Aralık sayımız çıktı! 


Dergimizin 150. sayısı çıktı.


DERGİMİZİ TURKCELL DERGİLİK VE TÜRK TELEKOM E-DERGİ ONLİNE PLATFORMLARINDAN OKUYABİLİRSİNİZ!


Keyifli okumalar!


Şifremi Unuttum
Kaydol

Toprağa saygı

İLYAS HAYRİ


Toprağa saygı

Bugün 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü .

 

Ne kadar acı ve üzücü bir isim maalesef. Böyle bir isimle bir güne anlam verilmesi verenleri de buna sebep olanları da utandırmıyor mu zerre kadar?


 

Maalesef utandırmıyor. Bir kadından gelen, kadının ilahi gücüyle hayata tutunan, büyüyen, gelişen, birey olan ya da olamayan iki ayaklı canavarların dini olarak yaratılışa, felsefi olarak yaşama, karakter olarak da zerre gurura sahip olmadıkları aşikar.


 

Seni var edeni yok etmek hiçbir dine, inanca, bilime sığmaz iken nasıl bu kadar cani, duygusuz ve canavar olabilir ki bu 2 ayakli penisli yaratıklar. Bir erkek olarak utanıyorum hemcinslerimden. Ayaklarına kapanıp bir tanrıça yerine koyup tapacağınız yere, alıp yerden yere vurmak, küfürler savurmak, taciz etmek, öldürmek de neyin nesi. 



 

Erkek güçtür kadın güzellik diyenler halt etmişler. Kadınlar olmasaydı nereden gelecekti o taptığınız gücün kaynağı. Tarih boyunca hep erkek egemen olmuş topluluklar, sahnede sadece onlar gözükmüşler oysa senaryoları yazanlar, oyunu yönetenler genelde kadınlar olmuştur. Ama hiçbir kitap, hiçbir zihin anlatmaz bunu. Beyinlerine, cinsel organlarının verdiği yetkilere dayanarak konuşmamayı, kadına hakettiğini vermemeyi öğretmişler çünkü.


 

Bir insanın yaratıcısına kafa tutması dinde şirk koşmak değil midir? Dini olarak baktığında Hristiyanı, Müslümanı, Yahudisi ve diğerleri siz, hepiniz tanrınıza şirk koşuyorsunuz besbelli. Tanrının yarattığı bu mucizevi canlıyı hangi hakla üzüyor, yok ediyorsunuz? Zerre anlam veremiyorum. Şu mucizevi sistemin, ekolojinin, seleksiyonun tek hastalıklı türü penisli iki ayaklılar maalesef. Hayvanlar aleminde bile düzen bir dengede ve adalet sistemiyle ilerlerken sen hangi hakla bozabiliyorsun düzeni. Hiç ortalara çıkıp ben Tanrı’ya inanıyorum demesin kimse. Belli ki senin bir inancın, mantıklı düşünen bir beynin, duygusal bakan bir kalbin yok.



 

Bir kadına yöneltilen küfürlere sessiz kalmak, cinayetlere kulak tıkamak, tacizlere susarak destek olmak. Ve en acısı da hukuğun, devletlerin, yöneticilerin bu acı olayların önünü açmak için ellerinden geleni yapmaları. Şunu bile fark edemiyorlar sanırım koca devletleri yönetenler, milyarlarca dindarı yönetenler. Sizi bu yerlere getirenler anneleriniz, eşleriniz, kardeşleriniz. Ve siz sizi besleyen toprağı yok etmek için anlamsızca bir yarış içindesiniz. Toprak olmayınca ne olacak peki? Kimse dur demedikçe nereye varacak bu işin sonu? Ne üreteceksiniz? Kadınları bitirip ardından çocukları da bitirip kıyamet denen alameti siz mi yerine getireceksiniz?





 

Cinayetin normalleştirildiği, bir canı almanın bedelinin bir takım elbise ve 3-5 yıl olduğu bir sistemde ellerinde bıçaklarla, bellerinde silahlarla gezen psikoplatların sayısı elbette her geçen gün artacak. Çünkü o kadar hasta beyin var ki etrafta. Yıllardır korku ile yönetilen toplumlarda isteseler bu konuyla da ilgili korku salabilirlerdi ama işlerine gelmiyor. Bir medya ve algı malzemesi olarak kullanıyorlar kadını, kadınlarımızı. Taciz edeni, yan gözle bakanı, küfür edeni, öldüreni hepsine gerekli cezaları verseler bakın bakalım azalıyor mu bu acı olaylar azalmıyor mu?  Cani diyor ki ne de olsa adam gibi bir yaptırımı yok, alıyor eline bıçağını hatta biraz daha abartayım ne de olsa bir şey olmaz deyip işi fanteziye döküyor samuray kılıcı koyuyor sırtına öyle çıkıyor meydanlara. Birini öldürmem lazım diye düşünüp aslında çok da düşünmeyip gidip bir kadının canına kıyıyor çünkü onun nezninde kadın zayıf, kadın ölse de cezası zayıf. Yazık, çok yazık…



 

Sistem de bunu istiyor ve destekliyor maalesef. Kadınlar evde otursun, erkeklere ve çocuklara hizmet etsin, döngüyü devam ettirsin, kocası ne yaparsa yapsın ekonomik olarak ona bağlı olduğu için dayağı, şiddeti sindirsin. Sistem böylelikle evdeki emeği bedava iş gücüne çevirmiş, dışarıda dönen çarkı kendince kusursuz hale getirmiş oluyor. Oysa kadın hepsinin altından kalkacak üzerine de para kazanacak güce ve yetiye sahip. Milyonlarca örneğini de görüyoruz. Ama sistem gözükmesin, farkedilmesin istiyor.

 

 

İstenilen çok büyük bir şey değil aslında. Tek istedikleri eşit yaşam hakları, kadın-erkek eşit safsatasının hayal değil gerçek olduğunu görmek, cinsiyet ile değil birey olarak yaşam sürmek. Korkmayın dini liderler ve politik liderler çok sevdiğiniz tahtlarınızdan olmazsınız bunlar gerçekleştiğinde. Siz sizi siz yapanın o ikinci plana attığınız kadınlar olduğunu görmeyecek kadar kör olsanız da onlara delicesine muhtaç kaldığınız, kaldığımız, gözüne çöp batsa sakındığımız günler çok yakında gelir umuduyla yanıp tutuşuyorum inanın.


 

Vatan, millet, toprak uğruna milyonlarca canı feda edip adına gururla tarih demişsiniz ama bu arada katledilen ana toprağınıza, eş toprağına, kız çocuk toprağına razı gelmişsiniz. Çok toprak kazandık zannederken milyonlarca metrekaresini kaybetmişsiniz aslında.


 

Toprağımıza sahip çıkmayalım, sahip çıkılmaya ihtiyacı yok çünkü. Sadece toprak olduğunu bilelim, saygı duyalım, sevgi duyalım. Bakın o zaman nasıl da yeşeriyor dünya.



 

“Tarihte 25 Kasım’a yüklenen bu acı anlamı yok edelim, siddete, tacize, ölümlere artık dur diyelim” umuduyla.

10344
9