Tarık Akan’ın Ardından: Bir Mektep, Bir Işık

filiz altun 1200 Tarık Akan’ın Ardından: Bir Mektep, Bir Işık

Bazı insanlar aramızdan ayrılır ama geride bıraktıkları değerler yaşamaya devam eder. Tarık Akan da onlardan biri.

13 Ekim’de Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda gerçekleştirilen; Taş Mektep öğrencilerinin, öğretmenlerinin, sevenlerinin ve dostlarının bir araya geldiği anma gecesinde yer almak anlamlıydı.

Anma programına geçilmeden köşede duran piyanoya hiç çekinmeden oturup çok güzel eserler çalan ilköğretim öğrencileri dikkatimi çekti. Etkinlikte Müjdat Gezen’in ve sevenlerinin yaptığı konuşmalar paha biçilmez değerdeydi; katılımcıları hem güldürdü hem de düşündürdü. Öğrencilerin hazırladığı sergiler de dikkat çeken bölümleri arasındaydı. Çocukların yeteneklerini özgürce sergilemeleri, emeklerini ortaya koymaları ve kendilerine güven duymaları, eğitimin gerçek anlamı üzerine yeniden düşünmemi sağladı.

Tarık Akan, Taş Mektep’le eğitim alanında inandığı değerleri hayata geçirdi. Onun için mesele yalnızca bir okulun kapılarını açmak değil; düşünen, sorgulayan, sanatla ve bilimle gelişen çocukların yetişmesine katkıda bulunmaktı. Bir sanatçının mesleki birikimini ve emeğini çocukların geleceğine yöneltmesi, bugün üzerinde durmaya değer bir miras bıraktı. Peki, bu anlayış neden daha fazla çocuğun hayatına dokunamasın? Neden her çocuk, kendi yeteneğini keşfedebileceği, kendini özgürce ifade edebileceği ve hayallerini geliştirebileceği imkânlara sahip olamasın? Eğitim yalnızca derslerden ve sınavlardan ibaret değil; bir çocuğun dünyasını genişletmek, ona düşünmeyi ve üretmeyi öğretmek de eğitimin ayrılmaz bir parçası.

Bu anlamlı buluşmanın bir başka boyutu da Tarık Akan’ın ardından duyulan sevginin hâlâ ne kadar güçlü olduğunu görmekti. Ailesinin, meslektaşlarının ve sevenlerinin bir araya gelerek gösterdikleri vefa, onun bıraktığı izlerin bir göstergesiydi. O anlarda, bir insanın değerinin yalnızca eserleriyle değil, dokunduğu hayatlarla da yaşadığını hissettim. Bir okulun başarısı yalnızca akademik sonuçlarla değil; çocukların özgüvenine, yeteneklerine ve hayata bakışına kattıklarıyla da ölçülür. Yaşananlar, Tarık Akan’ın eğitim anlayışının neden hatırlanmaya ve yaşatılmaya değer olduğunu bir kez daha gösterdi. Tarık Akan’dan geriye yalnızca hatıralar değil, yaşatılması gereken bir eğitim ideali kaldı. Asıl mesele; o hatıraları alkışlamakla birlikte, bıraktığı mirası yarınlara devredebilmektir. 

Mobil sürümden çık