Genç bir ekibin el emeği, göz nuru ve ağız tadı üçlüsünü harmanlayarak lezzetin zirvesine taşıdığı bir menüdür Crystal Cove’un açık büfesi
Akdeniz’in masmavi sularındaki Kıbrıs adasının kuzeyinde yer alan Girne’nin tarihi gözbebeğidir Merit Crystal Cove Otel. Aslında tarihi ve gelişimi oldukça enteresandır, ben bu konuya fazla girmeyeceğim. Bugün sizlere bu otelin Perşembe, Cuma ve Cumartesi akşamları sunduğu dillere destan açık büfesinden bahsedeceğim. Bir otelin açık büfe restoranının diğer otellerden ciddi misafir alması otelcilik alanında çok fazla görülmez, fakat Kıbrıs’ta biz bunu çok net görüyoruz; hatta Şef Vural Bayar özellikle Cumartesi büfesini diğer misafirleri de düşünerek %20 daha fazla hazırlıyor. Bence bir otelin yiyecek içecek kalitesi a la carte restoranları ile değil çeşidi bol ana restoranı ile ünlüdür. Büfesinde her misafirin damak tadına uygun bir menü varsa o restoran, o otel son derece başarılıdır.
Şimdi size Vural Bayar’ın öğrenciliğini bitirir bitirmez mutfak komisi olarak göreve başlamasındaki enteresan bir olaydan bahsedeceğim. Yıl 2010, kahramanımız İstanbul Gastronomi Festivali’nden beş madalya ile döndü. Yaşına göre madalyaların sayısı çok dikkat çekiyordu ve hepimizin göğsü kabarmıştı. Kendisini basınla tanıştırmak ve ödüllü yemeklerini tattırmak için Halki Palace Oteli’nde bir davet verdik. O yıllarda bu konu otelcilik gündemini ciddi derecede meşgul etmişti.
Günümüze dönersek; Merit Crystal Cove Otel’in Perşembe akşamlarına özel sunduğu Kıbrıs büfesi, yöresel yemeklerin tarihteki lezzetleri ile birebir aynı. Bunlar içerisinde mücendra, kolakas, molehiya, Kıbrıslıların vazgeçilmezi şeftali kebabı, tavuklu makarna anlamına gelen ‘Magarına Bulli’, bulgur köftesi ve didilmiş tavuk etli herse öne çıkanlardan. Ancak unutmayalım ki Kıbrıs lezzetleri deyine akla hellim gelir; zaten dönüş terminalinde bir kuyruk görürseniz bilin ki o, hellim kuyruğudur. Ve tabi ki olmazsa olmaz ‘Kleftiko’; özel odun fırınında kendi öz suyu ile pişen kuzu eti, yanında soğan ve patates ile servis ediliyor.
Cuma günlerine gelince Akdeniz adasına özgü yemekler yine zengin bir çeşitlilikle büfedeki yerlerini alıyor. Mevsime uygun taze tava balıkları, mercan, voppa, sinarit, barbun, istavrit ile birlikte kalamar ve midye tava da misafirlerin beğenisine sunuluyor. Tuzda somon balığının ihtişamlı duruşu büfeye ayrı bir renk katıyor. Cuma büfelerinin en ilgi gören köşesi ise hiç şüphesiz Akdeniz’den çıkan günlük akya balığının, taze taze ayıklanıp sebzeli şiş olarak pişirildiği show standıdır. Misafirlerin bu maharetli anları sabırsızlıkla izlemesi restoranda tam bir şölen havası yaratıyor. Soğuk büfenin önünde yürümeye başladığımda karides marin, midye dolma, ahtapot söğüş, somon carpaccio, yengeç eti salatası ve deniz ürünlerinden yapılan galantine çeşitleri bir sergide geziyormuşum hissini uyandırıyor. Biraz ilerideki sushi çeşitlerinin de misafirler tarafından yoğun ilgi gördüğünü farkediyorum.
Gelelim en haraketli gece olan Cumartesi’ne… Hem Kıbrıslıların etkinlikler dolayısıyla geldiği hem de misafir yoğunluğunun en yüksek olduğu Cumartesi akşamları Vural Şef, kendi spesyallerinden oluşan bir menü tercih ediyor. Odun ateşinde klasik tip döner ocağında pişirilerek şefin tabağı şeklinde misafirlere sıcak sıcak sunulan ‘Crystal Et Döner’ favorilerin başında geliyor. Tabi bu dönere ulaşmak için biraz sabırlı olmak da gerekiyor, şimdiden uyarmakta fayda var.
Sıcak büfedeki 45 çeşit sunum hem göze hem de damaklara hitap ediyor. Güneydoğu kültürünün gerçek hanım elinden sağlanması için Aşçı Sevgi Yıldız tarafından hazırlanan kuru dolma çeşitleri büyük beğeni topluyor. İspir kuru fasulyesi, kokoreç, otelin kendi imalatı olan el yapımı mantı, iç pilavlı kuzu tandır, kuzu gerdan çorbası ve mumbar dolması sıcak yemeklerden sadece bazıları. Sonuç olarak genç bir ekibin el emeği, göz nuru ve ağız tadı üçlüsünü harmanlayarak lezzetin zirvesine taşıdığı bir menüdür Crystal Cove’un açık büfesi.
