İkinci yılında kapsamını ve etkisini büyüten GNÇ Türkiye Sinema Festivali’nin lansmanı, sinema sektörünün önde gelen temsilcileri, yapımcılar, yönetmenler ve sektör profesyonellerinin katılımıyla Atlas Sineması’nda gerçekleştirildi.
Lansmana Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürü Birol Güven, Turkcell Pazarlama Direktörü Gökhan Aksu, SİSAY Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Asım Hakan Aşkar, yapımcı Cemal Okan ve sektörün önde gelen dağıtımcıları katıldı. Etkinlikte festivalin bu yılki kapsamı, programı ve sinemaseverleri bekleyen içerikler paylaşıldı.
BİROL GÜVEN: SİNEMA SALONLARI, EKRAN BAĞIMLILIĞINA DİRENME NOKTASIDIR
Toplantıda konuşan Sinema Genel Müdürü Birol Güven “Giyinip hatta süslenip evden çıkıp başta bir lokasyona giderek bilet alıp büyük beyaz bir perde önünde karanlıkta, telefonları kapatarak yüksek bir ses tasarımıyla, diğer insanlarla birlikte film seyretmek sanatsal bir etkinliktir. Dijital çağ bizi eve hapsetmek istiyor. Evden çıkmayın diyor. Canınız pizza mı istedi biz eve getiririz, canınız kahve mi istedi biz eve getiririz, lahmacun mu istedi eve söyleyin. Yeter ki siz evden çıkmayın. Bunun adı dijital bir esaret.
Eskiden anne babalar çocuklarını eve sokmaya çalışırdı şimdi anne babalar çocuklarını evden hatta odalarından dışarı çıkarmaya çalışıyor. İyi de çıkınca nereye gidecek bu çocuklar. Sosyal medya kullanımı kısıtlanan çocuklara, bir de ‘sosyal medyayı kullanma ama evde otur’ deniyor, eee ne yapacak bu çocuklar. İşte biz onları anne babalarıyla birlikte sinemaya davet ediyoruz. Evde seyrettikleri şeye sinema demiyoruz. Evde film seyretmek evde lahmacun yemek gibidir. Karnınız doyar mı doyar ama tadını alamazsınız, filmler de öyledir. Evde seyrettiğiniz filmin tadını alamazsınız. Evde ne film seyredilir ne de lahmacun yenir.
Ülkemiz bir sinema ülkesidir. 100 yılı aşkın bir süredir insanlar bilet alıp sinemaya gidiyor. Bu bizim kültürümüzün bir parçası. Bu kültürü kaybetmenin telafisi mümkün olmayan sonuçları olur. Yanlış anlaşılmasın biz burada sinema endüstrisini ya da sinema salonlarını kurtarmaya çalışmıyoruz. Endüstrinin seyirciye ihtiyacı yok, ama seyircinin bu salonlara ihtiyacı var. Sinema filmlerini evde seyredemezsiniz, film evde seyredilince dijital bir içeriğe dönüşür ve dijital içerikler ekran bağımlılığına yol açar ya da ekran bağımlılığına giden bir yola girmenize neden olur. Sinema salonları ekran bağımlılığına, dijital esarete direnme noktalarıdır.” dedi.
“SİNEMA BİLETLERİ PAHALI DİYE BİR ALGI YARATILIYOR BU KESİNLİKLE DOĞRU DEĞİL”
“Sinema biletleri pahalı diye bir algı yaratılıyor. Bu kesinlikle doğru değil” diyen Güven “Türkiye’de sinema bileti kahveden ucuz. Neden pahalı diyorlar, şöyle bir matematik var. Filmden önce bir yemek yemeyelim mi, yemeyin. Çocuğun karnını doyurun evde öyle gelin sinemaya. Film seyrederken mısır, yemeyelim mi yemeyin, kahve içmeyelim mi içmeyin. Otopark parası var, otobüsle gelin, yürüyerek gelin. Sinema böyle bir şey değil. Bunlar bir tercih, yapmak istiyorsanız yapın ama şart değil bu. Eğer biz her filme böyle önünde yemekler yenilen içilen arkasında da yenilen içilen bir etkinlik olarak bakarsanız çok film seyredemezsiniz. Bu bakış açısı sizin daha az film seyretmenize neden olur. Bakın bu hafta sonu biletler 90 TL çıkın evden seyredebildiğiniz kadar çok film seyredin. Mümkünse çocuklarınızla birlikte seyredin. Çocuklar anne babalarıyla ya da büyükleriyle seyrettikleri filmleri hiç unutmazlar. O deneyimi de hiç unutmazlar. Onları dijital içeriklere mahkûm etmeyin. Çıkarın onları odalarından. Çarşamba günleri özel bir indirim var biletler o güne özel sadece 160 TL. Bu hafta sonu ise 2 gün boyunca biletler 90 TL. Seyredebildiğiniz kadar çok film seyredin. Bir filmden çıkın diğerine gidin” dedi.


















