Son yıllarda Takashı Murakami, Kenny Scharf, Thierry Noir, Monolo Valdes gibi dünyaca ünlü sanatçıların eserlerini ülkemize getirdik ve getirmeye de devam edeceğiz.
Evimizden ofisimize duvarlarımızı süsleyen birçok önemli sanat eserinin hikayesinde DG Art Gallery’nin imzası vardır. Kimi evinde kimi iş yerinde sergilemek için, kimi de koleksiyonuna yeni bir parça eklemek için DG Art Gallery’nin sergilerinde buluşuyor ya da kapısını çalıyor. Biz de Arzu Gündoğdu’yla sanat eserlerini, kendi zevklerini, çalıştıkları sanatçıları konuştuk. Gelin bu keyifli röportajı, Camdaki kız dizisinin başrol oyuncusu, ünlü sanatçı Tamer Levent’in başlattığı “Sanata Evet” anlayışı ile okuyalım.

Sizin sanat aşkınız abiniz Dursun Bey ile başladı dersek doğru olur mu?
Kesinlikle evet. Sanat aşkını bana aşılayan kendisi ve benim çok örnek aldığım bir isimdir. Yaşı genç olmasına rağmen bu işi Türkiye’de en iyi yapan birkaç isimden birisidir abim. Genelde dünya çapında kabul görmüş birçok sanatçıyla çalışmayı ve onların eserlerini almaya dikkat ediyoruz.
Arzu hanım, Sanat galerisi sahibi olma yolu nasıl gelişti?
Öncelikle biz bir aile şirketiyiz. Abimin ilk adımlarını attığı ve başladığı bu yolda ona destek olmak amacıyla giriştik bu işe. Sonra çok çalışmak ve iyi niyetli olmanın verdiği bir güç ile büyüttük işlerimizi. Şimdi de hep beraber daha da iyi yerlere gelebilmek amacımız.
DG Art Project ne zaman ve nasıl kuruldu?
Abim Dursun Gündoğdu 20 senedir sanatla iç içe. Ben de 15 yıldır abimle birlikte sanatın içinden gelen tecrübemle sanat danışmanı olarak bu sektörün içindeyiz. Sektörde oldukça eski ve hatırı sayılır bir yerimiz de var. Ancak Sanat danışmanlığı ofisi dışında, sistemin bizi yönlendirmesi ve gelen talepler üzerine galeri de açtık. Nişantaşı’nda iki galerimiz, birkaç ay önce de Polat Piyalepaşa da yeni açtığımız galerilerimiz ile sanata ve sanatçıya değer vererek ekibimiz ile birlikte “Sanata evet” felsefesi ile hizmet veriyoruz.
Son yıllarda sanata ve sanatçıya ilgi giderek artıyor. Özellikle resim sanatına ilgi giderek büyüyor. Bu ilgiyi neye bağlıyorsunuz?
Bu beni çok mutlu eden bir durum. İnsanlar artık kendi içlerindeki boşlukları fark etmeye başlıyorlar. Sürekli bir mutsuzluk hali, bitmek bilmeyen koşturmaca, insanları içine döndürdü ve sorgulamaya başlattı. İşte bu noktada bizi yalnızca sanatın iyileştirebileceğini anlıyoruz ve sanata evet diyoruz. Resim sanatı da izleyen için çok özneldir. Ne hissetmek istediği, nasıl yorumlamak istediği tamamen kişiye özgüdür. Bu da kendi içsel yolculuğumuza en büyük yardımdır.
DG Art Project Gallery de dünyaca ünlü sanatçıların yanı sıra çağdaş Türk sanatçılarının da eserlerini görüyoruz. Hangi sanatçıların eserleri var galerinizde?
Biz elimizden geldiğince vizyoner olmaya çalışıyoruz. Alışılmışın dışında, yeni işler getirmek en büyük gayemiz. Son yıllarda özellikle dünyaca ünlü sanatçıların eserlerini ülkemize getirerek büyük bir sükse yaptık. Takashı Murakami, Kenny Scharf, Thierry Noir, Monolo Valdes gibi birçok yabancı sanatçının eserini getirdik. Getirmeye de devam edeceğiz.
Yakın tarihlerde Ahmet Güneştekin, ardından Bubi gibi çok önemli ve değerli sanatçıların sergilerini açtınız. Sırada nasıl sürprizler var?
Polat Piyalepaşa Galerimizin açılışını Ahmet Güneştekin sergisi ile birlikte yaptık. Çok güzel de yansıması oldu ve ses getirdi. Aslında bizim gayemiz de “Ne yapıyorsak en iyisini yapabilmek.” Sanatçımızı ve izleyicimizi memnun edebilmek. Bu gibi sergilerimiz tabii ki hız kesmeden devam edecek. Erdoğan Zümrütoğlu, Mr. Besk, Devrim Erbil gibi isimlerle yolumuza devam edeceğiz. Tek gayemiz başarıyı elden bırakmamak.
Sanat ve sanatçı hak ettiği değeri görüyor mu? Bu konuda sizin rolünüz nedir?
Ben hala Türkiye’de sanatın da sanatçının da hak ettiği değeri gördüğünü düşünmüyorum. Bir türlü sanatı hayatımızın bir parçası haline getiremedik. Ancak son yıllarda bu durumun yavaş yavaş da olsa değişmeye başladığını görüyor ve umutlanıyorum. Bizim en büyük gayemiz sanatçılarımızı Dünya’da temsil edebilmek ve onların anlaşılabilirliğini arttırmak. Ülkemize de elimizden geldiğince gerek sergilerle, gerek yabancı eserlerin erişimini kolaylaştırmayla bu yolda yardımda bulunmaya çalışıyoruz. Umuyoruz ki sanat bir gün Türkiye’de de tam anlamıyla benimsenecek. Değerli sanatçımız Tamer Levent’in başlattığı “Sanata evet” akımına katılıyor ve “yaşam boyu sanata evet diyoruz.”