Doç. Dr. Mehmet Güzeloğlu, varis ile ilgili bilinmesi gerekenleri Quality’ye anlattı

Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi, mezunu alan Doç. Dr. Mehmet Güzeloğlu 25 yıllık mesleki kariyerinde, Kalp ve Damar Cerrahisi alanında uzmanlığı bulunan bir hekimdir.

Yetişkin Açık Kalp Cerrahisi, Kalp Kapak Ameliyatları, Anevrizma Cerrahisi, Vaskuler Girişimler (Şah Damarı Operasyonu), Bacak Atardamarı Tıkanıklıklarının Cerrahi ve Endovenöz Tedavisi, Endovenöz ve Açık Varis Operasyonları, Variköz Venlerin Köpük Tedavisi konularında uzman bir hekim olarak mesleğini başarıyla icra ediyor.

Doç. Dr. Mehmet Güzeloğlu 4 senedir Ataşehir Medicana, Kalp ve Damar Cerrahisi Kliniği’nde hastalarına şifa dağıtıyor. Güzeloğlu, bir kalp damar hastalığı olan varis ile ilgili bilinmesi gerekenleri Quality’ye anlattı.

Varis bir dolaşım hastalığının belirtilsidir

Varis (Venöz Yetmezlik) bacaklarda gördüğümüz ve çoğu zaman yanlış bir yaklaşım ile kozmetik sorun olarak değerlendirilen varisler, aslında bir dolaşım hastalığının belirtisidir. Tedavi edilmediklerinde yaşam kalitesini ciddi manada bozabilir. Bacak toplar damarları bacaklardaki kirli kanın kalbe doğru taşınmasında görevlidir. Kalbe doğru olan bu akış bu toplar damarlar içinde bulunan ve tek yönlü çalışan kapakçıklar yardımı ile olur. Bu kapacıkların yapısı bozulursa kirli kan ayak bileğine doğru geri döner yani kaçak, reflü oluşur. Bacakta bu kirli kanın göllenmesine bağlı ortaya çıkan varis, öncelikle bacaklarda 1mm kadar olan pembe mavi kılcal damar ağlarından (telenjiektazik varisler), 1-3 mm arası mavi yeşil renkli damar görünümlerine (retiküler varisler) ve son olarak da 3mm üzerinde olan hatta bazen çapları 1 cm’i aşabilen mavi mor renkli kalın kıvrımlı damar belirginleşmeleri yani variköz pakelere kadar değişen, bacaklarda estetik olmayan görünüm oluşturmaktadır.

Varisin estetik kusur oluşturmasıyla beraber getirdiği diğer belirtileri şu şekilde sıralayabilmekteyiz;

  1. Bacaklarda dolgunluk, huzursuzluk, yanma ve ağrı hissi

2- Bacaklarda ödem

3- Ayaklarda kaşıntı hissi aynı zamanda buna bağlı tahriş ve yara izleri

      1. Ayak bileklerinde deride kahverengileşme, kuruma ve incelme

      2. Son evrede ayak bileklerinde venöz ülserler yani açık yaralar oluşabilir.

Kişide yüzeysel venöz yetersizlik belli bir dereceye ulaştığında ve buna bağlı yukarıda belirtimiz bulgular bu duruma eşlik ettiğinde ilaç tedavisi , varis çorapları (Kompresyon Tedavisi) ve yaşam tarzı değişiklikleri (Sedanter yaşamdan uzaklaşarak özellikle bacak kaslarını çalıştırıcı bir sporla uğraşmak, rahat oturma pozisyonunu benimsemek, düz ayakkabıları tercih etmek, kilomuzu boyumuza göre optimize etmek gibi) hastalığa şikayetleri azalmakta ve ilerleyişini yavaşlatmakta fakat hastalığı ortadan kaldırmamaktadır.

Varisi tedavi edici yöntemler

Klasik cerrahi: ayak bileği ve kasık bölgesinden kesiler yapılarak suçlu damarın içine bir tel gönderilerek o tel aracığı damarın vücut dışına alındığı artık kitaplarda yazan pratikte pek yeri olmayan tarihsel bir yöntemdir.

  1. Endovenöz Skleroterapi: Halk arasındaki tabirler köpük veya iğne tedavisi

  2. Endovenöz Glue therapy: Halk arasındaki tabirle yapıştırma yöntemi

Bence kaynak hastalığın özellikle de buna bağlı yaygın görsel variköz pakelerin tedavisinde maliyeti çok düşük olmasına rağmen hiç iyi yöntemler değil. Çünkü genelde kullanılan köpük ve glue yapıştırıcı miktarı tüm kaynak venöz yetersizliğini tek bir seansta tedavi etmek için yeterli gelmiyor özellikle yapıştırıcı tedavisinde rekanalizasyon dediğimiz işlem yapılan damarın yeniden açılmaları ve bütün bunlarda işlemden sonra hastalığın tekrarlamasına neden olabiliyor. Ayrıca varis pakelerinin tedavisinde cerrahi küçük kesilerle mini flebektomi dediğimiz işlemi yapmak da gerekebiliyor

  1. Endovenöz radiofrekans ablasyon: Kaynak damarın içine kateter dediğimiz giriş yolu aracılığı ile yerleştiren bir radiofrekans cihazı ile bu damarın tedavisini içerir. Başarı oranı %95-98 arasındadır. Piyasada çok yaygın kullanılan cihazın 7 cm’lik tedavi yüzey uzunluğu var bu da aksesuar damarlarının ve bağlantı damarlarının aynı seansta bu cihazla kapatılmasını engelliyor. Aynı zamanda işlem esnasında enerjiyi düşme şansı olmadığı için cilde yakın damarlarda ciltte renk değişikliği, bacağın iç kısmında çekme ağrı yapma olasılığı lazer tedavisine göre daha fazla ve yine bu nedenle diz altı bölgelerdeki uygulamalarda lazere göre sinir hasarı olasılığı daha yüksek

  2. Standart Endovenöz lazer ablasyon (EVLA): Standart EVLA işleminde yine kaynak damarın içine kateter dediğimiz giriş yolu aracılığı ile yerleştiren bir lazer cihazı ile bu damarın tedavisini içerir. Başarı oranı radiofrekans da olduğu gibi %95-98 arasındadır. Fakat burada yaklaşık 1 cm’lik kısımlar halinde damarı kapattığından bu da radiofrekans tedavisinden farklı olarak aksesuar damarlarının ve bağlantı damarlarının aynı seans da lazer ile daha rahat kapatılmasına imkân verir. Aynı zamanda damar çapına göre, damarın bulunduğu yere göre işlem esnasında uygulanan enerjiyi düşebildiğinizden cilt de renk değişikliği yapma, bacağın iç kısmında çekme tarzında ağrı ve sinir hasarı yapma olasılığı daha düşüktür. Lazer uygulamasında iki tip cihaz vardır Biri 1470 nm diğeri 1940 nm dir. 1470 nm lazer uzun zamandır piyasada olan, birçok merkezde kullanılan ve 1940 nm ye göre daha ucuzdur. 1940 nm lazer cihazı ise son yıllarda kullanılmaya başlayan 1470 nm lazere göre suya çok daha spesifik bu bağlı olarak da aynı damarı 1470 nm lazerden çok daha düşük bir enerji ile kapatabilmekte bu da beraberinde işlem sonrası çok daha düşük sinir hasarı, ağrı ve yanık olasılığı aynı zamanda daha yüksek konfor sağlar. Buna nedenle de 1940 nm cihaz 1470 nm den çok daha pahallı ve sınırlı merkezde kullanılmaktadır.

Gerek Endovenöz radiofrekans ablasyon gerekse standart Endovenöz Lazer Ablasyon (EVLA) tedavisinde hastanın kaynak damar hastalığı ile beraber variköz pakeleri yani kalın damar belirginleşmeleri olduğunda bunların tedavisi için ilaveten aynı seans da mini veya micro flebektomi yöntemi ile bu damar belirginleşmelerinin üzerine birçok kesi yapıp bunları tedavi etmek gerekmektedir. Bu da işlem sonrası mutlaka yapılan kesinin boyutuna göre az veya çok birçok noktada küçük izlerin kalmasına neden olmaktadır.

  1. Total Endovenöz Lazer Ablasyon (EVLA): Biz bu yöntemde hem tüm yetersizlik gösteren kaynak damarların hem de beraberinde olan variköz pakelerin yani kalın damarların içine ince branüller ile giriş yapıyoruz. Bizim kullandığımız bu bronülleri hepimiz hayatınızın bir döneminde kendimizin veya yakınımızın koluna serum takılırken kullanılan ince iğneler olarak görmüşüzdür. Bu çok ince iğnelerden damara 1940 nm yine çok ince özel lazer fiberleri ile girip hastalıklı tüm damarları aynı seans da tedavi ediyoruz. Temin yukarıda bahsettiğimiz tüm bilgilerin özümlemesi ile bizim kullandığımız 1940 nm lazer ile Total EVLA yöntemi %99 başarı şansı olan, bir daha tedavi edilen damarlarla ilgili tekrar olasılığı %1 gibi çok küçük olan, mini veya micro hiç kesinin olmadığı buna bağılı hiç dikişin ve işlem izinin olmadığı, yan etki olasılığının çok düşük olduğu, işlem konforunun en üst düzeyde olduğu, işlem sonrası aynı gün normal hayat temposuna dönülen, işlem sonrası sadece 3 gün varis çorabı kullanıldığı ve tüm bu nedenlerden dolayı dört mevsim özellikle yazın rahatlıkla uygulanabilen Türkiye’de şuan itibari ile birkaç merkezde uygulanabilen üst düzey bir tedavi yöntemidir.

Exit mobile version