Türkiye’de mutfağı kurumsallaştırdık. Genelde herkes 1 mağaza, 2 mağaza olarak yapıyordu bu işi ama biz bunu biraz daha profesyonelleştirdik ve şu anda 13 mağazaya ulaştık
Dünyanın önde gelen mutfak markalarından olan Almanya’nın 100 yıllık kuruluşu Nolte’de işe başlayan ilk Türk olan Sebahattin Gürel, şirketin dünyadaki satış ve pazarlama müdürlüğünü yaptıktan sonra 2008 yılında, babasını dinleyerek Türkiye’de ticarete atılmaya karar verdi. Firmasına ayrılmak istediğini söyleyince farklı bir teklifle karşılaştı. Nolte yetkilileri, Türkiye pazarında Sebahattin Gürel ile ortak olarak girmek isteyince, başarılı girişimci, yurda dönerek Nolte Türkiye’yi kurdu. 14 yılda 13. mağazaya ulaşan Nolte’nin şu anda Türkiye’de açık ara lider olduğunu söyleyen Sebahattin Gürel, hedeflerini ve hayallerini Quality’ye anlattı.

Nolte’nin Türkiye’ye geliş hikayesini sizden dinleyelim. Almanya merkezli Nolte, Türkiye’ye nasıl geldi?
Ben daha önce Nolte’nin dünyadaki satış ve pazarlama müdürüydüm. Benim hep Türkiye’de ticaret yapma hayalim vardı. Biz 3 erkek kardeştik ve en küçüğü bendim. Babam her zaman “Türkiye’de istihdam yaratın, ülkenizde iş yapın” diyordu. En küçük ben olduğum için herhalde en çok benim kulağıma söylemiş. Nolte’nin ilk Türk çalışanı bendim. Sene 2000’di ve üst düzey olarak işe alındım. 2008 yılında kendilerine ayrılmak istediğimi söyledim. Nedenini sordular. Ben de kafamdaki işi söyledim ve ticarete atılmak istediğimi ifade ettim. Kendileri de “İlk defa bir Türk üst düzey çalışanımız oldu ve herkes senden memnun” dediler. Benim için paranın mevkinin çok önemi yok. Çocukluktan gelen babamın söyledikleri kulağımda. O da gurbet yaşadığı için içinde ukde kalmış. Bu sefer Nolte’dekiler “O zaman gel ortak bir şirket kuralım. Bizim böyle bir iştirakımız yok bugüne kadar ama biz seni seviyoruz ve sen de bugüne kadar güzel işler yaptın. Bizim de Türkiye’deki genel müdürümüz ol.” dediler. Hem ortak hem genel müdür teklifi geldi. Biraz düşünmek istedim. İlk defa kendi içlerinden bir genel müdür çıkaracaklar. 1 hafta düşündükten sonra kabul ettim ve 2008’de gelip şirketimizi kurup güzel bir açılış yaptık. O gün bugün hizmet veriyoruz.

2008’den bugüne kaç şehirde kaç şubeye ulaştınız?
Türkiye genelinde 13 mağazamız var. Türkiye’deki büyük şehirlerde varız. Anadolu’da Gaziantep, Adana’da varız. Ege’de İzmir’de, Bodrum’da, Denizli’de, Akdeniz’de Antalya’da varız. Ankara, Bursa’da mağazamız var. Giderek büyüyoruz ve şu anda Türkiye’nin en büyük ithal mutfak markasıyız. Türkiye’de mutfağı biraz kurumsallaştırdık biz. Genelde herkes bir iki mağaza olarak yapıyordu ama biz bunu biraz daha profesyonelleştirdik. Bugüne kadar amatörce gidiyordu ama biz biraz daha Alman mantığıyla bütün Türkiye geneline yaymaya çalıştık.
İnşaat sektörü durağan bir döneme girdi. Bunun etkilerini nasıl aşıyorsunuz?
Aslında bir taraftan durağan görünse de lüks segmentte inşaat yapımı sürüyor. Eskiye göre tabii ki daha butik projeler var. Şu anda İstanbul’da, Ankara’da, Bodrum’da en lüks inşaatları yine biz yapıyoruz. Şu anda Türkiye’nin en pahalı projesi Seba Gölköy. Burada villalar 6,5 milyon doların üzerinde satılıyor. Buranın da projesini biz yapıyoruz. Bugüne kadar Türkiye’de yapılmış en pahalı projelerden birisi.

Sizin Türkiye’ye gelmenizle birlikte yaşanan gelişmeleri Nolte merkez nasıl değerlendiriyor?
Bu sene 100. yılımız. Proje işini bizden öğrendiler ve Almanya’da artık ayrı bir proje bölümü var. Bu işler 2008-2009’da filizlenmeye başlandığında biz kendilerine “Türkiye’de 100 adet, 200 adet proje oluyor” demiştik, bize gülüyorlardı. “Bizde en büyük proje 10 adet” dediler. Tamam adamlar günde 1200, 1300 tane mutfak üretiyor, 60 ülkeden iş geliyor ama o güne kadar yaptıkları en yüksek iş 12 adetmiş. Bir gün aradım 1000 adetlik proje var dedim, genel müdür güldü ve “Böyle bir şey olabilir mi? 50’yi 100’ü anladım da 1000 adet olur mu?” dedi. Bunun üzerine 1000 de yaptık, 2000 adet de yaptık. Hala Nolte’de ülke olarak “En başarılı proje ülkesi” olarak anılırız. Biz de altyapımızı ona göre kurduk. Bizim işlerimizin ardından genel merkeze proje birimi kuruldu. Şu anda bütün dünyaya hizmet veriyor bu grup. Buradan yaptıklarımızla birçok şey kattık aslında Almanya’ya.

Nolte’nin haricinde 2 markanız daha var. Onlar hakkında bilgi verir misiniz?
Eggersmann’ın distribütörlüğü bizde. Bunun dışında 2023’te anlaştığımız bir markamız daha var, SieMatic. Eggersmann dünyanın en butik ve en pahalı mutfakçısıdır. Bir mutfak 200 bin Euro. Bu çok ekstrem bir ürün. Ama buna da ihtiyaç duyuluyor. 100 küsur yıllık SieMatic markasının da distribütörlüğü bizde. Yani Eggersmann Rolls Royce, SieMatic Bentley, Nolte de Mercedes diyebiliriz. Biz açıkçası lüks mutfak piyasasında açık ara lideriz ve Rolls Royce’undan Mercedes’ine kadar da hizmet verebiliyoruz.
İnsanların sizi tercih etme sebebi nedir?
İnsanların bizi tercih etme sebebi verdiğimiz hizmet, işin kurumsallığı, işimizi gününde teslim etmemiz. Bugüne kadar 20 bin mutfak teslim etmişiz, 1 tane gecikme olmamış. Tam tersine biz ürünleri teslim etmişiz, karşı taraf geç kalmıştır. İthal segmentte başka bir mutfakçı bunu söyleyemez. Bizden sonra ithal piyasası da arttı. Şu anda Türkiye’de 63 tane ithal mutfak markası var. Pazarı görünce bizden sonra geldiler. Tabii ki biz konuyu biraz daha başka bir noktaya taşıdık.
Almanya’da eğitim alıp, Alman disipliniyle yetişmiş bir insansınız. Burada da ticaret yapıyorsunuz. Oradaki eğitim ve disiplinin artılarını gördünüz mü?
Çok gördüm. Orada aldığım eğitim ve altyapının burada bana yüzde 80 faydası var. Ben kendimi bir Alman olarak tanımlayamam, ben aynı zamanda bir Anadolu çocuğuyum. Sivaslıyım. Bir tarafım da Avrupalı gibi. İş yapış şeklim Avrupalı, eğlenme şeklim Türk gibidir. Arkadaşlara da hep söylerim, Alman gibi çalışın, Türk gibi eğlenin.

Bu kadar yoğun bir tempoda ailenize nasıl zaman ayırıyorsunuz?
Boş zamanları ailemle geçirmeye çalışıyorum. Yaz tatillerinde, ara tatillerde, hafta arası akşam yemeklerinde ailemle vakit geçirerek bu şekilde dengelemeye çalışıyoruz.
Sebahattin Gürel’in bir emeklilik hayali var mı?
Aslında bir noktada hayallerimin olduğu yerdeyim. Kendi ülkemde ticaret yapıyorum ve işimi de çok iyi yaptığımı düşünüyorum. Ekibimizle beraber tüm ülkede çok başarılıyız. Perakende ve lüks işlerinde biz varız. Bu da beni çok mutlu ediyor. Fakat bir Alman edasıyla da işimi daha iyi yapmaya çalışıyorum. Benim için para ya da mevki bir motivasyon sebebi değil. Burada 100 yıllık bir kurum var ve bu kurumu nasıl temsil edebilirim düşüncesi beni motive ediyor. Bunun dışında tabii ki başka hayallerim de var. Yazlık bir beldede bir gün emekli olduğumda vakit geçirmek istiyorum. Ama daha çok var buna. Bir de bir hayalim var, inşallah bir gün memleketimde çocuklara bir okul yaptırmak istiyorum. Şu anda kendimce zaten memleketime maddi manevi, eğitim anlamında destek veriyorum ama bunları da açıkçası bir okul yaptırarak taçlandırmak istiyorum. Bu da benim hayalim.


















