Bazı gidişler yalnızca bir sanatçının aramızdan ayrılması değildir; gençliğimizin bir parçasının, hafızamızda yer eden en sıcak anıların ve bizi biz yapan değerlerin de sessizce çekip gitmesidir. Soner Olgun’un vefat haberiyle içimde bir yerler cız etti. Çünkü bazı insanlar hayatımıza yalnızca sanatlarıyla değil, farkında olmadan değiştirdikleri alışkanlıklarımızla ve bize bıraktıkları unutulmaz anılarla da dokunurlar.
Yıllar öncesine gidiyor zihnim…
Yurt dışında uzun yıllar eğitim almış, farklı kültürlerle iç içe yaşamış biriydim. Hafta sonlarımızın vazgeçilmezi, yabancı müzik dinlediğimiz Irish Pub’lardı. İrlanda ezgilerinin yanı sıra İngiliz ve Amerikan şarkıları dinler, Shepherd’s Pie ve Sunday Roast gibi lezzetleri tadar, Guinness ya da yeşil bira eşliğinde eğlenirdik. Müzik, sohbet ve dostlukla geçen o gecelerde Türk halk müziğine ve özgün müziğe pek sıra gelmezdi. Kendi müziğimize, kendi toprağımızın ezgilerine o kadar uzaktık ki bir gün yolumun bir türküyle, bir bağlamayla ya da Soner Olgun’la kesişebileceğine ihtimal bile vermiyordum.
Derken bir gün, müdavimi olduğumuz pub’ın işletmecisi bizi Ortaköy’deki Patika Bar’ın sahibi Alparslan Bey ile tanıştırdı. Alparslan Bey, Soner Olgun’la uzun yıllar birlikte çalışmıştı. İşletmeciden bizim yabancı müzik çalan mekânlardan başka yerlere pek gitmediğimizi öğrenmişti. Bu durum ilgisini çekmiş olmalı ki bizi Patika’ya davet etti. Sanki bizim türkü ya da özgün müzik dinlemeyeceğimiz konusunda aralarında küçük, nükteli bir iddia vardı. Acaba alışkanlığımızı değiştirebilecekler miydi?

Bir gün, “Tamam, pub çıkışında geliriz,” dedim.
Ama Irish Pub’daki eğlencemizden vazgeçmeye niyetim yoktu. Bir akşam, pub kapanmaya yaklaşırken arkadaşlarıma döndüm:
“Hadi, Alparslan’ın yerine gidelim.”
Patika’ya vardığımızda Soner Olgun’un sahneye çıkış saati bizim eğlencemizin bitiş saatine denk gelmişti. Oturarak eğlenmeyi sevmediğimizi bilen Alparslan Bey bizi ayakta durulan masasında ağırladı. Bizim alışkanlıklarımızı biliyordu; o gece nasıl bir sürprizle karşılaşacağımızı ise henüz bilmiyorduk.
Ve Soner Olgun’u ilk kez sahnede gördüm.
O anı hayatım boyunca unutmayacağım. Çok güçlü bir ses, etkileyici bir yorum ve elinde devasa görünen bir saz…
Kendi kendime, “Acaba sazın boyutu gerçekten böyle mi, yoksa kendisine özel mi yaptırmış?” diye düşündüğümü hatırlıyorum.
Ardından sesiyle ilgili bir düşünce geçti aklımdan: “Ahmet Kaya’ya ne kadar benziyor!”
Hatta içimden, “Ahmet Kaya’dan bile güzel söylüyor,” diye geçirdim. Bunu kimseye söylemedim; ayıp olur diye düşündüm. Oysa o an yaşadığım şey bir karşılaştırmadan çok, hiç beklemediğim kadar güçlü bir sanatçıyla karşılaşmanın şaşkınlığıydı.
Biz Türk halk müziğinin ya da özgün müziğin güzel olmadığını düşünmüyorduk. Sadece onları eğlenmek için tercih etmiyorduk. Yurt dışında uzun yıllar eğitim almış biri olarak, kendi kültürüme ne kadar uzak kaldığımı da o gece fark etmeye başladım.
Soner Olgun söylüyordu, biz dinliyorduk. Bir süre sonra yalnızca dinlemekle kalmadık; şarkılara eşlik etmeye, onun müziğiyle eğlenmeye başladık. Bizi şaşkınlıkla izleyen Alparslan Bey’in yüzünde memnun bir gülümseme vardı.
“Ben demedim mi?” der gibiydi.
Soner’i dinleyip de etkilenmeyen olmadığını söylüyordu. Etrafıma baktığımda farklı mesleklerden, farklı çevrelerden insanların aynı müziğin etrafında buluştuğunu gördüm. Kurumsal şirket yöneticilerinden eğitim dünyasında görev yapanlara, beyaz yakalılardan sanatseverlere kadar pek çok insan oradaydı. Bu tablo beni ayrıca şaşırtmıştı.
Soner Olgun yalnızca sesiyle değil, sahnedeki varlığıyla da insanı etkiliyordu. Sahnede devleşiyordu. Tok ve güçlü sesi, yorumundaki duygu ve dinleyicisiyle kurduğu bağ, o gece hafızama kazındı.
O geceden sonra bizim alışkanlığımız değişti.
Önce Irish Pub, ardından Soner Olgun…
Yabancı müzikle başlayan gecelerimizin son durağı, zamanla haftalık rutinimiz hâline gelen Patika Bar oldu. Bizi türkülere, özgün müziğe ve kendi kültürümüzün güzelliklerine yeniden yaklaştıran bir sanatçıyla tanışmıştık.
Bazen bir insan hayatınıza yalnızca sesiyle girer ama sizde bıraktığı iz, bir şarkının çok ötesine geçer. Size bir şey öğretmek için nasihat etmesine gerek yoktur. Yalnızca sanatını icra eder ve siz farkında olmadan kendinize, kültürünüze, geçmişinize yeniden yaklaşırsınız.
Soner Olgun benim için böyle bir sanatçıydı.
Bize türküleri sevdiren, kendi toprağımızın sesindeki güzelliği yeniden hatırlatan güzel insan… Sahnedeki coşkun, yorumundaki samimiyetin ve o güçlü sesin hafızamızdan silinmeyecek.
Seni dinlemek, o sahnenin büyüsüne tanıklık etmek ve seni tanımak büyük bir keyifti. Patika Bar’da yaşadığımız o unutulmaz geceler, söylediğin şarkılar ve arkadaşlarımla paylaştığım o güzel anılar hâlâ hafızamda canlılığını koruyor.
Ruhun şad, mekânın cennet olsun Soner Olgun.
Bazı sesler susar ama insanın içinde yaşamaya devam eder.
Filiz Altun
FARKLI TARAF















