KÜLTÜR-SANAT

Özgür Eryılmaz’ın ‘Eş Zaman İnsan’ sergisi CerModern’de izleyiciyle buluşuyor

İnsan nerede başlar, “öteki” nerede? Özgür Eryılmaz, birey ile toplum, geçmiş ile şimdi, figür ile mekân arasındaki sınırları sorguladığı “Eş Zaman İnsan” sergisiyle 16 Eylül’de CerModern’de izleyiciyle buluşuyor.

CerModern, yeni sezonu insanın kendisiyle, başkalarıyla ve zamanla kurduğu ilişkiye odaklanan güçlü bir sergiyle karşılıyor. Özgür Eryılmaz’ın “Eş Zaman İnsan” başlıklı sergisi, 16 Eylül–25 Ekim 2026 tarihleri arasında CerModern’de sanatseverlerle buluşacak.

İnsanı yalnızca bireysel varoluşuyla değil, içinde bulunduğu toplumsal ilişkiler ağıyla ele alan Eryılmaz, çalışmalarında temel bir sorunun izini sürüyor: “Ben”, “biz” ve “öteki” arasındaki sınırlar nerede başlayıp nerede sona eriyor?

Sanatçı için bu sınırlar kesin değil; aksine karşılaşmalarla sürekli değişiyor. Bireyin kalabalığın içinde aldığı konum, başkalarıyla kurduğu yakınlık ya da mesafe, iletişim kadar iletişimsizlik de resimlerin düşünsel zeminini oluşturuyor. Tekil figürler ve figür grupları aracılığıyla kurulan sahneler; birlikte olma, ayrışma, karşılaşma ve yalnızlaşma hâllerini aynı düzlemde görünür kılıyor.

Geçmiş, şimdi ve gelecek aynı yüzeyde

“Eş Zaman İnsan”ın merkezindeki bir diğer güçlü kavram ise zaman. Eryılmaz, geçmiş, şimdi ve geleceği birbirini takip eden doğrusal bir çizgi olarak ele almak yerine, farklı zamanların aynı anda var olabileceği görsel bir alan kuruyor.

Bu yaklaşımda bir figür yalnızca içinde bulunduğu anı temsil etmiyor; belleğin, geçmişin ve bugünün izlerini de beraberinde taşıyor. Farklı tarihsel ve kültürel katmanlar aynı kompozisyonda karşılaşırken, zaman da ölçülen bir olgu olmaktan çıkarak insan deneyiminin parçasına dönüşüyor.

Sergide figüratif anlatımla geometrik ve soyut mekân kurgularının birlikteliği de bu düşünsel yapının görsel karşılığını oluşturuyor. Organik insan bedeni ile geometrik alanlar arasındaki gerilim, eserlerde yalnızca estetik bir karşıtlık yaratmıyor; birey ile toplum, öznel olan ile ortak deneyim, gerçeklik ile kurgu arasındaki ilişkiyi de sorgulamaya açıyor.

Figür böylece insan bedeninin doğrudan temsili olmaktan çıkarak düşüncenin, belleğin, tarihin ve toplumsal deneyimin taşıyıcısına dönüşüyor. Mekân ise figürü çevreleyen sessiz bir fon olmaktan uzaklaşıyor; onunla ilişkiye giren, onu dönüştüren ve anlamını yeniden kuran aktif bir yapıya evriliyor.

İlgili Mesajlar

Daha Fazla Yükle Yükleniyor...Başka gönderi yok.