Son yıllarda Akdeniz’deki cazibe merkezleri çok değişti. Bir kısım adresler turizm ajandasından düştü, yeni yeni destinasyonlar lüks tatilin adresleri arasına girdi. Bunlardan bir tanesi de son 10 yıldır Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’dir. Türk yatırımcıların buradaki pastaya el atmasıyla gerek Girne’de, gerek Lefkoşa’da, gerekse Gazimağusa ve İskele’de yeni yeni tesisler, yeni yeni lezzet noktaları gündemi meşgul etmeye başladı. Son olarak Net Holding’in yarattığı Merit Royal Diamond Otel, sektördeki kalite çıtasını üst seviyelere taşımış durumda. Mimari tasarımı ve iç dekorasyonu ile fark yaratan bu tesis; geniş koridorları, muhteşem kongre merkezi, toplantı-seminer salonları, spa merkezi, kapalı havuzu ve daha sayamayacağım pek çok imkânı ile dikkat çekiyor. Ama bugün sizlere bu otelin yeme-içme konusundaki gurur abidesi olan The Steakhouse a la carte restoranından bahsedeceğim.
Otelin Genel Müdürü, deneyimli turizmci ve kadim dostum Aybars Kutluba’nın yarattığı bu konsept ile yazıma başlamak istiyorum. Alışılagelmişin dışında, yüksek tavanı, geniş masaları, rahat oturma düzeni, şık barı, terası, sonuç olarak tüm üniteleri ile hakikaten muhteşem bir kompleks. Bu arada benim dikkatimi en çok et yaşlandırma dolapları çekti. Son teknoloji ile yapılmış enteresan tesisler… Burada Koordinatör Executive Şef Hüseyin Hummadi’nin büyük emeğini kaale almak gerek. Menüsü çok zengin. Başlangıçlarda favorim ‘Dana Carpaccio’. Tercih etmeyenler için değişik bir tat olarak ‘Dana Suşi’ ve Şef Adnan Tanrıverdi’nin yarattığı bir diğer lezzet olan ‘Cheddar Soslu Füme’ de mevcut. Et salatasız olmaz der Amerikalılar, The Steakhouse’da da ‘Rokalı Parmesan Salatası’, ‘Avokado Salatası’, Kıbrıs’a özgü bir peynir olan ‘Hellim Salatası’ menüde yerlerini korumuşlar.

Gelelim muhteşem sona…
O kadar çok et var ki size nasıl yansıtacağımı bilemiyorum. Bu nedenle kendi seçtiklerimi önce anlatayım, daha sonra da diğerlerinden bahsederiz. Ana yemeklerdeki gözdem ‘Lokum’. Biraz daha dolgun et tercih edenler için ‘Bonfile Takoz’, yağlı etten hoşlananlar için ise ‘Kontrfile’ favoriler arasında yer alıyor. Yine bu grupta hoşuma giden bir diğer tabak ‘Dana Antrikot’ oldu. Kuzu etlerinden ise ‘Kuzu Kafes’ denenmesi gereken tatlar arasında başı çekiyor.
Son yıllarda et lokantaları ülkemizde olduğu gibi Kıbrıs’ta da çok arttı. Menülerindeki olmazsa olmazlar arasında ise ‘Dallas’ ve ‘T-bone Steak’ çeşitlerini görüyorum. Tabii ki Hüseyin Şef de bu lezzetleri menüye almayı ihmal etmemiş, bir de bunların yanına temini çerçevesinde ‘Bone in Kansas City Sirloin’ koymuş. ‘Kobe Beef’ ve ‘Kasap Köfte’ de menüde yer alıyor. Başta ‘Cafe de Paris’ olmak üzere birçok sos muhteşem etlere renk katmak için masanızı süslüyor. Gençlerin tercihi hamburgerler de menüde bir sayfa kaplamış. Ben bir tek beğendiğimden bahsedeceğim: ‘Diamond Burger’. Özel sosu ve bonfile dilimleri ile adına yaraşır güzellikte bir tat ortaya çıkmış. Tüm bu etleri yedikten sonra eğer yeriniz kalır ise size 2 teklifim var. Birisi ‘Çikolatalı Sufle’, diğeri de ‘Diamond Brownie’.
Bugüne kadar Aybars Kutluba’nın özellikle yiyecek-içecek üniteleri konusunda yaptığı nokta atışlarını hep izledim. Uzun süre ekibiyle birlikte üzerinde çalışır sonra da atışını yapar ve hedefini bulur. Bu alışkanlık, otelciliğin en önemli faktörlerinden birisidir. Burada da The Steakhouse; mimarisiyle, mutfağıyla ve uzman kadrosuyla Merit Royal Diamond Otel’e çok yakışmış.



















