Pastofino’dan iddialı hedef:
2028’de 300 şube ve Avrupa
Hilal Suerdem’in kurduğu, danışman şefliğini Murat Bozok’un üstlendiği taze makarnanın Türkiye’deki ilk fast-casual markası Pastofino, ilk restoranını KoruFlorya AVM’de açarak sektöre güçlü bir giriş yaptı. Geçtiğimiz ay düzenlenen basın lansmanı ile tanıtılan marka, yeme-içme dünyasında hızlı ve kaliteli bir alternatif sunmayı hedefliyor. Biz de Hilal Suerdem ile ticari yolculuğunun başlangıcından Pastofino’nun kuruluş hikâyesine ve gelecek hedeflerine uzanan keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik.

Öncelikle hayırlı olsun Pastofino’yu konuşalım. Makarna ve Şef Murat Bozok ile yollarınız nasıl kesişti?
Aslında çok bilinçli bir tanışma oldu. Kendisini televizyon ekranlarından zaten takip ediyordum. İşini ciddiyetle yapan, yemek hazırlarken duygusunu katan ve insanlara ne yediklerini mantığıyla anlatabilen özel bir şef Murat Bey. Kendisinin bu alanda çok vizyoner fikirleri olduğunu biliyordum; bir dostumuz vasıtasıyla bir araya geldik.
Dünya mutfak kültüründe makarna çok tüketilen bir gıda, ancak günümüzde zaman da çok değerli. “Makarnayı kaliteli, taze ve hızlı bir şekilde insanlara nasıl sunabilirim?” diye düşünürken Murat Bozok’tan destek istedim. Murat Şef bir gün bana harika bir tadım organize etti; 16 özel sos ve 8 çeşit taze makarnasını tanıttı. Hepsine adeta bayıldım. Aralarından seçimler yaparak strateji haritamızı belirledik ve bu yola çıktık.
Tabii burada sadece iyi makarna yapmak yetmiyor; kaliteli ürünü ulaşılabilir fiyatla sunmak, sürdürülebilir bir başarı hikâyesi yazmak ve markayı doğru tanıtmak çok önemli. 30 yıllık perakende birikimim ile Murat Bozok’un gastronomi uzmanlığını harmanlayarak sağlam bir yol haritası çizdik.
ARA SPOT: Hilal Suerdem’in kurduğu, danışman şefliğini Murat Bozok’un üstlendiği taze makarnanın Türkiye’deki ilk fast food markası Pastofino, ilk restoranını KoruFlorya AVM’de açarak sektöre giriş yaptı. İlk yatırımla kurulan marka, franchise modeliyle büyümeyi ve Almanya ile Yunanistan başta olmak üzere Avrupa pazarına açılmayı hedefliyor.
Fast food, Türkiye’deki tüketim alışkanlıklarının merkezinde yer alıyor. Araştırmalara göre toplumun %72’si hızlı yeme-içme sektörünü tercih ediyor. Ancak dünyada son derece yaygın olan taze makarna, ülkemizde hızlı servis (fast-casual) segmentinde henüz hak ettiği yeri almamıştı. Pastofino tam da bu boşluğa odaklanıyor: Makarna, İtalya’dan getirilen özel makinelerle her gün restoranda taze üretiliyor; soslar ise markanın tescilli reçeteleriyle, hiçbir katkı maddesi kullanılmadan hazırlanıyor.
Tek ürüne odaklı, ölçeklenebilir model
Pastofino Kurucusu Hilal Suerdem, markanın çıkış noktasını şöyle anlattı: “Yol haritamızı belirlerken kendimize ilk olarak ‘Dünyada bu kadar yüksek tüketime sahip olan taze makarna, Türkiye’de neden fast food kültüründe yer almıyor?’ sorusunu sorduk. 30 yıllık perakende tecrübemizi, İtalyan mutfağının zarafeti ve Anadolu’nun samimi lezzet dokunuşlarıyla birleştirdik. Ne tamamen İtalyan ne de tamamen Türk… Farkımızı ana ürün odaklı modelimiz, tescilli soslarımız ve ulaşılabilir fiyat politikamızla ortaya koyuyoruz. Açılışa özel olarak menü fiyatlarımızı kampanyalı şekilde 169 TL’den satışa sunuyoruz.”
2027’de 50, 2028’de 300 Franchise Şube
Büyüme stratejilerine değinen Suerdem, hedeflerini şu sözlerle detaylandırıyor: “2026 yılını markamızı kanıtlama ve operasyonel altyapımızı tamamlama dönemi olarak görüyoruz. 2027 ise Türkiye genelinde franchise ve şirket mağazalarımızın yayılım yılı olacak. İstanbul başta olmak üzere Ankara, İzmir, Antalya, Trabzon ve Diyarbakır’da 2027 sonuna kadar 50 franchise şubeye ulaşmayı hedefliyoruz. 2028 sonunda ise toplamda 300 şubeye ulaşarak Almanya ve Yunanistan başta olmak üzere Avrupa pazarına açılmayı planlıyoruz.”
Büyüme sürecinde lezzet standardını korumak adına tüm şubelerde merkezi tedarik ve tek reçete sistemi uygulanacak; Danışman Şef Murat Bozok ise şubelere habersiz denetimler gerçekleştirecek.
Fettuccine Alfredo’dan Köz Patlıcanlı Rigatoni’ye
Murat Bozok’un danışmanlığında hayata geçen marka, “hızlı servis”, “taze üretim” ve “zarif sunum”u birleştiren “Fast – Fresh – Fine” mottosuyla yola çıktı. İtalya’dan getirilen özel makinelerle restoran içinde her gün üretilen makarnalar, günlük temin edilen sebzeler ve katkı maddesiz malzemelerle harmanlanıyor. Menüde Fettuccine Alfredo gibi zamansız dünya klasikleri, köz patlıcanlı rigatoni gibi Anadolu esintili tatlarla buluşuyor. Menü, mevsime ve taze malzemeye göre düzenli olarak yenileniyor.
Suerdem, konsepti şu sözlerle özetliyor: “Murat Bozok ile yola çıkarken tek bir hedefimiz vardı: Fettuccine Alfredo’yu da köz patlıcanlı rigatoni’yi de iyi bir restoranın özeniyle ama öğle arasına sığacak bir hızda sunmak. ‘Fast, Fresh, Fine’ sözümüz tam olarak bunu anlatıyor. Hızlı yemek artık özensiz yemek demek zorunda değil.”