Bu işi yapmak için büyük bir tutku ve aşk gerekir. Çocukluğumdan beri setlerde büyüdüm. Zaten babam benim en büyük idolüm.
Dizi sektörünün önde gelen firmalarından biri de Pastel Film’dir. Pastel Film CEO’suEfe İrvül de ikinci kuşak yıldızı parlayan yapımcılarından biri olarak dikkat çekiyor…
Çocukluğu Pastel Film’in setlerinde geçen Efe İrvül, Bilgi Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi Medya Bölümü’nü bitirip, soluğu yine sette alsa da en büyük öğretmeni hiç şüphesiz babası Yaşar İrvül’dür.
Çağımızın teknolojilerine ve yeniliklerine uyum sağlayarak geleceğe yönelik projeler geliştiriyoruz diyen Efe İrvül ile ofisinde görüştük. Efe Bey, sektörle ilgili sorularımızı, dijital platformlar ve Kanal D’de Perşembe akşamları yayınlanan, dönem dizisi ‘Dilek Taşı’ ile ilgili sorularımızı yanıtladı.

Kariyerinizin başlangıcından bize biraz bahseder misiniz? Sektörün duayenlerinden babanız Yaşar İrvül , size bu yolculuğunuzda destek oldu mu?
Babam benim idolümdür. Küçüklüğümden beri onu kendime örnek almışımdır ve almaya devam ediyorum. Pastel Filmi sıfırdan bulunduğu noktaya bu kadar kısa bir sürede getirmek büyük bir başarı hikâyesidir. Çocukken her okul çıkışımda babamın iş yerine gider orada vakit geçirirdim. Devamlı gözlem yapardım. O dönemlerde bu işe olan tutkum ortaya çıktı. Bu işi yapmak için büyük bir tutku ve aşk gerekir. Babam bunu bende görmüş olmalı ki her zaman beni destekledi ve desteklemeye devam ediyor. Benim en büyük danışmanımdır.
Genç bir yapımcı olarak, projelerinizi nasıl seçiyor ve geliştiriyorsunuz?
Yurt içi ve yurt dışında sektörü çok yakından takip ettiğim ve günlük rating analizleri yaptığım için seyircinin beklentisini tahmin ediyorum. Sonra bu beklentiye uygun projeler üretmeye ve bulmaya odaklanıyorum. İlk önce hikâyeyi ortaya çıkartıp sonra bunu senaryolaştırma aşamasına geçiyoruz. Kendi alanlarında deneyimli bir ekibim var. Bu ekibime liderlik yapıp projeleri geliştiriyoruz ve üretim aşamasına geliyoruz. Ekibimle devamlı toplantılara yaparak “projeyi daha iyi hale nasıl getiririz” diye tartışıyoruz.

Sizi diğer yapımcılardan ayıran özel bir yaklaşımınız veya tarzınız var mı?
Herkesin fikrine ve bakış açısına önem veren bir kişiliğim var. Benim dediğim doğrudur diye ısrar etmem. Herkesi dinler süzgecimden geçirir ona göre karar veririm. Amacım ekibime doğru bir liderlik yapmaktır. Sıradanlığı hiç sevmem. Kendimi aşmak yaptığımın daha iyisini yapmak hedefimdir. Her zaman yaptığınızdan daha iyisini yapabilirsiniz.
Sosyal medya ve dijital platformlar projelerinizi nasıl etkiliyor?
Hem olumlu hem de olumsuz etkileri olduğunu düşünüyorum. Hayatta hiçbir şey sadece olumlu ya da olumsuz olamaz. Sosyal medyada proje ile ilgili gerçek fikirlerini paylaşan izleyicilerin beklentilerine cevap vermeye çalışırken sırf kötü bir şeyler söyleyip dikkat çekmeye çalışan kişiler de oluyor. Bu da projeyi karalamaktan başka bir işe yaramıyor. Yapıcı eleştiriye her zaman açığım ama karalamaya çok karşıyım.
Dijital platformların sektörü ileriye götürmesini beklerken sektöre çok zarar verdiler. Bu zararları ilerleyen günlerde daha net göreceğiz.
Türkiye’de film ve televizyon endüstrisindeki değişen trendler hakkında düşünceleriniz nelerdir ve bu trendlere nasıl uyum sağlıyorsunuz?
Trendlerin değiştiğini düşünmüyorum. Her zaman seyircimizin beklentilerine cevap vermeye çalışıyoruz. Bazen bazı konular ağırlıklı olsa da Türk halkının beklentileri belli. Ratingler ve filmlerin seyirci hasılatları bunu çok iyi gösteriyor.
Yeni bir projeyi hayata geçirirken başlangıçtan sona kadar hangi aşamaları takip ediyorsunuz?
Daha önce bahsettiğim gibi ilk olarak hikâyeyi geliştiriyoruz. Sonra sıra senaryolaştırma aşamasına geliyor. Bu aşamada ise yönetmen de ekibe dahil oluyor. Oyuncu seçimi, ekiplerin kurulması, sahaya inilmesi, çekim ve kurgu aşamalarını takip ediyoruz.
Yapımcı olarak projelerinizde hangi türlerde çalışmayı tercih ediyorsunuz ve neden?
Çoğunlukla kadın seyirciye hitap eden projeler üretmeyi tercih ediyoruz. Pastel Film bu konuda sektörün liderleri arasındadır. Türümüzü değiştirmeden çıtamızı yükseltmeye devam ediyoruz.

Bir projenin başarısını neye göre değerlendiriyorsunuz? Reyting mi yoksa kalite mi?
İlk önceliğim kalitedir. Ratingi etkileyen birçok faktör var. Kanalın yayınladığı gün, rakiplerde yayınlanan projeler, reklam giriş yerleri gibi. Tabi ki de rating almayınca yayından kaldırılabiliyorsun. Kalite-rating sıralaması benim için daha doğru. Esasen ikisi de aynı derecede önemli.
İşiniz doğası gereği stresli ve çok çalışma gerektiriyor. Bu etkilerle nasıl mücadele ediyorsunuz?
İş zamanı işime odaklıyımdır. İş dışındaki zamanımı ailemle ve arkadaşlarımla geçiririm. Bu dengeyi iyi kurduğuma inanıyorum. Bu da stresimi mümkün olduğunca azaltıyor.

Projelerinizde toplumsal veya kültürel mesajlar vermek sizin için önemli mi? Hangi projelerde bu tür bir amaç güdüyorsunuz?
Kesinlikle önemli. Her projede bu amacı gerçekleştirmeye dikkat ediyoruz. Bizler yaptığımız projelerle seyircimizin farkındalığını yükseltmeyi hedefliyoruz. Bunu çok belirgin yapmak yerine satır aralarında veriyoruz. Dizilerimizin yurt dışında da yayınlandığını düşünürsek sorumluluğumuz bir kat daha artıyor.
Genç bir yapımcı olarak, gelecekte Türkiye’nin sinema ve televizyon endüstrisinde nasıl bir rol almak istersiniz?
Sektörün gelişimine öncülük eden, projelerimizin dünyanın daha fazla ülkesinde yayınlanmasını sağlayan bir lider olmak isterim.












