Turizm Bakanlığı’ndan beklentimiz etkinlik ve organizasyon turizmi (MICE) sektörüne yönelik teşviklerin artırılması
Kurumsal toplantılar, düğün, davet, lansman, kokteyl, parti, şirket eğitimleri gibi her türlü organizasyon için yılın 365 günü hizmet veren, İstanbul Boğazı’nın güzide mekanlarından biri olan Portaxe’in sahibi ve işletmecisi Lütfü Sapmaz ile buluştuk. Boğaz manzaralı fotoğraf çekiminin ardından düğün, davet ve lansmanların vazgeçilmez mekânı Portaxe’i konuştuk.

Lütfü Bey, turizmin önemli bir dalı olan yeme içme sektörüne nasıl girdiniz?
Ben Kabataş Erkek Lisesi mezunuyum. Üniversite sınavlarında yaptığım hata sonucu Boğaziçi Üniversitesi Bilgisayar kazanacağıma Ege Üniversitesi Turizm İşletme’yi kazandım. Tamamen tesadüf yani. Eğitim zamanı okulumuz bizi önemli 5 yıldızlı otellere staja gönderdi. O dönemlerde Türkiye’de 5 yıldızlı otel sayısı parmakla gösterilecek kadar azdı. Biz zaten o zamana kadar bırak otele girmeyi, önünden bile geçemediğimiz dönemler. Staj zamanında 5 yıldızlı otellerde konaklamalar, ağırlanmalar çok hoşuma gitti. İşte o zaman dedim ki “Ben matematiği, bilgisayarı bırakıyorum bu işi yapacağım, turizmci olacağım dedim. 36 yıldır da severek yaptığım turizm sektöründe hizmet veriyorum.
Portaxe‘i açmadan önceki iş hayatınızı özetler misiniz?
Portaxe’i açmadan önce turizm ve etkinlik sektöründe uzun yıllar çalışarak önemli deneyimler kazandım. İş hayatına Silivri’deki Klasis Otel’de kasiyer olarak başladım, ardından ön büro resepsiyon görevlisi olarak görev aldım. Daha sonra Çırağan Sarayı’nda çalışarak otelcilik sektöründeki tecrübemi artırdım. Kemer Country’de banket satış direktörlüğü yaparak büyük organizasyonların yönetiminde deneyim kazandım. Ardından Park Orman’ın efsane olduğu dönemlerde genel müdürlüğünü yaptım. Sonrasında da Portaxe dönemi başladı.
O zaman Portaxe’in hikayesini dinleyelim
Park Orman için bir kan değişimi dönemiydi. 2025 yılında bana çok mantıklı bir ortaklık teklifi geldi. Portaxe’in adı falan yok. Bu mekânın işletmeci ortağı olarak çalışmaya başladım. O dönemde “Lütfü’nün Yeri” diye bir yer açamazdım, güzel bir isim bulmalıydım ki pazarlayabileyim. Arkadaşlarıma, dostlarıma, ajanslara haber saldım “Böyle bir yer açacağım, buraya bir isim arıyorum” diye. Derken bir arkadaşım dedi ki “Portaxe” anlamı da Port: Liman, Axe ise Balta. İlk başta isme alışmam zor geldi ama ilk yılımızı borçsuz harçsız geçirdik.
Park Orman’dan ayrılıp Portaxe’a başladığım dönem eşim ile birlikte hayatımın en uzun tatilini yaptım. Ve o tatilde Portaxe hakkında kafamda planlar yaptım; stratejiler geliştirdim. Klasis, Çırağan, Kemer Country ve Park Orman bunlar İstanbul’un dünya çapındaki işletmeleriydi ve benim bunları Portaxe’a endekslemem gerekiyordu.

Başarılı bir ilk yılın ardından ikinci yılımızda bana ‘Bu işletmenin sahibi olmak ister misin?’ diye teklifte bulundular. Kasım 2007’de bir şekilde borca girerek ve büyük sorumluluk alarak teklifi kabul ettim.
Organizasyon sektöründe kazandığım deneyimler sayesinde İstanbul’da büyük etkinliklere uygun profesyonel mekân ihtiyacının olduğunu fark ettim. Profesyonel biri olarak yeterince başka kurumlar için çalışmıştım. Edindiğim tecrübe ve gözlemlerimi Portaxe’e uyarladım. Kısa zamanda da düğün, davet ve büyük organizasyonlar için tercih edilen önemli etkinlik alanlarından biri oldu.
Portaxe’i diğer mekanlardan ayıran özellikler nelerdir?
Portaxe’i diğer mekânlardan ayıran en önemli özelliklerden biri İstanbul Boğazı kıyısındaki eşsiz konumudur. Geniş kapasitesi sayesinde düğün, konser ve kurumsal etkinlik gibi büyük organizasyonlara ev sahipliği yapabilmektedir. Modern ses, ışık ve sahne altyapısı sayesinde çevreye rahatsızlık vermeyen, gürültü yönetmeliğine uygun profesyonel organizasyonlar düzenlenmektedir.
Bu işin fiziki tarafı. En önemli konu işin profesyonelliği. Misafirlerin böyle önemli organizasyonlarda hayatını kolaylaştırabilmek ve rahatlatabilmek. Kurumsal etkinlikler ya da düğünler gibi büyük organizasyonlar davet sahiplerinde stres yaratır. Burada PORTAXE ekibi kendisini tüm sektörden ayrıştırır ve misafirine güven, huzur ve rahatlık verir. İşimize kattığımız sevgi de ilavesi tabii.

Günümüzde bir yanda savaş bir yanda ekonomik şartlar hepimizi zorluyor. Neler söylersiniz?
Günümüzde savaşlar ve ekonomik zorluklar birçok sektörü etkiliyor. Ancak bu süreçte işletmelerin daha planlı, yenilikçi ve çözüm odaklı olması gerekiyor. Kaliteli hizmeti sürdürmek ve misafir memnuniyetini ön planda tutmak bu tür dönemlerde daha da önem kazanıyor.



















