dikkat çeken başarılı ve sosyal bir iş insanı.

Üniversite eğitiminden sonra, İngiltere’de University of Essex’te sosyoloji alanında master yapmış, ‘Türkiye’nin Batı Avrupa’daki İmajı ve Ötekileştirilmesi’ üzerine bir tez yazmış donanımlı bir iş insanıdır. Bir dönem Posta gazetesinde köşe yazarlığı da yapan Selcen Gür’ün 2021 de yayınlanan ilk kitabı Sır ve Gölge, ‘The Recort Button’ ismi ile İngilizceye çevrilmişti. Selcen Hanım’ın, Kişisel gelişim, felsefe, psikoloji ve tasavvuf tasavvuf içerikli ikinci kitabı ‘Plaza Sufisi’, Tara Yayınevi’nden çıktı. Selcen Hanım hem kitabını hem de, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü hakkındaki düşüncelerini anlattı…

Neden Plaza Sufisi?
Bizler büyük şehirlerde teknolojik, finansal, kültürel ve sosyopolitik gelişmeleri sindirmeye bile fırsat bulamadan yenilerine maruz kalıyoruz. Hatta bu gelişmelerden geri kaldığımızda fobiler geliştiriyor, mutluluğu tüketim ve hazlardan elde edebileceğimizi zannediyoruz. Tüketip mutlu olamayınca, aslında daha fazlasına ihtiyacımız olduğu yanılgısına kapılarak daha çok tüketmenin ve daha çok hazzın peşine düşüyoruz. Haliyle bir kısır döngü içine hapsoluyoruz. Ben bu düşüncelerden hareket ederek; pozitif psikolojiden tasavvufa uzanan bir okuma yolculuğuna çıktım. Bu yolculukta aldığım notlardan istifade ederek mutluluk ve hayatın anlamı konusunda sufilerden nasıl ilham alabileceğimize kafa yordum. Plaza Sufisi, işte bu yolculuğu anlatıyor.

Neden Tasavvuf?
İnsanı sadece biyolojik, psikolojik ve sosyo-ekonomik bir varlık olarak tarif ettiğimizde, manevi yönünü es geçtiğimizde, önemli bir bölümü eksik bırakmış oluyoruz. Oysa insan manevi yönü de olan, bu yönünün beslenmesi gereken bir varlık. Bugün yeni nesil spiritüel öğretiler neden bu denli ilgi görüyor? Bunu düşünmemiz lazım. Bu öğretiler ya kendi kültürel kodlarımızla uyuşmadığı için ya da gönlümüze ve aklımıza tam hitap edemediği için bir süre sonra bizi tatmin etmemeye başlıyor. Öte yandan tasavvuf bizim kültürel dokumuzla, maneviyata bakış açımızla uyumlu, kendi topraklarımızda yeşermiş bir öğreti. Bu sebeple Anadolu tasavvuf anlayışına biraz daha yakından bakmak ve gündelik hayatımızda bu öğretiden nasıl beslenebileceğimize dair bir pencere açmak istedim.

Mutluluğun Sırrı
Sufilerin tek ve nihai amacı ‘mutluluk’ olmadığı için, bizler gibi orada takılı kalmamışlar. Tekâmül yolculuğunda kazanılan erdemleri ve nefs ilmini önemsemişler. Haliyle mutluluk bir amaç olarak değil, tekâmül yolculuğunun getirilerinden biri olarak görülmüş. Bu noktada ‘İnsanın Anlam Arayışı’ kitabının yazarı Victor Frankl’in ile benzer bakış açıları yakalamak, bu konuyu farklı bir perspektiften de görmemi sağladı. Hayatta anlam bulmanın önemini Frankl’in teorisi üzerinden anlatmaya çalıştım. Peki bu çağda sufi olmak mümkün mü? Bu soruya kitapta ayrı bir bölüm ayırdım ve tasavvufun sanıldığı gibi inzivada yaşamaktan ve bir lokma bir hırkadan ibaret olmadığını vurgulamaya gayret ettim.

Kadınlar Günü
Kadınlar Günü’nün beylik sözlerle kutlanılacak bir gün olmadığını düşünüyorum. Açıkçası ülkemizde Kadınlar Günü’nün kutlanmaktan ziyade şapkamızı önümüze koyup düşünmemiz gereken bir gün olduğuna inanıyorum. Özel sektörden, devlete, derneklerden bireylere, toplumun her kesiminin ‘Bu yıl kadınların hayatına dokunacak ne yaptık?’ diye sorgulamaları, nasıl bir somut katkı sağladıklarının muhasebesini yapmaları bana daha doğru geliyor. Bu sorumluluğu topluma ne kadar yayarsak o kadar faydalı olacağını düşünüyorum. Hemcinslerine köstek değil destek olan kadınlarımızın sayısının artmasını diliyorum.

İlgili Mesajlar

1 of 967