En Büyük Emanet, Cumhuriyet

Son zamanlarda çevremize baktığımızda, dünyanın siyasi ve coğrafi krizlerle boğuşan ülkelerinden yurdumuza uzanan büyük bir göç dalgasıyla karşı karşıyayız. Vatanlarını, evlerini, geçmişlerini geride bırakıp belirsizliğe doğru yola çıkan insanları izlerken içimde tarifsiz bir burkulma, bir o kadar da sarsıcı bir idrak beliriyor.

Bu manzaralar bana tek bir şeyi söylüyor: Biz ne kadar şanslı mirasçılarız!

Eğer bu toprağın evlatları, o karanlık ve çaresiz günlerde gözlerini kırpmadan canlarını ortaya koymasaydı; o büyük Kurtuluş Mücadelesi zaferle taçlandırılmasaydı ve bize uğruna ömürler adanmış şanlı bir tarih bırakılmasaydı, bugün o sınırlarda, o tren istasyonlarında, o yollarda mülteci konumunda olanlar bizler de olabilirdik. Başka ülkelerin kapılarında bekleyen, vatanını yitirmiş milyonlardan biri hâline gelebilirdik.

İşte tam da bu yüzden Cumhuriyet, sadece tarih kitaplarında okuduğumuz soyut bir zafer ya da kutlamalardan ibaret bir takvim yaprağı değildir. Cumhuriyet; başka kapılarda boyun bükmememizin, kendi vatanımızda başımız dik yaşayabilmemizin en büyük güvencesidir.

Bugün, etrafımızdaki bu acı tablonun aynasına bakıp şu soruyu sormak zorundayız: Bize bu toprakları kendi elleriyle verenlerin fedakârlıklarının ne kadar farkındayız?

Bugün, özellikle gençlerimize ve bizlere çok büyük görevler düşüyor. Dünya artık global bir köy; lakin ne kadar küreselleşirse küreselleşsin, milletler kendi kökleriyle ve tarihteki zaferleriyle var oluyor, yollar orada ayrılıyor. Başkalarının tarihlerinde arayıp da bulamadığı, dünyanın hayranlıkla ve örnek alarak baktığı şanlı zaferlerimiz ve bu zaferlerin mimarı eşsiz bir liderimiz var: Mustafa Kemal Atatürk!

İşte tarihten aldığımız bu köklü miras, yalnızca bu topraklarda yaşayanların değil, sınırların ötesine uzanan herkesin en büyük dayanağıdır. Dünyanın farklı coğrafyalarına yayılan, oralarda başarılara imza atan insanlarımızın sırtını yasladığı en büyük güç yine bu vatandır. Onlar oralarda gururla, başları dik gezebiliyorlarsa arkalarında duran bu güçlü vatanın ve tarihlerine bakarak kimsenin yıkmaya cesaret edemeyeceği o iradenin varlığını bildikleri içindir.

Biz; Türk’üyle, Kürt’üyle, Laz’ı ve Çerkez’iyle bu topraklarda birbirine kenetlenmiş, dünyanın en güzel renklerine sahip büyük bir aileyiz. Bizler Atatürk’ün çocuklarıyız!

Tarih, inanç, cesaret ve fedakârlıkla gerçeğe dönüştürülen mücadelelerle yazılır. Bu mirası korumak, aklın ve bilimin ışığında üretmek, gelişmek ve gelecek kuşaklara daha güçlü bir ülke bırakmak hepimizin boynunun borcudur.

Çünkü Cumhuriyet bize gökten inmedi. Bu topraklarda kanla, canla, inançla ve tarifsiz fedakârlıklarla kazanıldı. Onu bize emanet edenler, yalnızca bir ülke değil, kendi kaderini tayin edebilen özgür bir millet olmanın onurunu bıraktılar.

Şimdi sıra bizde!

Bu emaneti korumak, değerini bilmek ve sonsuza kadar yaşatmak bizim sorumluluğumuzda. Cumhuriyet, geçmişte kazanılmış bir zafer olmanın ötesinde, geleceğe dair ortak sözümüzdür.

En büyük emanetimiz Cumhuriyet’tir. Onu yaşatmak, hepimizin ortak görevidir.

Yaşasın Cumhuriyet!

Mobil sürümden çık