KÜLTÜR-SANAT

Banu K. Zeytinoğlu: Kültür-Sanat iletişimi bir yaşam biçimidir

2003 yılından bu yana kültür-sanat ve eğitim odaklı iletişim çalışmalarını yürüten ve 2009’da bkz. İletişim’i kuran Banu K. Zeytinoğlu, Milliyet Sanat’ın Ağustos sayısında kültür-sanat iletişiminin değişen yapısını, gençlerle kurulması gereken yeni ilişkiyi ve iletişimcinin sorumluluğunu anlatıyor.

Kültür-sanat iletişiminin yalnızca bir etkinliği ya da projeyi görünür kılmaktan ibaret olmadığını vurgulayan Zeytinoğlu, iletişimin bir kurumun karakterini, duruşunu ve değerlerini görünür kılma sanatı olduğunu ifade ediyor. Zeytinoğlu’na göre bir sergiyi, bir festivali ya da bir sanatçıyı duyurmak kadar önemli olan, onun izleyicinin ve toplumun hayatında bir karşılık bulmasını sağlayacak bağı kurabilmek. “Kültür-sanat iletişimi ise bir yaşam biçimidir diyen Zeytinoğlu, Siz sergilere gitmiyorsanız, kitap okumuyorsanız, yeni müzikler keşfetmiyorsanız, tiyatro sizi heyecanlandırmıyorsa, sanatçının dünyasını anlatmanız da, onun etrafında bağ kurmanız da mümkün olmaz,” sözleriyle devam ediyor.

“Kültür-sanat iletişiminde her iş biriciktir”

Günümüzde medyanın yalnızca gazete, dergi ve televizyonlardan oluşmadığını; bağımsız yayıncıların, dijital platformların, podcast’lerin, içerik üreticilerinin ve sosyal medya hesaplarının da kültürel gündemi şekillendirdiğini belirten Zeytinoğlu, bu çoğulluğun iletişimcilerin sorumluluğunu azaltmadığını, aksine artırdığını söylüyor. “Kültür-sanat iletişiminde her iş biriciktir. Çünkü her işin kendi ruhu vardır,” diyen Zeytinoğlu, iletişimcinin temel görevinin bu ruhu doğru biçimde kavramak ve hikâyeyi doğru insanlarla buluşturmak olduğunu ifade ediyor.

“Önemli olan kurumun gençlerle nasıl bir kültürel ilişki kurduğu”
Gençlere ulaşmak isteyen kurumların öncelikle bakış açısını değiştirmesi gerektiğini;yalnızca iletişim dilini gençleştirmenin ya da sosyal medyada daha görünür olmanın yeterli olmadığını belirten Zeytinoğlu, asıl sorunun gençlerle nasıl bir kültürel ilişki kurulacağı olduğunu söylüyor: “Gençler artık kendilerine bir şey anlatılmasını değil, sürecin içinde olmayı, deneyimlemeyi ve katkı sunmayı istiyor. Önemli olan sadece daha genç bir dil kullanmak değil; kurumun kendisini nerede konumlandırdığı, neyi temsil ettiği ve gençlerle nasıl bir kültürel ilişki kurduğu.”

“Asıl gurur kaynağım ekibim”
bkz. İletişim ekibini heyecanlandıranın, bir ürün değil, kültürün ta kendisi olduğunu vurgulayan Banu K. Zeytinoğlu, uzun yıllardır birlikte çalışan kadınlardan oluşan ekibinin kendisi için en büyük gurur kaynağı olduğunu ifade ediyor ve ekliyor: “Bu kadar uzun süre aynı yolda yürüyebilmek tesadüf değil. Bu; aynı heyecanı, aynı zevki, aynı omurgayı, aynı meslek ahlâkını ve üretim “Asıl gurur kaynağım ekibim”

bkz. İletişim’in çalışma anlayışının merkezinde ekip ruhunun bulunduğunu vurgulayan Zeytinoğlu, “Bu kadar uzun süre aynı yolda yürüyebilmek tesadüf değil. Bu; aynı heyecanı, aynı zevki, aynı omurgayı, aynı meslek ahlâkını ve üretim anlayışını paylaşmak demek.”

Baran Danış’ın imzalı röportajın tamamı Milliyet Sanat’ın Ağustos 2026 sayısında…

İlgili Mesajlar

Daha Fazla Yükle Yükleniyor...Başka gönderi yok.