Kaliteli Eğitime Adanan Bir Ömür
Geleneksel eğitim kalıplarının dışına çıkarak çocuğu ve onun bireysel potansiyelini merkeze alan Fiin Koleji, Türkiye’de eğitim anlayışına yepyeni bir soluk kazandırıyor. Yaklaşık 25 yıllık tecrübesini Finlandiya eğitim modelinin yenilikçi vizyonuyla harmanlayan M. Bora Çakmak, her öğrencinin kendi yetenek alanında fark yaratabileceği kişiselleştirilmiş bir öğrenme yolculuğu sunuyor. “Tek tip insan yetiştirme” döneminin kapandığını vurgulayan vizyoner eğitimci ile Fiin Koleji’nin kuruluş felsefesini, küresel hedeflerini ve geleceğin dünyasında fark yaratacak bireyler yetiştirme sırlarını konuştuk.

M. Bora Çakmak nasıl bir öğrenciydi?
Kendimi bugün hâlâ “daimi öğrenici” olarak tanımlıyorum. Öğrenmenin diploma alındığında tamamlandığına inanmıyorum. İnsan merak etmeye, soru sormaya, araştırmaya ve öğrenmeye devam ettiği sürece gelişiyor. Eğitime bakışımda da bu anlayışın önemli bir yeri var. Bir çocuğun merakını ve öğrenme isteğini korumayı çok değerli buluyorum.
İşletme lisans eğitimi ardından Yüksek lisans alanım ise stratejik marka yönetimi oldu. Bu birikim, bir kurumun amacını nasıl tanımladığına ve verdiği sözü günlük uygulamalarına nasıl yansıttığına daha yakından bakmamı sağlıyor.
Bora Bey, uzun zamandır eğitim alanında faaliyet gösteriyorsunuz. Neden eğitim?
Türkiye potansiyeli çok yüksek bir ülke. Bir ülkenin en büyük sermayesi yetişmiş insan gücüdür. Bu anlamda eğitim, ülkemizin belki de en stratejik alanıdır. Yaklaşık 25 yıldır Türkiye’nin geleceğine yön veren insanları yetiştirmekten gurur duyuyorum. Bu süre zarfında ulusal çapta; anaokulundan yükseköğretime kadar her kademede okullar kurdum ve yönettim.
Bir okulda alınan yönetim kararının çocuğun gününe nasıl yansıdığını görmek, bu mesleğin sorumluluğunu çok somut hissettiriyor. Öğretmenin gelişimine ayrılan zaman, öğrenme ortamının düzeni, veliyle kurulan ilişkinin niteliği… Bunların her biri eğitimin kalitesini doğrudan etkiliyor. Benim eğitim girişimciliğine bakışım da bu sorumluluk etrafında şekillendi.
Eğitime katkım sivil toplum alanındaki çalışmalarımı da kapsıyor. Çeşitli sivil toplum kuruluşlarının yönetimlerinde, Türk millî eğitiminin gelişimi için çalıştım. Halen eğitim alanında faaliyet gösteren Uluslararası Eğitim Kalite Sistemleri Derneği ve Tanfer Eğitim Vakfı gibi kuruluşların yönetiminde aktif olarak görev yapıyorum.
Fiin Koleji markasını kurma fikri nasıl doğdu?
Dünya değişiyor, toplum değişiyor, ihtiyaçlar değişiyor; ama 200 yıldır neredeyse hiç değişmeyen alan eğitim kurumları oldu. 2013 senesinde bu konuyla ilgili çalışmaya başladık. Artık toplumun ihtiyaçlarına tam cevap üretemeyen, tek tip ortalama insan yetiştirme hedefindeki kurumların tıkanacağı öngörüsü bizim çalışma motivasyonumuz oldu. Artık her şeyi ortalama seviyede yapabilen insanlar değerini yitirmeye başladı. Yakın gelecekte ise sadece belli yönleri çok güçlü kişiler aranacak; ortalama işler ise teknolojik araçlar tarafından yapılacak.
Bugün artık “İsabetli bir öngörüydü” diyebildiğim bu saptama üzerine; niteliği çok yüksek, baskın yetenekleri doğru tespit edilmiş ve geliştirilmiş, özgüvenli insanlar yetiştirme gayesi ile Fiin Koleji markasının temellerini attık.
Yıllar içinde biriken deneyimimizi, çocuğun bireyselliğini merkeze alan bir okul anlayışına dönüştürmek istedik. Bizim için çıkış noktası, “Bir öğrenciyi gerçekten ne kadar tanıyoruz?” sorusuydu. İlgi alanlarını, öğrenme ritmini ve kendisini güçlü hissettiği ortamları bilmeden ona uygun bir eğitim yolculuğu tasarlamak çok güç. Fiin’i; her öğrencinin fark edildiği, öğretmeniyle güçlü bir bağ kurabildiği ve yeteneklerini geliştirme fırsatı bulduğu bir okul olarak kurguladık. Akademik gelişimi önemserken çocuğun kendine güvenmesini, sorumluluk almasını ve öğrendiği bilgiyi kullanabilmesini hedeflerken onun bir çocuk olduğunu, oyuna ve mutluluğa her gün ihtiyacı olduğunu unutmamak… İşte kurulması asıl zor olan ve başardığımız denge buydu.
Bugün “Exclusive Education” yaklaşımımızın merkezinde bu düşünce bulunuyor. Her çocuğun kendine özgü potansiyelini tanımlıyor ve eğitim deneyimini kişiselleştiriyoruz. İyi bir okulun, öğrencisinin kim olduğunu anlayabilmesi gerektiğine inanıyorum.
Neden Finlandiya eğitim yaklaşımını seçtiniz?
Finlandiya eğitim yaklaşımının dünyayı etkileyen yönü, çocuğa duyulan güven ve öğrenme sürecine verilen önemdir. Çocuğun soru sormasına, deneyerek öğrenmesine ve kendi gelişiminde sorumluluk almasına alan açan bir eğitim anlayışını çok değerli buluyorum. Öğretmenin mesleki birikimi ve gelişimi de bu anlayışın önemli bir parçası. Ancak öğrenme yolculuğunun ana sorumlusu öğretmen değil, öğrencidir. Öğretmen destekleyici ve mentor rolüyle görev yapıyor. Bu da geleneksel metottan çok daha yüksek bir teknik beceri gerektiriyor.
Çocukların çocukluklarını yaşayabildikleri, meraklarını korudukları bir ortamda güçlü akademik temeller edinmelerini istiyoruz. Oyunla, projelerle ve gerçek yaşam deneyimleriyle öğrenmenin bu hedefe katkı sağladığına inanıyoruz.
Kurumumuz, Finlandiya merkezli Finnish Education System Institute’un (FESIN) Elit üyesidir. Tüm öğretmenlerimiz FESIN’den yılda 14 eğitim alır. Bu sayede müfredatımızı çok verimli bir şekilde işlerler. Buradaki asıl değer; eğitim üzerine birlikte düşünmek ve kendimizi sürekli geliştirmektir. Bizim için bu yaklaşımın karşılığı, sınıfta çocuğa nasıl yaklaştığımızda ve öğretmenin gelişimini nasıl desteklediğimizde görülmeli. Biz, bir okulun kalitesinin öğretmenlerinin mesleki seviyeleriyle doğru orantılı olduğuna inanırız.
Fiin Koleji’ni ülkemizdeki diğer kolejlerden ayıran özellikler neler?
Fiin, geleceğe yön verecek güçlü bireyler yetiştirme gayesi ile kuruldu ve her gün bu alandaki gelişmeye emek harcayan bir kurumdur. Fiin’in farkını, öğrencisini yakından tanıyan ve bu bilgiyi eğitime yansıtan bir okul olma çabasında görüyorum. “Exclusive Education” yaklaşımımızda her çocuğun baskın yetenek alanlarını, ilgilerini ve öğrenme ritmini anlamaya çalışıyoruz. Kişiselleştirmeyi, öğretmenin günlük gözlemlerine ve öğrencinin gelişimine dayanan bir sorumluluk olarak ele alıyoruz.
BOSS.101 ile girişimcilik ve liderlik becerilerine erken yaşta alan açıyoruz. Etiquette & Manners kapsamında nezaketi, salon adabını ve farklı ortamlarda kendini doğru ifade edebilmeyi önemsiyoruz. Q-logic ile öğrencilerimize ileri düzey düşünsel beceriler kazandırıyoruz.