Uzun yıllar boyunca ileri yaş hastalığı olarak bilinen inme (felç), günümüzde giderek daha genç yaş gruplarında görülmeye başlanıyor. Eskiden nadir kabul edilen 20’li, 30’lu hatta 40’lı yaşlarda inme vakaları, artık nöroloji pratiğinde daha sık karşılaşılan bir tablo haline geliyor. Uluslararası bilimsel çalışmalar da bu gözlemleri destekliyor; genç erişkinlerde inme sıklığının belirgin şekilde arttığı ve bu artışın yalnızca tanı yöntemlerinin gelişmesiyle açıklanamayacağı ortaya konuyor.
Genç Olmak İnmeden Korumuyor
Uzmanlara göre bu değişimin arkasında, modern yaşam tarzının getirdiği riskler, metabolik hastalıkların daha erken yaşlarda görülmesi ve damar sağlığını olumsuz etkileyen alışkanlıkların yaygınlaşması yer alıyor. İnme artık yalnızca ileri yaş hastalığı değil. Uzmanlar, genç erişkinlerde artan damar risklerine dikkat çekiyor: “Genç olmak inmeden korumuyor.” Medicana Ataşehir Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Gülten Özdemir konuyla ilgili önemli bir noktaya dikkat çekiyor:
“İnme artık yalnızca ileri yaş hastalığı değil. Genç yaş grubunda da risk faktörlerinin artmasıyla birlikte daha sık karşımıza çıkıyor. Bu değişimi doğru okumak zorundayız.”
Yaşam Tarzı Değişti, Damar Hastalıkları Gençleşti
Güncel bilimsel veriler, gençlerde artan inme vakalarının arkasında yaşam tarzı değişikliklerinin bulunduğunu gösteriyor. Geçmişte daha çok ileri yaşlarda görülen yüksek tansiyon, diyabet, obezite, kolesterol yüksekliği ve sigara kullanımı artık daha erken yaşlarda ortaya çıkıyor.
Bu klasik risk faktörleri genç bireylerde çoğu zaman “sessiz” ilerliyor. Belirti vermeden damar yapısını bozabilen bu tablo, inme riskini fark edilmeden artırabiliyor.
Uzm. Dr. Gülten Özdemir bu noktayı şöyle açıklıyor: “Son 5 yılda yayınlanan çok sayıda çalışmada, genç inmelerin önemli bir bölümünün klasik damar risk faktörleriyle ilişkili olduğunu net biçimde ortaya koyuyor. Genç yaşta hipertansiyon veya diyabet artık istisna değil.”
Gençlere Özgü Riskler de Öne Çıkıyor
Klasik damar risklerinin yanı sıra genç yaş grubunda daha sık karşılaşılan bazı özel nedenler de bulunuyor. Bunlar arasında:
• Boyun damar yırtıkları (diseksiyon)
• Kalp kaynaklı pıhtılar ve ritim bozuklukları
• Doğuştan veya sonradan gelişen pıhtılaşma eğilimleri
• Özellikle aura ile seyreden migren
• Bazı madde kullanımları ve uyarıcı ilaçlar
yer alıyor.
Uzm. Dr. Gülten Özdemir, gençlerde inmenin her zaman “klasik” bir tabloyla ortaya çıkmayabileceğini belirterek şunları söylüyor: “Genç hastalarda altta yatan nedeni araştırmak büyük önem taşır. Özellikle diseksiyon ve pıhtılaşma bozuklukları gibi nedenler, erken tanı ile kontrol altına alınabilir.”
Genç Kadınlarda Risk Faktörleri Farklılaşabiliyor
Genç kadınlarda inme risk profili bazı dönemlerde farklılık gösterebiliyor. Gebelik ve lohusalık dönemi, doğum kontrol hapları ve migrenle birlikte sigara kullanımı, inme riskini belirgin şekilde artırabiliyor.
Bu nedenle özellikle genç kadınların risk faktörleri konusunda daha bilinçli olması gerektiğini vurgulayan Uzm. Dr. Gülten Özdemir, “Gebelik dönemi ve hormonal faktörler, bazı kadınlarda pıhtılaşma eğilimini artırabilir. Migren ve sigara kullanımı da eklendiğinde risk katlanabiliyor,” diyor.
COVID-19 Tek Başına Açıklama Değil
Son yıllarda COVID-19 enfeksiyonunun pıhtılaşma eğilimini artırabileceği bilimsel olarak gösterildi. Ancak uzmanlar, gençlerdeki inme artışını yalnızca COVID-19 ile açıklamanın doğru olmadığını belirtiyor.
Uzm. Dr. Gülten Özdemir bu konuda şu değerlendirmeyi yapıyor: “COVID-19 pıhtılaşma sistemini etkileyebilir; ancak gençlerdeki inme artışının temel nedeni yaşam tarzı değişiklikleri ve metabolik risklerin yükselmesidir.”
“Gençtir Geçer” Demeyin
Bugün artık net olarak biliniyor ki genç olmak inmeden korumuyor. İnme genç yaşta daha az beklenir; ancak bu, görülmediği anlamına gelmez. Tam tersine, beklenmediği için belirtiler çoğu zaman daha geç fark edilebiliyor.
En kritik mesaj ise net: İnmede yaş değil, risk faktörleri belirleyicidir.
Ani konuşma bozukluğu, kol veya bacakta güçsüzlük, yüzde kayma, ani görme kaybı ya da alışılmadık şiddette baş ağrısı gibi belirtiler ortaya çıktığında vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna, özellikle nöroloji değerlendirmesi için başvurmak hayati önem taşıyor.
Uzm. Dr. Gülten Özdemir sözlerini şu uyarıyla tamamlıyor: “İnmede erken müdahale hayat kurtarır. Genç yaşta görülen belirtiler ‘geçer’ diye düşünülmemeli; her dakika beyin dokusu için kritiktir.”
Korunmak Mümkün
Düzenli sağlık kontrolleri, tansiyon ve metabolik değerlerin takibi, sigara ve madde kullanımından uzak durmak, sağlıklı beslenme ve fiziksel aktivite; genç yaşta inmeyi önlemenin en güçlü yolları arasında yer alıyor.
Uzmanlar, genç erişkinlerin de risk faktörleri açısından değerlendirilmesi gerektiğini vurgularken, erken farkındalığın kalıcı hasarı önlemede en önemli adım olduğuna dikkat çekiyor.
