Türkiye’nin en köklü ödül törenlerinden biri olan Yaşama Değer Katanlar Ödül Töreni, 27 Nisan Perşembe İstanbul Armada Otel’de gerçekleştirildi.
Akademisyen, gazeteciler, sivil toplum kuruluşu yöneticileri, diplomatlar, sanatçılar ve iş insanlarından oluşan 34 jüri üyesinin oylarıyla bu yıl 25 kişi/ kurum ödüle değer bulundu.
Yaşama Değer Katanlar Ödülleri ve B2B-Prestige Uluslararası İlişkileri Geliştirme Platformu Başkanı Mehmet Gözcü, bu yıl ödüllere 6 Şubat’ta yaşanan büyük depremin damgasını vurduğunu belirterek ” Pandemi, ardından yaşadığımız ekonomik kriz ve son olarak 6 Şubat depremi, ülkemiz için işleri biraz daha zora soktu. Yaşanan büyük felaket bizleri daha duyarlı olmaya zorluyor. Özellikle kentleşme ve sürdürülebilirlik bundan sonra hayatımızda daha çok yer almak zorunda. Ayrıca ekonomiyi sadece büyüme ve kar ekseninde düşünmemeliyiz. Şirketlerimiz topluma daha fazla dokunmalı, sorumluluk almalı. Kente, çevreye, insana, hayvana daha fazla duyarlı olmalı. Bu yıl 17.’sini düzenlediğimiz ödül törenimiz tam da bu hassas dönemde tüm toplum kesimlerine bir mesaj verecektir. Bu nedenlerle kentin kültürüne, sanatına, mimarisine, ekonomisine katkı sağlayan iş insanı, yerel yönetici, sanatçı, edebiyatçı, bilim insanı ve çevreye duyarlı kişi ve kurumları ödüllendirmek, bizleri de onurlandırıyor. Toplumsal duyarlılığı yüksek, itibarı yüksek, çok değerli jüri üyelerimizin oylarıyla belirlenen bu ödülleri kazananları tek tek kutluyorum” dedi.
Tunç Soyer: Bir Kira Bir Yuva projesi 413 milyon TL’ye ulaştı.
Törende Yaşama Değer Katanlar Yerel Yönetim Ödülü’nü alan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer ise şu açıklamalarda bulundu:
‘’Her ödül aslında ödül alana için bir yüktür. Çünkü ona layık görenlerin beklentisi büyüktür. Ancak bu yük benim için gururdur. Bu seçkin grubunun beni ödüle layık görmesinden dolayı çok teşekkür ediyorum. Bu ödüle layık görülmeme neden olan iki projemizden bahsetmek isterim.
Bir Kira ve Bir Yuva bir aslında bir yazılım projesidir. Bir hesap numarası olmaksızın ihtiyaç sahibi ile bağışçıyı bir araya getiren bir proje. Önce İzmir depreminde çok ciddi kaynak aktarılmasına imkan verdi. Sonrasında 6 Şubat depreminde Halk TV’nin de desteğiyle bir gecede 300 milyon TL’nin üzerinde bir rakam toplandı. Bu 30 bin depremzede demek. 10’ar bin TL doğrudan depremzedelere para aktarılmış oldu. O nedenle sağlıklı yürüyen bir kampanyaya dönüştü.

İktisat Kongresi için ise sizi 100 yıl öncesine götürmek isterim. İstanbul işgal altında, bütün ülke yanmış yıkılmış, insanlar geleceğe dair umutlarını kaybetmiş… Öyle bir iklimde Türkiye’nin her yerinde 1135 delege bir araya geliyor, daha ortada Cumhuriyet yokken, o Cumhuriyet’in iktisat politikalarını belirlemek üzere 16 gün İzmir’de bir araya gelip çok ciddi bir çalışma yapıyorlar.
Şimdi bugünün koşullarına baktığınız zaman 18-30 yaş arasındaki gençlerin yüzde 86’ı kendi gelecekleri ile ilgili bir fikri olmadığını söylüyor. Çalışanların yüzde 50’si asgari ücret altında bir maaşla çalışıyor. Yunanistan kadar büyük bir coğrafyada meydana gelen felakette 50 binin üzerinde insanımız vefat etti ve çok büyük enkaz var. Kısaca umutların yine tükendiği BM mutluluk sıralamasında 146. sıraya düştüğümüz, nereden bakarsanız bakın son derece iç karartıcı günlerden geçiyoruz. Ama o günün koşullarından daha kötü olduğumuzu söyleyemeyiz. Bizim atalarımın o günün koşullarında Cumhuriyeti kuracak bir irade ortaya koyabilmişse ve o iktisat kongresinde alınan kararlarla Cumhuriyetin geleceğini belirlemeyi başarmışlarsa, bunu biz de yapmalıyız dedik. İzmir üzerine düşen bu sorumluluk gereği 8 aylık çalışma yaptı. Bu dönemde 180 STK, 200’ü aşkın akademisyen ve dünyanın her yerinden 70’in üzerinde konuşmacının konuk olduğu buluşmalarla 303 karar alındı. Bunların sadece 27’sine muhalefet şerhi kondu.












