İŞ DÜNYASIManşetRÖPORTAJLAR

Aslı Aktürk Pehlivanlar: Otellerimizi ‘AHC Hotel’ çatısı altında topladık

AHC Old City Hotel, AHC Grand Bazaar Otel, AHC Ayasofya ve Taksim’de AHC Taksim Hotel olmak üzere 4 otelimizde 800 yatak kapasitesi ile hizmet veriyoruz

İş dünyasının yaşayan efsanelerinden biri olan Yaşar Aktürk, kurmuş olduğu Zürih Otel’in yönetimini bir süre önce kızı Aslı Aktürk Pehlivanlar’a bıraktı. Aslı Hanım mevcut dört oteli geçtiğimiz aylarda aldıkları bir kararla AHC Hotel çatısı altında topladı. Biz de eskiden Zürih Otel olarak bildiğimiz yeni adıyla AHC Old City Hotel’de kendisini ziyaret ettik ve çok keyifli röportaj yaptık. Keyifli okumalar.

Aslı Hanım babanız Yaşar Aktürk, ülkemizin yaşayan efsanelerinden biri. Merak ediyorum nasıl bir çocukluk geçirdiniz?
Ben ailemin tek çocuğuyum ve babama düşkün birisiyim. Babam benim süper kahramanım, benim için de efsane. Sizlerden de bunları duymak insanı gururlandırıyor. Babamın işi gereği bir süre yurt dışındaydık. 6,5 sene İsviçre, 2,5 sene de Monaco’da yaşadık. Babam çok sevgi dolu ve aşırı bonkör birisi. O dönemin kuşağı olarak da çok disiplinli biri. Hayatımdaki her şeyi babamdan öğrendim. O yüzden herkes bana ‘Huyun, suyun aynı baban.’ der.

7 yaşına kadar İsviçre’deydik. O dönemde okula başlamamıştım. Arada Monaco’ya gittik, okuluma orada devam ettim. Çalışkan bir öğrenciydim, derslerim de çok iyiydi. Babam her ne kadar benim bir dediğimi iki etmese de belli kuralları vardı. Derslerim iyi olacak, sorumluluklarımı yerine getireceğim, erken kalkacağım. Ben de elimden geldiğince babamı üzmemeye çalıştım.
İstanbul’a döndük eğitimime burada devam ettim. Işık Üniversitesi’nde İngilizce İşletme okudum. Okulun bittiği gün babamla çalışmaya başladım. 21 senedir beraber çalışıyoruz. Babam beni her zaman iş hayatında cesaretlendirdi. Yanlış yaptığım zamanlarda bile ‘O olmaz, bu olmaz.’ demedi, yaptığım seçimlerden ders almamı sağladı. İlk zamanlarda çok ağlayarak eve gittiğim oldu. Annem, ‘Kızım o senin baban, sen babanın kızısın’ derdi. Babam evde hep bir dediğimi iki etmemişti. İş hayatında işler değişti. İş hayatında erkek gibi, ev hayatında prenses gibi davranıyordu. Her baba-kız ilişkisi farklıdır ama babam her konuda önümü açtı ve beni cesaretlendirdi.

Çocukluğunuzdan itibaren turizmin içinde yetiştiniz, şimdi de Aktürk Hotel Grubu Yönetim Kurulu Başkanısınız. Çocukluk hayalinizde başka bir meslek var mıydı?
Babam her zaman bu işi yapacağımı söylüyordu. Bizim aile işimiz bu. Üniversitedeki transkriptlerimi çıkardığımda hukuk derslerimin puanının hep yüksek olduğunu gördüm. İçimde hep hukuk vardı ama demek ki bu istek kızıma geçmiş. Ben ona hiç söylemediğim halde kızım hukukçu oldu.
1980 öncesi babanızın İstanbul’dan gitmesine sebep olan haksızlık mıydı? Çünkü o dönemlerde, cebinizde 100 dolar dahi taşıyamazdınız, üzerinizde yakalanırsanız hapis cezası vardı. Yaşar Bey de o dönem Kapalıçarşı’da döviz ticareti ile uğraşıyordu. Hukuk okuma isteğinizde bunun etkisi var mı?
Babam ve ben haksızlık görünce tahammül edemiyoruz. Belki de bu haksızlıklara karşı durmak içimize işlemiş olabilir. Adaleti sağlama içgüdüsü içimde olmuş olabilir. Ben bu süreçte işimi çok severek yaptım ve hala çok seviyorum. Yine olsa yine aynı işi yapardım. Adalet duygusu benden kızıma da geçmiş olacak ki, hiç etkilemediğimiz halde kızım Hukuk okumak istedi ve eğitimini bitirdi şimdi stajını yapıyor.

İstanbul’da 4 oteliniz ve yeni bir yapılanmaya giderek hepsini AHC Otel bünyesinde topladınız. Bu yapılanmanın nedenleri ve hedefiniz neydi?
Gelişen teknoloji ve turizmin yanı sıra dünyada artık sanat da ön planda. Ben de sanatla çok ilgiliyim. Kendi çapımda ufak tefek koleksiyonlar yapmak istiyorum. Bunu işime de dahil etmek istedim. Aynı zamanda daha kurumsal bir yapı içine girmemizin, 4 otelin tek çatı altında toplanmasının bizi daha ileriye taşıyacağını düşündük. Kadromuzu da yeniledik. İçimize sindiği anda bu oluşumu gerçekleştirdik. Çünkü büyüyen bir turizm sektörü var ve buna ayak uydurmamız gerekiyordu. 4 oteli tek çatı altında toplayıp markamızı daha güçlendirmek adına bunu yaptık. Birbirinden farklı büyüklük ve özellikler taşıyan konfor ve dizayn yönünden nitelikli 4 otel 800 yatak kapasitemiz bulunmaktadır. AHC çatısı altındaki 4 otelimiz bulunduğu konuma, tarihi ve kültürel özelliklerine uygun dizaynı ile konuklarımıza hem ülkemizin otantik yanlarını hem de sanatsal özelliklerini yansıtan biçimde tasarlanmıştır.

Aslı Hanım “AHC Hotels” in açılımı nedir?
AHC’nin açılımı “Aktürk Hotels Collection”

AHC Old City Otel lansmanında yeni projeleriniz olduğunu duyduk. Aktürk Hotel Grubu Yönetim Kurulu Başkanı olarak bizi bilgilendirir misiniz?
Tarihi Yarımada da AHC Old City Hotel, AHC Grand Bazaar Otel, AHC Ayasofya ve Taksim’de AHC Taksim Hotel olmak üzere 4 otelimizde, 800 yatak kapasitesi ile turizm sektöründe ülkemize katma değer ve istihdam sağlıyoruz. Tabi ki yeni yatırımlarımız olacak. Ege ve Akdeniz’de fizibilite çalışmaları devam eden projelerimiz ve yurt dışında otel planlarımız var. Yönetici kadromuzun her biri dünya da gelişen servis hizmet ve mimari yönden farklılıklar içeren örnekler üzerinde çalışıyor, ekonomi biraz daha toparladığı zaman bizler de daha hızlı ivme alacağız.

İş hayatınızda babanızla kuşak çatışması yaşıyor musunuz?
Tabii ki yaşıyoruz. Ben babama çok benzediğim için ikimiz de fikirlerimizi diretiyoruz. Babamın en sevdiğim huyu, her zaman her konuya açık olması. Yönetimi toplayıp sonunda ortak noktaya varıyoruz. Tabii ki bu ilk yıllarda daha zordu. Babam beni yetiştirdikçe, ona benzediğimi gördükçe bana güvendi ve daha kolay oldu. Ama ilk yıllarda daha zordu. Dekorasyon değişiminden, personel alımına kadar yaşıyoruz bunu ama artık alıştık birbirimize.

Aslı Hanım, cemiyet hayatında saygın bir isim olarak sosyal sorumluluk projeleri içinde sıkça sizi görüyoruz. Bu size ne ifade ediyor?
Sosyal sorumluluk bizim hayatımızın olmazsa olmazı. Ailemizin temel beslenme kaynaklarından birisi. Babamdan ve rahmetli annemden öğrendiğim bir şey. Bizim Kilis Vakfı’mız var. Ben vakfın başkan yardımcısıyım, babam da başkan. Birisi kız, birisi erkek yurdu olmak üzere 2 tane öğrenci yurdumuz var. Gençlerin önünü açmaktan daha büyük bir keyif ve daha büyük bir haz olamaz.
Babam ve arkadaşlarının başlattığı Kilis Vakfı oluşumuna bizler ikinci nesil olarak katıldık. Büyüklerimiz ve arkadaşlarım var. Bu oluşumun içinde olmak bizi çok mutlu ediyor. Öğrencilerimize burs veriyoruz, yeme, içme, konaklama sağlıyoruz. Ayrıca AHC Hotels olarak her ay bir sosyal sorumluluk projesi gerçekleştiriyoruz. Barınaktaki hayvanlara mama, bağış desteği veriyoruz, huzurevine gidiyoruz.
Sevgili arkadaşım Esra Öztürk’le beraber benim uzun yıllardır çalıştığım ve destek verdiğim TEMA Vakfı var. İçinde yaşadığımız bu coğrafyayı da korumamız gerekiyor. Orman yangınları bizi çok üzüyor. Elimizden geldiği kadar destek vermeye çalışıyoruz. Ben çocuklarıma da bunu öğretmeye çalışıyorum. Geçen gün kızım ‘Anne sana bir hediye almak istiyorum.’ demişti. Bir huzurevi bulmuş ve oraya benim adıma 3 tane tekerlekli sandalye almış. Ne kadar mutlu olduğumu anlatamam. Oğlum da her zaman böyle şeyler yapar. Toplum olarak da önem vermemiz gerekiyor. Bu insanlığın bir parçası. Hayatımdaki önceliklerimden birisi sosyal sorumluluk projeleri.

Aile ilişkileriniz nasıl?
Biz eşimle çok erken evlendik. Ben 22 yaşındaydım, o 24 yaşındaydı nişanlandık. Benim hayattaki en büyük şanslarımdan birisi eşim. 24 senedir bir aradayız ve çocuklarımızı beraber büyüttük.
İşlerimiz yakın, bana çok destekçi. O da turizmle uğraşıyor. Sabah beraber uyanıp kahvaltıyı beraber yaparız, öğlen yemeğinde de beraberiz. Hatta bazen çocuklar ‘Birbirinizden sıkılmıyor musunuz?’ der ama öyle bir şey olmuyor. Eşim benim bu hayattaki en büyük şanslarımdan birisidir. Karşılıklı olarak birbirimize sonsuz desteğimiz ve saygımız var.
Üç çocuğum var. Kızım Aslım 22 yaşında Londra’da Hukuk okudu. Şu anda stajını yapıyor. Şubat ayında Galatasaray Üniversitesi’nde denklik için başlayacak. Oğlum 20 yaşında Londra Queen Marry’de Business okuyor. Tatillerde sabah 8’den akşam 5’e kadar yanımda çalışıyor. Küçük oğlum Yaşar Ata henüz 8 yaşında. Üçüncü çocuk bize seneler sonra oyuncak gibi geldi. O da bizi elinde oynatıyor. Kısaca mutlu ve huzurlu bir aileyiz.

Okurlarımıza yeni yıl mesajınızı iletir misiniz?
2026 yılının dünya üzerinde etkisi devam eden ekonomik ve siyasal krizlerin geride kaldığı, seyahat ihtiyaçlarının normal seyrine döneceği bir yıl olacağını düşünüyorum bu doğrultuda başta ülkem ve dünyanın diğer turizm destinasyonlarının önceki yıllardan çok daha iyi olacağı görüşündeyim. Savaşların bittiği, çocukların ve kadınların ölmediği, orman yangınlarının olmadığı, saygı ve sevginin çoğaldığı, sağlıklı ve mutlu bir yıl diliyorum.

Eklemek istediğiniz bir şey var mı?
Çok teşekkür ediyorum. Derginiz ve siz, bizler için, babam için çok kıymetlisiniz. Çok teşekkür ediyorum bu röportaj için.

Bu güzel sohbet için biz de size teşekkür ederiz Aslı Hanım.

Tepkiniz nedir?

İlgili Mesajlar

1 of 2.538