Vision Art Platform ve Vision Sanat Galerisi Kurucusu Nisa Taşyar, sanat tutkusunu Quality’e anlattı

Sanatın ve bilginin görünenin arkasındaki gerçeği sunmak gibi büyük bir rol oynadığını düşünüyorum.

Nisa Taşyar, Uluslararası İlişkiler ve Sanat Yönetimi mezunu olarak hayatını kültür ve bilgi üzerine inşa etmiş bir vizyoner. Çocukluğundan itibaren kitaplar, müzeler ve sanat ile iç içe olan Nisa Hanım, bu tutkularını bir iş modeline dönüştürerek Vision Art Platform’unu ve Vision Sanat Galerisi’ni hayata geçirdi. Nisa Hanım ile bu sanat dolu hikayeyi, misyonunu ve gelecek hedeflerini konuştuk.

nisa tasyar Vision Art Platform ve Vision Sanat Galerisi Kurucusu Nisa Taşyar, sanat tutkusunu Quality'e anlattı

Nisa Hanım, sizi tanımayanlar için kendinizi kısaca anlatın desek neler söylersiniz?

Uluslararası ilişkiler ve sanat yönetimi mezunuyum. Hayatımda kültür ve bilgi hep ön plandaydı. Çocukluğumda okuduğum kitaplar, gezdiğim müzeler, estetiğe olan kaygım ve akademiye olan tutkum bende bir iş modeli oluşturdu. Bu da Vision’ı kurma hikayemi yarattı. Kendi hikayemde ise her şeyin bir akışta ve dengede olması gerektiğini düşünerek yaşarım biraz da görünenin ardındakini görmek isterim. Sanatın ve bilginin ise görünenin arkasındaki gerçeği sunmak gibi büyük bir rol oynadığını düşünüyorum. Bu da hayatımın önemli bir parçası.

Sanat aşkınız ne zaman ve nasıl doğdu, bu güne gelene kadar hangi gelişmeler yaşandı?

Sanat, kültür, insan, hep hayatımın bir parçasıydı. Şu yıl ya da şu zaman tutkum başladı diyemem ama hayatımın bütününü artık kapsıyor. Vision Art Platform kültür sanat platformu olma idealini gerçekleştirmek için adımlar atıyor. 2019 yılında pandeminin tam öncesinde kuruldu. İlk sınavlarını o zamanlar verdi. Sanat çok ciddi güç ve kaynak tüketen bir alandır. Ve her sanat kurumunun bir noktadan sonra isimleri artık ete kemiğe bürünür ve o karaktere göre evrilmeye başlar. Vision da tam böyle bir 5 yıl geçirdi. Çok ciddi bir kaynaktan beslenerek güç ve efor harcadı. Bilgi, deneyim, tecrübe ile kendine sanat dünyasında çok güzel bir yer edindi.

Vision Art Platform ve Vision Sanat Galerisi iki farklı tanım. Bir hikayeniz vardır mutlaka, detaylı bir şekilde anlatabilir misiniz?

Vision’ın sanat politikasını oluştururken birçok araştırma ve deneyimden geçtik. Zaman içerisinde bu bizim çok yönlülüğümüzü artırdı. Vision Art bu nedenle iki yönetim şekli belirledi. Birisi platform yapısı ile daha çok sosyal sorumluk temelinde hareket eden bir anlayışa sahip. Bunu açacak olursak; hem üniversitelerle iş birliği yapan hem de bağımsız sanatçılara alan tanıyarak onlara uygun ortamı oluşturup sanat hayatına katkıda bulunan bir yapı olmayı amaçladık. Galeri yapısı ise; ağırlıklı olarak akademik sanatçılara yer vererek bu sanatçılarımızın eserlerini dünya standartlarında sergilenmesini sağlayan aynı zamanda eşitlikçi ve demokratik bir alan sunan alt yapıya sahiptir.

Vision Art Platform’un işleyişi ve misyonu nedir?

Hem kendi tarihini oluşturmak ve kökleşmek, hem de Türkiye’deki sanat ortamında kalıplaşmış anlayışları dünya standartlarına dönüştürebilmek Vision’ın ortaya çıkış amacı. Bu misyon bugüne kadar sanat ortamında yapmış olduğu sergiler, sergileme biçimleri, çıkardığı kitaplar ve dergiler sahip olduğumuz zengin anlayışın ürünleri oldu. Bunları ortaya koymak için acele etmedik, daima belli bir programda ve plan dahilinde hazırlığını yaparak ortaya koyduk.

Çok genç yaşta bir sanat galerisi sahibi olmanızın artıları ve eksileri neler?

Bir galerici olarak genç olduğumu düşünmüyorum. Sadece galeri alanında değil herhangi bir sektörde bir işte becerisi olan insanların 20’li yaşlarında bunun anlaşıldığı 30’lu yaşlarda işletme sahibi olunduğu, büyüdüğü ve daha sonraki yaşlarında ise kült bir figür olarak kabul gördüğü bir gerçektir. Türkiye’de insanların önüne konan birçok engel maalesef genç yeteneklerin ortaya çıkamamasına veya çok geç ortaya çıkmasına sebebiyet veriyor. Ben de bu engellerle karşılaştım fakat bu engeller beni büyüterek deneyimli birine dönüştürdü ve hedefime ulaşmamda aracı oldu.

Her geçen yıl ülkemizde koleksiyoner sayısı da sanatçı sayısı da artıyor. Bunu neye bağlıyorsunuz?

Türkiye değişiyor, gelişiyor ve büyüyor. Bulunduğumuz bölge ve dünya üzerinde bu etki arttıkça insanların hem alışkanlıkları değişiyor hem de standartları yükseliyor. Paralelinde de sanata ve kültüre olan ilgileri artıyor. Aynı zamanda sanatın insanlara kazandırdığı prestijin yanında sanat eserinin içinde barındırdığı bilgi, kayıt ve delile sahip olma arzusu öne çıkıyor.

 

RÖPORTAJIN DEVAMI VE ÇOK DAHA FAZLASI İÇİN TIKLAYIN

Exit mobile version