Bazı yaralar görünmezdir ama hissettirdikleri çok derindir
Merhabalar Didar Hanım. Bize kısaca kendinizden bahseder misiniz?
İstanbul Gelişim Üniversitesi Psikoloji (ingilizce) bölümünden burslu olarak mezun oldum, İstanbul Kent Üniversitesi Klinik Psikoloji tezi yüksek lisans eğitime devam etmekteyim. Mesleki yolculuğum boyunca bilimsel merakım ve gelişime olan inancım doğrultusunda birçok sertifika ve eğitim programına katıldım. Bu sayede psikoterapi tekniklerinden psikolojik değerlendirmelere kadar geniş bir perspektifte uzmanlaşma fırsatı buldum.
Psikolog olmaya nasıl karar verdiniz?
Psikolojiye olan yolculuğum aslında çok küçük yaşlarda başladı. İnsanların duygularını, davranışlarını ve birbirleriyle ilişkilerini gözlemlemek hep ilgimi çekti. Çevremdekilerin yaşadığı sorunları anlamaya, onları dinlemeye ve kendilerini daha iyi hissetmeleri için yanlarında olmaya çalışırdım. Bu merak ve empati duygusu, zamanla mesleki bir tutkuya dönüştü.
Bugün geriye baktığımda, psikolog olma kararımın temelinde insanların hayatlarına dokunabilme, onların karanlıkta kaldıkları anlarda bir ışık olabilme isteği yatıyor. Benim için psikoloji, bir meslekten çok daha fazlası; insanın ruhuna yolculuk edebilmek.
Psikolojide daha çok hangi alanlarla ilgileniyorsunuz ve merkezinizde hangi hizmetleri veriyorsunuz?
Merkezimizde her yaştan bireyin ruhsal yolculuğunda yanında olmayı önemsiyoruz.
Amacımız; danışanlarımızın kendilerini daha iyi tanımalarına, yaşamlarında denge kurmalarına ve güçlenmelerine destek olmak.
Bireysel Danışmanlık, Çocuk ve Ergen Danışmanlığı, Aile ve Çift Danışmanlık, Psikolojik Test ve Değerlendirmeler, Kurumsal Eğitim ve Danışmanlık ve Online Görüşmeler gibi hizmetler veriyoruz.

Psikolojinin yanı sıra aile danışmanlığı hizmeti de veriyorsunuz sanırım. Tam olarak nedir bu aile danışmanlığı biraz açar mısınız?
Evet, psikolojinin yanı sıra aile danışmanlığı hizmeti de veriyorum. Aile danışmanlığı; aile içindeki iletişim sorunlarının, çatışmaların ve uyum problemlerinin sağlıklı bir şekilde çözümlenmesini hedefleyen profesyonel bir süreçtir. Çünkü aile, bireyin ilk sosyal çevresi ve hayat boyu en önemli destek sistemidir.
Bu süreçte amaç; aile üyelerinin birbirlerini daha iyi anlamalarını sağlamak, sağlıklı iletişim kanalları açmak ve çatışmaları yapıcı şekilde çözebilmelerine yardımcı olmaktır. Aile danışmanlığında yalnızca kriz anlarında değil, aile bağlarını güçlendirmek, ebeveyn-çocuk ilişkilerini daha sağlıklı hale getirmek veya çiftlerin ortak bir yaşam dili geliştirmelerine destek olmak da önemli bir yer tutar.
Benim için aile danışmanlığı, bireylerin yalnızca kendi içsel dünyalarını değil, içinde bulundukları aile sistemini de dönüştürebilmelerine rehberlik etmektir. Çünkü mutlu birey, mutlu aileden; mutlu aile de sağlıklı bir toplumdan doğar.
Danışmanlık süreci nasıl işliyor?
Danışmanlık süreci aslında danışanın ihtiyacına göre şekillenen, kişiye özel bir yolculuk. İlk görüşmelerde sizi tanımaya, ihtiyaçlarınızı anlamaya ve hedeflerinizi belirlemeye odaklanıyoruz. Daha sonra birlikte hangi konular üzerinde çalışacağımıza karar veriyoruz. Süreç boyunca güvenli, yargısız ve destekleyici bir ortam sunmaya özen gösteriyorum. Görüşmelerin sıklığı ve süresi de tamamen sizin ihtiyaçlarınıza göre planlanıyor. Yani danışmanlık, hazır bir paket değil; sizinle birlikte, sizin için oluşturulan bir süreç diyebilirim.
‘Sadece ruh sağlığına değil insanın bütünlüğüne inanıyoruz’ çok derin ve güzel bir laf. Bize bu ‘derin’ cümleyi biraz detaylandırır mısınız?
“Sadece ruh sağlığına değil, insanlığın bütünlüğüne inanıyoruz” derken, biz insanların sadece zihinsel ve duygusal yönleriyle değil, aynı zamanda bedensel, sosyal ve toplumsal boyutlarıyla da bir bütün olduğunu kabul ediyoruz. İnsan, duygularından düşüncelerine, ilişkilerinden yaşam alışkanlıklarına kadar birçok farklı unsurun bir araya gelmesiyle kendini gösterir. Bizim yaklaşımımız, kişinin sadece bir semptomunu değil, yaşamının tamamını anlamak ve desteklemek üzerine kurulu. Çünkü gerçek iyileşme ve denge, tüm bu yönlerin uyum içinde çalışmasıyla mümkün olur.
Sosyal medya ile aranız nasıl? Mesleğinizle paralel Instagram ve YouTube’da ileriye dönük projeleriniz var mı?
Sosyal medyayla aram oldukça iyi; hatta bu alanda ciddi ve profesyonel bir çalışma yürütüyorum. Şu an Instagram’da 300 bine yakın kişilik bir topluluğa sesleniyorum ve içeriklerim profesyonel ekipmanlarla hazırlanıyor. Psikolojiye dair videolarım yalnızca Instagram’da değil, aynı zamanda Youtube’da da yayınlanıyor.
Benim için sosyal medya, sadece görünür olmak değil; bilginin geniş kitlelere ulaşması, farkındalık yaratılması ve toplumun ruh sağlığı konusunda bilinçlenmesi anlamına geliyor. Klinik çalışmalarımda danışanlarıma birebir dokunurken, dijital dünyada yüzbinlerce insana aynı anda ulaşabiliyor olmak benim için çok değerli.
İleriye dönük projelerimde Instagram ve Youtube’u daha da güçlendirmeyi, psikoloji temelli bilgilendirici seriler, farkındalık çalışmaları, hatta interaktif içerikler ile daha geniş kitlelere ulaşmayı hedefliyorum. Çünkü çağımızda dijital platformlar, psikolojinin yalnızca odalarda değil, herkesin hayatında var olabileceğini gösteren en güçlü araçlardan biri.
Boş vakitlerinizde neler yaparsınız? Hobileriniz neler?
Boş vakitlerimde kendime iyi gelen, ruhumu besleyen ve zihnimi dinlendiren uğraşlara yöneliyorum. En çok keyif aldığım şeylerden biri doğa ve hayvanlarla vakit geçirmek. Özellikle at binmek, bana hem özgürlük hissi hem de huzur veriyor. Bunun yanı sıra kitap okumak, yeni bilgiler öğrenmek ve psikoloji alanındaki güncel çalışmaları takip etmek de günlük hayatımın bir parçası.
Yazı yazmak, notlar almak ve gözlemlerimi paylaşmak da bana ilham veriyor. Bazen birkaç satır yazı, bazen de küçük bir çizim, duygularımı ifade etmenin en güzel yollarından biri oluyor. Ayrıca seyahat etmek, yeni kültürler tanımak ve farklı tatlar denemek de kendimi zenginleştirdiğim aktivitelerden. Kısacası, boş vakitlerimde hem bedenime hem de zihnime iyi gelen; beni daha huzurlu, daha üretken ve daha mutlu kılan uğraşlarla ilgilenmeyi seviyorum.