Türkiye’nin en büyük kültür platformu D&R, Türk resim sanatının yaşayan çınarı Devrim Erbil’in 65 yıllık üretimine ışık tutan “Kıpkırmızı: Bir Devrimin Kitabı” eserinin lansmanına ev sahipliği yaptı. D&R Milta Bodrum Marina’da gerçekleşen buluşmada, sanat hayatına ve atölye kültürüne dair çarpıcı açıklamalarda bulunan Erbil, sanat üretimindeki “görünmeyen emeğin” ve asistanlık geleneğinin önemine vurgu yaptı.
Türk resim sanatının usta ismi Devrim Erbil’in tutkulu ve üretken sanat yolculuğunu konu alan koleksiyon baskı niteliğindeki “Kıpkırmızı: Bir Devrimin Kitabı”, D&R Milta Bodrum Marina’da düzenlenen özel bir etkinlikle tanıtıldı. Prof. Dr. Uğur Batı ve Barış Erbil’in imzasını taşıyan bu özel eserin lansmanında, sanat ve edebiyat dünyası bir araya geldi. Devrim Erbil, kitabın yazarlarıyla birlikte okurları için eserlerini imzalarken, sanat hayatına dair de samimi değerlendirmelerde bulundu.
Erbil’in 1960’lardan günümüze uzanan resim, baskı, seramik, halı ve kilim çalışmalarını kapsayan Türkçe-İngilizce iki dilli bu özel eserin lansmanında usta sanatçı, sanat dünyasında tartışılan “atölye üretimi”, “kolektif emek” ve büyük ölçekli eserlerin yaratım süreçlerine dair açıklamalarda bulundu.
“Rönesans’tan günümüze sanat, tek başına yapılan bir iş değildir”
Sanatın doğuşundan itibaren kolektif bir sürecin parçası olduğunu belirten Devrim Erbil, üretimin arkasındaki yardımcı gücün tarihsel kökenlerine dikkat çekti: “Mağara duvarlarına resim yapan ilk sanatçıların dahi yanında muhtemelen malzemeyi taşıyan, boyaları hazırlayan ve yüzeyi düzenleyen yardımcıları vardı. Boyaların hazırlanmasından yüzeylerin hazırlanmasına kadar her aşama sanat üretiminin doğal bir parçasıdır. Rönesans dönemine baktığımızda da büyük ustaların tamamı devasa atölyelerinde asistanlarıyla birlikte üretti. Sanat tarihi bize gösteriyor ki sanatçıların üretim süreçleri çoğu zaman tek başına yürütülmemiştir; bu gelenek bugün de şekil değiştirerek sürüyor.”
“30 metrekarelik resimler yaptım.. O dev yüzeylere asistanların emeği dokunuyor”
İlerleyen yaşına rağmen büyük boyutlu eserler üretmeye devam ettiğini belirten usta sanatçı, büyük ölçekli tuval çalışmalarındaki üretim detaylarını şu sözlerle aktardı: “Zaman zaman bu yaşta bu eserleri gerçekten kendimin yapıp yapmadığı sorgulanıyor. Ancak ben bugün de devasa boyutlu çalışmalar yapmayı sürdürüyorum. İstanbul’da 30 metrekarelik resimler sergiledim, Isparta’da 2 metreye 3 metre ölçülerinde tuvaller çalıştım. Bu kadar büyük ölçekli işlerde asistanlar tabii ki sürece dahil oluyor. Onların santimetrekaresine asistan dokunuyor; özellikle çizim aşamalarında bana yardım ediyorlar. Ancak günün sonunda çıkan eser, tamamıyla benim üslubumu, benim duygumu ve sanat anlayışımı taşır.”
