Sigarayı bırakıp onun yerine e-sigara içmek, intihar ettiğiniz yöntemi değiştirmektir. Unutmayın ki E-sigaralar da Kanser Sebebi.
Prof. Dr. Berrin Pehlivan, ülkemizin önde gelen radyasyon onkolojisi konusunda değerli isimlerinden biridir. Bahçeşehir Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi ve BP Klinik kurucusu Berrin Pehlivan, sigaranın kansorejen etkisinin yanı sıra, e-sigaranın da ne kadar kansorejen ve tehlikeli olduğunu anlattı…

Bu konuda önemle vurguladığı “Şeytanın en büyük hilesi tüm Dünyayı aslında var olmadığına inandırmakmış” cümlesini sanırım tüm içiciler çok iyi algılamamız gerekir…
Eş, dost, genç, yaşlı büyük bir tiryaki çoğunluğun konuşmayı en sevmediği konuya geldik. Sigara; kahve, çay, alkol, öğün sonrası ve akciğer kanseri deyince ilk aklımıza gelen ve sonunu konuşmayı pek sevmediğimiz bir Olağan Şüpheli…
Sigara 1400’lerde, Amerika’nın keşfiyle yayılıyor. Yeni kıtanın yerlileri tütünü tedavi amaçlı seanslar ve dini ritüeller için üretiyorlar. Yeni kıtanın ilahi iletişim dumanı Avrupa’ya öyle yabancı ki; tütün içerken yakalanan ilk Avrupalı Rodrigo Jerez, ağzından burnundan duman çıkarması sebebiyle, ruhu şeytan tarafından ele geçirildi diye hapse atılıyor. 16’ncı yüzyılda keyif şeytanı unutturuyor ve tütün içme alışkanlığı tüm Avrupa’ya yayılıyor. Bir sonraki yüzyılda Amerika’da ticari tütün ekimi başlıyor.
Tütün-kanser ilişkisine ait ilk araştırma, 1761’de İngiliz doktor John Hill tarafından yayınlandı. Sigara ve kanser arasındaki ilk istatiksel ilişki ise, Nazi döneminde Almanya’dan çıktı. Sigara yasakları giderek başlasa da I. ve II. Dünya Savaşı döneminde cephelerdeki askerlerin kullanımı ve tedarikiyle giderek yaygınlaştı. Savaş bittiğinde dünya erişkin nüfusunun yüzde 60-80’i sigara kullanıyordu. Tütün, başlangıçta çubuk veya pipolarla içiliyordu, tütün yapraklarına ya da ince kağıtlara sarılma yönteminin ardından günümüzdeki sigara ortaya çıktı.
Kanserojen Madde
Yapılan araştırmalar, sigaranın kansere yol açtığını kesin olarak kabul ediyor. Bu konuda ilk akla gelen akciğer kanseri olsa da ağız boşluğu, gırtlak, yutak, yemek borusu, burun ve sinüsler, karaciğer, pankreas, mide, bağırsak, rahim ağzı, mesane (idrar torbası) ve lösemi dahil birçok kansere sebep olduğu açıkça belirtiliyor. Sigarada kanserojen madde nikotin sanılsa da içeriğindeki 5 bine yakın kimyasal maddenin 100’e yakını kanserojen özelliğe sahiptir. Benzen, polonyum-210, benzopren ve nitrozamin gibi kanser yapma potansiyeline sahip maddeler toplandığında daha etkin kanserojenler haline geliyor. Adını, Fransa’da tütün içmeyi popüler hale getiren Jean Nicot’ten alan nikotin, sigaradaki en bilindik madde. Ancak nikotin sadece bu canavarın bağımlılık yaratma işlevini sağlıyor.
Bu durum onu masumlaştırmasın çünkü kanserojenlerin işini de kolaylaştırıyor. Nikotin, hasara uğrayan hücrelerin kendi kendini yok etmesini engelleyen bir enzim tepkimesini harekete geçiriyor. Böylece sigaranın içindeki DNA hasarı yapan maddelerin kanserojen etkisini artırmış oluyor. Tek bir sigara, az oranda zararlı kimyasal içerse de sayı-süre artığında, akciğerlerden vücuda giren kimyasallar birikiyor ve vücut yoğun madde birikimiyle oluşan zararı onarmada yetersiz kalıyor. Yine de bu durum, sigara içen herkesin kanser olacağı, içmeyenlerin ise korunacağı anlamına gelmiyor.
Her Sigara İçen Kanser Oluyor mu?
Araştırmalar, genetikleri nedeniyle bazı içicilerin akciğer kanserine yakalanmayabileceğini söylüyor. Sigara içmek sağlıklı hücrelerde DNA mutasyonlarını tetikleyerek akciğer başta olmak üzere birçok kanser türüne sebep olabiliyor. Ancak bazı insanlar, hücrelerini tümöre dönüştürecek DNA’daki mutasyonları veya değişiklikleri sınırlamaya yardımcı olan genlere sahip. Ve şu anda kendinizi hemen bu gruptan saymanıza “kendini kandırmak” deniyor.
2. ve 3. El Sigara İçiciliği
Pasif içicilik kadar sigarada bir başka önemli tehlike de üçüncü el sigara dumanıdır. Pasif içicilerin bilançosu ise her yıl 1.2 milyon ölüm. Ölüm sayısı kadar acımasız olan bir başka nokta ise çocukların en çok etkilenen grupta olması ve her yıl 65 bin çocuğun pasif içicilik nedeniyle hayatını kaybetmesi. Hamileliği boyunca sigara içmeye devam eden annelerin bebeklerinde de hayat boyu sayısız hastalık ortaya çıkıyor. Ayrıca içilen her sigara sonrası yüzeylerde kalan tütün kalıntısı var; genellikle kapalı ortamlardaki yüzeylere sinen tütün artığı aylarca orada kalabilir. Duvarlar, zeminler, mobilya ve giysilerde uzun süre kalır ve dizlerinin üzerinde zeminlerde ve mobilyaların üzerinde oynayan çocuklar daha büyük risk altındadır. Ani bebek ölümlerinin de en önemli sebeplerinden biri olduğu bildiriliyor. Bu gizli tehlikeden korunmak için restoran ve otellerde sigara içilmeyen bölüm ve odaları seçmek çok önemli hale geliyor. Dünya Sağlık Örgütü, sigarayı en büyük halk sağlığı tehditlerinden biri olarak kabul ediyor. Ancak sigara değişen formlarda önümüze gelmeye devam ediyor.
E-sigaralar da Kanser Sebebi!
İlk e-sigara 2006’da üretildi. E-sigara, nikotin, propylen veya gliserin gibi çözücüler, tatlandırıcı, diğer katkı maddeler ve maalesef “moda” içeriyor. Nikotini çok hızlı dağıttığı için daha fazla bağımlılık potansiyeli taşıyan, nikotine her maruz kalışımızda dopamin salgılatan ve beyni bağımlı hale getiren bu tehlike, renkli, minimal tasarımlarla birer “kombin” nesnesi olarak da hayatımıza giriyor. İnsanın değişen tabiatına uyum sağlayan kamuflajlar giyen bir düşman gibi. Kendisini yeni bir çanta, telefon, kalem, aksesuar gibi konumlayan bu düşman, kan basıncınızı yükseltiyor, bağışıklık sisteminizi baskılıyor.
E-sigaralar içerisinde sigaraya özel nitrosamin, metal, uçucu organik bileşikler ve polisiklik aromatik hidrokarbonlar olmak üzere dört grup kanserojen kimyasal bulunur. Çalışmalarda e-sigara kullananların kan ve idrarlarında 12 çeşit kimyasal bulundu. Hücre kültürü çalışmalarında, nikotin ve diğer e-sigara ürünlerinin DNA tamir mekanizmalarının işleyişini bozduğu görüldü. Ayrıca bu ürünler vücutta iltihap hücrelerinin toplanmasına yani kronik inflamasyona ve kansere yola açan hücresel çoğalmalara sebep oluyor.
Normal sigaraya göre avantajlıymış çünkü yanmış tütünden kaynaklanan kanserojenleri içermiyormuş(!) Aman efendim eksik olsun.
Tatlandırıcı ve hoş aromalarla gelen tehlike.
Yanıcı sigara içenlerin sayısındaki azalmaya karşı, e-sigara içenlerin sayısı -yaşları düşerek- artıyor. 2012-2014 yılları arasında Amerika’da lise öğrencilerinin e-sigara kullanma oranı yüzde 400 arttı. Gençlerin yüzde 83’ünün aromatik e-sigara kullandığını rapor eden çalışmalar var. Bu oran yanıcı sigara kullananlarda sadece yüzde 2.9. Anlaşılan o ki, aroma ve tatlandırıcılar, e-sigarayı gençler için daha çekici hale getiriyor. Unutmayın, sigarayı kesmek yerine e-sigaraya geçmek, intihar ettiğiniz yöntemi değiştirmektir.
Sigarayı Bırakmak Adına Yapılabilecekler
Bir hekim olarak bu başlığı uzun uzun yazmak isterdim ancak karar vermeniz durumunda size destek verecek çeşitli yöntemler olsa da karar vermeyen/veremeyen kişilere inanın yapacak hiçbir şey yok.