Vision Art Platform’da çok özel bir sergi
Nisa Taşyar, Uluslararası İlişkiler ve Sanat Yönetimi mezunu olarak hayatını kültür ve bilgi üzerine inşa etmiş bir vizyoner. Çocukluğundan itibaren kitaplar, müzeler ve sanat ile iç içe olan Nisa Hanım, bu tutkularını bir iş modeline dönüştürerek Vision Art Platform’unu ve Vision Sanat Galerisi’ni hayata geçirdi. Vision Art Platform olarak sanatçı ve tasarımcı E S Kibele Yarman’ın ilk solo sergisi ‘Venüs Saat Yönünde Döner’e ev sahipliği yapan Nisa Taşyar, gelişen süreci ve duygularını anlattı.
Sizi sanatla buluşturan süreci anlatmanızı istesek neler söylersiniz? Galeri açma fikri nasıl doğdu?
Hayatımda kültür ve bilgi hep ön plandaydı. Çocukluğumda okuduğum kitaplar, gezdiğim müzeler, estetiğe olan kaygım ve akademiye olan tutkum bende bir iş modeli oluşturdu, bu da Vision’ı kurma hikayemi yarattı.
Galerinizi genellikle kimler ziyaret ediyor, sergilenen sanatçılar ve eserleri neye göre belirleniyor?
Bulunduğumuz lokasyon avantajı ile genç sanat severlerimiz dışında özellikle sanat izleyicilerimiz ve koleksiyonerlerimizi sık sık ağırlıyoruz. Gün içerisinde ciddi bir izleyici kitlesine sahibiz. Galeri sanatçılarımızı özellikle akademik kariyerlerine göre seçiyoruz bu da eser seçimlerine yansıyor ve onlarla birlikte daha da güçlü alt yapı malzeme kullanımları ile sergileri oluşturuyoruz.
Sanatçı ve tasarımcı E S Kibele Yarman’ın ilk solo sergisi ‘Venüs Saat Yönünde Döner’. Vision Art Platform olarak nasıl bir araya geldiniz, bir hikayesi varsa anlatmak ister misiniz?
Kibele Yarman ile Vision art magazine dergimizin kapak tasarımı için bir araya gelmiştik daha sonra çalışmaları üzerinden bir solo sergi projesi oluşturduk. ‘Venüs Saat Yönünde Döner’ Yarman’ın “varolanı dönüştürmek, onu diğer varolanlarla yeniden ifade etmek” ihtiyacından ortaya çıkan üretim yöntemi; ele aldığı tekillik ve ikilikleri birbirleriyle ilişkilendirirken, hem kozmik hem sosyal boyutları ve bu sırada topos’u, yerleşmenin etik-estetiğini sorgulatan (kritik’e çağıran) bir bakış açısında konumlandırıyor izleyenini.
Sanatçının eserleri vadettikleri optik kaymayla koordinatları(mızı) baştan tanımlarken, karanlık zeminden aldıkları momentle ‘dark matter’ ile ilişkilenecek ve izleyiciye ‘henüz olmamış bir olayın reçetesini’ sunmaya kalkacak. Yeni ilişkilenmelerle olanak kazanan bir konversiyon’un (dön(üş)menin) eşiğinde, kendi suretini tanıdık ama anonim yüzlerin yansısında ararken evrendeki koordinatlarını yeniden tanımlama gayreti, kullandığı materyalin izinde belli edecek kendini dikiş(in) izinde.

*İlksen Mavituna, ‘Venüs Saat Yönünde Döner’ sergi metninden alıntı;
Ve şimdi;
Vision Art Platform’da, ‘Venüs Saat Yönünde Döner’ sergisiyle Kibele’nin anlatı performanslarına ve bu performanslarla kurulan yeni dinamik anlatılara tanıklık ediyoruz. Görünmez bir iple sık olmayan bir biçimde örülmüş, 1:1 ölçekte içinde gezebileceğimiz, dahil olabileceğimiz, bizim de ilmek, düğüm atabildiğimiz mekânsal hikâyelerle karşılaşıyoruz. Kibele’nin masası, hacimlerle alımlanıyor; ışıklı odalarda kurulu, renkli duvarlarda asılı, yerden yükseliyor, tavandan sarkıyor, dar bir aralıktan baktırıyor, bir tülde uçuşuyor. Bir ağ oluşturuyor.
*Bilge Bal, ‘Venüs Saat Yönünde Döner’ sergi metninden alıntı;
‘Venüs Saat Yönünde Döner’, multidisipliner sanatçı ve tasarımcı E S Kibele Yarman’ın ilk solo sergisi. İllüstrasyondan kolaja zengin bir repertuarı olan sanatçı, on yılı aşkın üretim yolculuğunu Vision Art Platform’daki sergiyle taçlandırıyor.
Kimi analog kimi dijital, kimi de karışık teknikle (kâğıt, iplik ve marker aracılığıyla) üretilmiş kolajlar, ‘Venüs Saat Yönünde Döner’in strüktürünü oluşturuyor. İlk bakışta bu kolajlardaki romantik kadınlar ve onlara eşlik eden nakış detayları öne çıkmakta. Yarman’ın birden fazla duyuya hitap etme isteği ve
disiplinlerarası kabiliyeti aşikâr; fakat kataloğunu bu kadar özgün yapan detayların başında çeşitli teknikler kadar kültür tarihinin farklı dönemlerine de hâkim olması geliyor. Örneğin kolajlarda gördüğümüz zarif kadınlar aynı zamanda keskin geometrik şekiller ve bedensel hareketi anımsatan sembollerle çerçevelenmişler. Yarman’ın da School of Visual Arts’ta ders aldığı isimlerden Steven Heller, kaleme
aldığı The Graphic Design Idea Book’ta, bir tasarımdaki kesişen çizgilerin âdeta havada süzülen diğer öğeleri sabitlemede bir çapa görevi gördüğünü söyler (2016). Bu kesişen çizgileri ‘Venüs Saat Yönünde Döner’deki eserlerde görebiliyoruz. Ancak çoğunda kesişmiyor, kendi kaderine bırakılmış bir balon edasıyla usul usul farklı yönlere süzülüyorlar. Eserlerin önemli bir kısmının arka planını oluşturan uzay imgelerini de hesaba kattığımızda ortaya Yarman’a has romantik bir retrofütüristik estetik çıkıyor.