Save The Duck’ta yeni sezon, sadece soğuk aylarda giyeceğimiz parçaları değil, aynı zamanda gardıroplarımıza yön verecek ruh halini, estetiği ve ilham kaynaklarını da anlatıyor.
Save The Duck’ın teknoloji, hafiflik ve hayvansal içeriklerden uzak materyal yaklaşımı, sezonun en güçlü dış giyim siluetleriyle buluşuyor. Markanın malzeme teknolojisi, fonksiyonellik ve estetiği aynı tasarımın içinde buluştururken, su iticilik, rüzgâra karşı koruma, hafiflik ve dayanıklılık gibi özelliklerle şehir gardırobunun da tüm beklentilerini de karşılıyor.

Sonbahar geldiğinde bazı parçalar kendiliğinden geri döner. Trençkot da onlardan biri. Ancak 2026-2027 sezonunda klasik dış giyim kodları aynı yerde durmuyor. Siluetler büyüyor, materyaller hafifliyor, teknik özellikler görünmez bir lükse dönüşüyor.
Trençkot artık yalnızca yağmurlu bir şehir sabahının üniforması değil, katmanlanan, hareket eden ve hava koşullarına adapte olan çağdaş gardırobun merkezinde. Markanın sezon yaklaşımı da bu fikri açıkça “Protection Is in Our Nature” başlığı altında topluyor. Bir montun ya da trençkotun sıcak tutması artık yeterli değil. Hafif olması, hareket özgürlüğü sağlaması, farklı hava koşullarına uyum sağlaması ve kullanılan materyalin tüketiciye şeffaf bir hikâye sunması gerekiyor.