Berceste Kalafat’ı ilk kez Kanal D’nin sevilen dizisi Yalan’da “Seda” karakteriyle tanıdık. Şimdi ise Kalbim Sende dizisinde canlandırdığı “Sema” karakteriyle izleyicinin karşısına çıkıyor. Zarafeti, disiplini ve içsel ışıltısıyla dikkat çeken genç oyuncu; tiyatrodan müzikale, eskrimden sinemaya uzanan yolculuğunda “Güzelliğim ve donanımlarımla değil, oyunculuğumla hatırlanmak istiyorum” diyor. Saint Benoît Fransız Lisesi mezunu, İngilizce ve Fransızcayı ana dili gibi konuşan Berceste Kalafat, eğitim alırken sektöre adım atmış.
Sahne tozuyla başlayan aşk
Üniversite yıllarında tiyatro yapmaya başlayan genç oyuncu, sahneye ilk adımını Sadri Alışık Kültür Merkezi’nde atmış. Shakespeare’in ‘Bir Yaz Dönümü Gecesi Rüyası’ adlı oyununda “Hermia” karakteriyle sahne tozunu yutmuş. Genç yetenek Berceste: “Tiyatro her zaman kalbimi hızlı çarptıran bir aşk oldu benim için. O ilk oyun, beni bu dünyanın büyüsüne çekti.” Diyor.
Bugün dizi setlerinde yoğun bir tempoda çalışsa da, sahnenin yeri onun için bambaşka. En büyük hayali ise bir gün “Hisseli Harikalar Kumpanyası” ya da “Lüküs Hayat” gibi müzikallerde yer almak.

Mimarlik Diplomam Ailemin Gururu, Oyunculuk İse Benim Yolum
Aynı zamanda mimarlık fakültesi mezunu olan Berceste Kalafat, Mimarlık eğitimini, hayatının önemli bir dönüm noktası olarak görüyor. “Mimarlık diplomam ailemin gururu, oyunculuk ise benim yolum” diyor. Tiyatro ve oyunculuk yaparken mimarlık eğitiminin ona sanatsal ve kreatif bir bakış açısı kazandırdığını, sahneye ve karaktere farklı bir gözle yaklaşmasını sağladığını vurguluyor.
“İçimdeki Işığı Parlatmak İstiyorum”
Sosyal medyada filtrelerin arkasına saklanmayan, içten gülüşleriyle samimi bir profil çizen Berceste, “Benim hedefim dış güzellik değil, içimdeki ışığı parlatmak.” Diyor. Zaman zaman Instagram’da çıplak sesiyle şarkı söylediği videolar da paylaşıyor. Piyano çalıyor, sporla iç içe bir yaşam sürüyor. Tenis oynuyor, yüzüyor, bisiklete biniyor.
Fransız Lisesi’nde okuduğu yıllarda tanıştığı eskrim sporu için “Eskrim hayatımın önemli bir parçası oldu. Okulun eskrim kulübünde yer almak hem disiplini hem dengeyi öğretti bana.” Diyor.

Aşka Değil, Kariyerime Odaklıyım
Aşk konusu sorulduğunda gülümsüyor ve şöyle yanıtlıyor; “Şu an aşka ayıracak vaktim yok. Çok yoğun bir set dönemindeyim. Aşk ancak senaryo gereği karakterimle yaşadığım bir duygu şu sıralar” diyen Beceste, disiplinli, çalışkan ve bilgiye aç biri. Kalafat; “Hayatımda en önemli erkek babam ve benden 12 yaş küçük olan kardeşimdir. Babam ve kardeşime iyi bir örnek olmak istiyorum,” diyor.
Sinemada “Nolan Tutkusu”
Sinemadan söz ederken enerjisi yükseliyor, gözleri parlıyor: “Koyu bir Star Wars ve The Godfather hayranıyım. Onları üç film listeme dahil etmiyorum bile. Üç favori filmim var. Inception, Ölü Ozanlar Derneği ve Soysuzlar Çetesi. Ayrıca Christopher Nolan’ın işlerini asla kaçırmam. Türk sinemasını da çok severek izliyorum. Zaten babam ve annemin işi nedeniyle yeşilçam klasikleriyle büyüdüm.”
Çağan Irmak’ın bir filminde yer almak en büyük hayalim
Türk sineması dediğimizde ise duraksıyor, sesi yumuşuyor, yüzünde içten bir heyecan beliriyor: “Bir gün Çağan Irmak’ın yönettiği bir filmde oynamak en büyük hayalim. Onun hikâyelerinde insana dokunan, içten bir gerçeklik var. Oyuncu olarak o dünyanın bir parçası olmak istiyorum. Oyunculuğundan en çok etkilendiğim isimler de Al Pacino ve Robert De Niro. Onların filmlerini izlerken başa sarıp mimiklerini tekrar tekrar inceliyorum.” Diyor.

Setlerde büyüyen bir çocuk
“Ailemin işi gereği TV Stüdyolarında büyüdüm. Kameranın önüne de arkasına da alışkınım,” diyen genç oyuncu, o yılları gülümseyerek anıyor: “Çocukken televizyon stüdyoları benim oyun alanımdı. Kamera ışıkları, set koşuşturması, çekim heyecanı. Hepsi bana çok tanıdık duygular. Sanırım bu yüzden bu dünyayı hep bir ev gibi hissettim.”
Babam benim güven alanım
Berceste Kalafat’ın ailesi, medya dünyasının tanınan iki ismi: Menend Kalafat ve Savaş Kalafat. Onlardan aldığı manevi güç, kariyer yolculuğunda her zaman en büyük dayanağı olmuş. Ancak Berceste, kendi adını tamamen kendi emeğiyle duyurmakta kararlı: “Manevi destekleri her zaman var ama kariyer yönetimimde en büyük destekçim Tümay Özokur. Tümay Ablam bana inanmasaydı belki bu kadar cesur davranamazdım. Onun yönlendirmesiyle sektöre adım attım.” Diyor.
Ailesiyle olan bağı ise bir güven hikâyesi gibi:
“Babam benim güven alanım. Onun sakinliği, fikirleri bana her zaman yol gösterir. Annem ise en yakın arkadaşım. Çok şanslıyım, mutlu bir ailede büyüyen bir çocuk olmamın hayata pozitif bakmamda büyük etkisi oldu.’’
“Meraklı, öğrenmeye açık ve sade biriyim”
Kendini tanımlarken içten bir duraklama sonrası şöyle devam ediyor; “Ben öncelikle meraklı ve öğrenmeye açık biriyim. İnsanlarla iletişimi seviyorum. Her deneyimi hayatıma bir şekilde taşımaya çalışıyorum. Sade ama tutkularının peşinden giden biriyim diyebilirim.”
Röportajı bitirirken gözleri ışıldıyor, son cümlesini yavaşça fısıldıyor;
“Güzelliğimle değil, oyunculuğumla hatırlanmak istiyorum. Işık dışarıdan değil, içeriden yanmalı.”












