Atatürk “Milletleri kurtaranlar yalnız ve ancak muallimlerdir, yani öğretmenlerdir.” diyor. Bu cümlenin üzerine bir kitap yazılır
Hayatını eğitime adamış, İstek Vakfı ve Yeditepe Üniversitesi’ni kurarak bu okullarda binlerce gencin yetişmesine vesile olmuş Bedrettin Dalan’la, Öğretmenler Günü’nü kutlayacağımız kasım ayı için çok özel bir röportaja imza attık.
Okullarının kuruluş aşamasından Atatürk aşkına, eğitimin öneminden Öğretmenler Günü mesajına dek birçok konuda samimi ifadeler kullanan bu röportajı ilgiyle okuyacaksınız.
Başkanım malum 24 Kasım Öğretmenler Günü. Öncelikle sormak istiyorum, ‘Öğretmenler Günü’ için mesajınız nedir?
Yüce Atatürk’ün çok leziz sözleri var. Onlardan birisinde “Milletleri kurtaranlar yalnız ve ancak muallimlerdir, yani öğretmenlerdir.” diyor. Bu cümlenin üzerine bir kitap yazılır. Öğretmenler bu kadar önemli bir görev yapıyor. Milletin en kıymetli varlığını, evlatlarını yetiştiriyorlar. O yüzden öğretmen olmak zor bir iştir, ayrıcalıklı bir iştir, kutsal bir iştir. Allah hepsine kolaylık versin. Büyük eğitimci, yüce eğitimci Hasan Ali Yücel’i de anmak istiyorum. 1973’te bir gün arabada giderken radyoyu dinliyordum, bir öğretmen okulunun açılışında yaptığı konuşmasını yayınladılar. Dedi ki, “Sevgili gençler bugün öğretmen olup diplomalarını aldınız. Eğer sınıfınızın en sümüklü çocuğunun sümüğünü kendi mendilinizle silemiyorsanız, öğretmenliği bırakın.” Öyle öğretmenlerde yetiştik biz de. Bir Belçikalı filozof “Ey Türk milleti, dikkat edin, Atatürk’ü Allah’a borçlusunuz, geri kalan her şeyi O’na borçlusunuz.” diyor. Bunu yabancı söylüyor da biz anlıyor muyuz acaba.

Başkanım eğitim aşkınız ne zaman ve nasıl başladı?
Eğitim aşkı demeyelim de eğitime olan önem diyelim. Gerçi o da bir noktadan sonra aşk oluyor. Tek bir sebebi yok. 1956 yılında Drina Köprüsü diye bir roman okumuştum. Ivo Andriç’in eseri. Orada Osmanlı zamanında bir köprü yapmak için vakıf kurmuşlar ve bu köprüyü 400 sene yaşatmışlar. Ben de orada vakıf mantığını okudum, aynı zamanda vakıf talebesiydim. Böyle bir vakıf kurup okullar açabilirim diye düşündüm. O zaman 15 yaşındaydım. Okul açma fikri o zaman oluştu ama önemini Atatürk’ten öğrendim.
Kendisini Türk hisseden herkes için Atatürk kırmızı çizgidir. Atatürk’ten önce Türk ismi yoktu, Türklüğümüzü Atatürk’le kazandık. Kendini Türk hisseden herkes, Atatürk’e şapka çıkarmalı. 3 gün 3 gece uğraşıyor, meclisten ‘Başkomutanlık’ rütbesini alıyor. Düşman da Polatlı’da, Ankara’ya dayanmış. O kadar kritik zamanda meclisten çıkıyor, yaveri ‘Hazırlanıp gidelim mi?’ diyor, ‘Yok çocuk, Ankara’da öğretmenler toplantısı var, önce oraya gideceğiz.’ cevabını veriyor. Yaveri ‘Komutanım, düşman kapıya dayandı.’ deyince, ‘Çocuk, cehaletle savaşmanın düşmanla savaşmaktan daza az önemli olduğunu mu söylüyorsun. Önce oraya gidiyoruz.’ diyor. Dünya tarihinde böyle bir olay yoktur. Düşman kapıya dayanmış ama önce öğretmenler kongresine gidiyor. Atatürk’ü zaten çok severim ama böyle bir olayı okuyunca orada kafama balyoz çarptı.

İBB Başkanı seçildiniz. Bostancı, Sarıyer sahiline kazıklı yollar, Tarlabaşı Bulvarı, hallerin taşınması gibi çok büyük hizmetleriniz oldu. Bütün bu yoğun işlerin arasında İstek Vakfı’nı nasıl kurdunuz?
İstek Vakfı’nı 1956’da kurmaya karar vermiştim okuduğum bir kitaptan dolayı. Benim büyük oğlumu annesi çok baskıladı. Baskıladı derken Alman Lisesi’ni, Amerikan Lisesi’ni, Robert Kolej’i kazansın diye çocukluğunu yaşatmadı. Ben de vakıf kurmayı düşünüyordum, bari İngilizce eğitim yapayım da çocuklarım, ilkokul 2’den itibaren çocukluklarını yaşasın diye düşündüm. O kadar korkunç bir rekabet vardı ki, çocuklar telef oluyordu. Yabancı dile ulaşabilenler sadece zengin çocuklarıydı. Onun için ben zengin çocuğunun yanında fakir çocuğunu da okutmak istedim, bir sürü zeki çocuk var. Daha belediye başkanı adayıyken bunu deklare ettim. Aydın Doğan bana ‘Sen Haliç’i temizlersin, dediğin diğer işleri yaparsın ama okul kuramazsın.’ dedi. Ben de ‘Kuracağım, senden de para alacağım.’ dedim. Vakfı kurdum, Aydın Doğan’a da bağış makbuzunu gönderdim. Nakit para bir tek Aydın Doğan’dan aldım. O da severek ödedi. En küçük kızı da bizden mezun oldu, sonra yönetim kuruluna girdi.
İstek Vakfı ve Yeditepe Üniversitesi’nin eğitim politikası nedir?
Önemli olan çağdaş insan olmak. Çağdaş insan sanattan anlayacak, spordan anlayacak, kendi kimliğini geliştirecek, merkezini tanıyacak, kendi kimliğine göre ötekileri tanımlayacak. Bir eğitim eğer kimlik geliştirmezse, o zaman sıfırdır. Atatürk’ün de en çok önem verdiği, millete Türk kimliğini kazandırmaktı. Boşuna ‘1 Türk dünyaya bedel’ denmemiştir. Son 200 yıl içinde savaşlarda, açlıkta, kıtlıkta, hastalıkta ezilmiş, itilmiş Türk milletini yeniden kimlik olarak ayağa kaldırmak çok önemli. Bizim okullarda en önemli şey, öğrenciye kimlik kazandırmak. ‘Dünyada ben varım, ben bir bireyim, saygıdeğerim ve başkasına saygı gösteririm.’ dedirtiyoruz. Kimlik kazanan insan alır başını gider.

Yeditepe Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi’nin eğitim kalitesi, ABD’den aldığınız CODA akreditasyonuyla belgelendi. Buradan mezun olan diş hekimlerini nasıl bir avantaj bekliyor?
Her ülkenin kendi şartları var. Bizim öğrencimiz mezun olduğu zaman ABD’de mezun olmuş gibi diploma alıyor. Yeditepe’nin diploması ABD’nin bütün eyaletlerinde geçerli oluyor. ABD’de geçerli olunca zaten Avrupa’da da geçerli oluyor. İngiltere, Almanya dahil eşdeğer diploma olarak tanıdığı tek üniversite Yeditepe Üniversitesi oldu. Kolay olmadı, 15 sene uğraştık. Diğer konularda da üniversitemiz dünyada tanındı. Tıp fakültesinden mezun olan Mustafa diye bir çocuğumuz var. Almanya doğumlu. Bizden mezun olup Alman Üniversitesi’nde asistanlığa müracaat ediyor. Nereden mezun olduğunu soruyorlar, Yeditepe Tıp dediği anda ‘Aldım seni.’ cevabını alıyor. Sadece orada klinik açmak isteyen ayrıca sınava giriyor.

Yeditepe’nin sanata bakış açısı nedir?
Büyük Atatürk, ‘Sanattan mahrum bir milletin hayat damarları kopmuştur.’ diyor. Bana göre millet, kültür ve sanat üreten topluluğun adıdır. Kültür ve sanat üretmeyen topluluk, millet olamaz. Atatürk de bunu müthiş şekilde tarif etmiş. Ben üniversiteyi kurarken, ‘Bir üniversitenin üniversite olabilmesi için milletin kültürüne ve sanatına hizmet etmesi lazım.’ dedim. Türkiye’deki vakıf üniversiteleri içinde güzel sanatlar fakültesini kuran ilk üniversiteyiz.












