Kasım sayımız çıktı! 


Dergimizin 161. sayısı çıktı.


DERGİMİZİ TURKCELL DERGİLİK, TÜRK TELEKOM E-DERGİ VE QUALITYOFMAGAZINE.COM ONLİNE PLATFORMLARINDAN OKUYABİLİRSİNİZ!


Keyifli okumalar!


Şifremi Unuttum
Kaydol

Hiçbir kadın önlenebilir bir kanser nedeniyle ölmemeli

26.10.2022

Konumuz büyük bir çoğunluğu ileri evrede teşhis edilebilen  ‘’sessiz katil’’ denilerek tasvir edilen, sinsice büyüyen, ilerleyen kadınların korkulu rüyası yumurtalık (over) kanseri ve son dönemde ilerleyen aşı teknolojileri ile önlenebilen kanserler grubunda nitelendirilen rahim ağzı (serviks) kanserleri.


Konuğumuz, Kanser Cerrahisi alanında yaptığı zorlu açık ve laparoskopik ameliyat teknikleriyle ile anılan onkolojik cerrahi alanının usta isimlerinden Profesör Dr.Hasan KAFALI…


 Kadın genital kanserleri içerisinde görülen medyada  ‘’sessiz katil’’ haberleri ile karşımıza çıkan Yumurtalık (over) kanserinden başlamak isterim sorularıma.


Yumurtalık kanseri nedir? Ne sıklıkla görülür?


Yumurtalık kanseri adından da anlaşılacağı üzere kadınlarda görülen kadınlarda iki yumurta var


onlardan köken alan kanserlerdir. Aslında çok sık karşılaştığımız kanserlerden değiller.


Kadın kanserlerinin yüzde üçünü oluşturan fakat öldürücülük oranıyla ön plana çıkan bir kanser türüdür. Meme, akciğer, pankreas, kalın bağırsak kanserlerinin ardından 6. Sırada yumurtalık kanserine rastlarız. Ortalama altmış yaş civarında gözüküyor olsa da hayatın bütün bölümlerinde de rastlanabilir. Çocuklarda da farklı tipleriyle karşılaşabiliriz.




Kadın kanserlerinin yüzde üçlük bir kısmıdır ama çok sık karşılaşılan kanser türlerinden biri olmamakla birlikte öldürücülük oranı ile çok ön plana çıkar.


Neden öldürücülük oranı bu kadar ön planda?


Ne yazık ki karşılaştığımızda, tanı koyduğumuzda kanser ilerlemiş bir evrede oluyor.


Çünkü; Yumurtalık kanserlerine özel spesifik bir klinik bulgu , şikayet yok karşımızda.


Hastaların çoğu karnım ağrıyor, halsizim, idrarım da bir problem var, midemi üşütmüş olabilirim


diye düşünerek genellikle doktora gitmiyor, gitseler bile çok erken bir safhada biz de tanı


koyamıyoruz.


Gitseler bile çok erken durumlarda biz de teşhis koyamıyoruz.


Çünkü; Elimizdeki modalitelerimiz, muayene, tümör markerları ve ultrasonumuz çok erken safhada yakalamaya yeterli değil.


Hastalığın dünya üzerindeki oranı yüz binde on. Yüksek risk guruplarının tespit edilip taranması dünyada öneriliyor. Bizde öneriyoruz.


 Kimlerdir bunlar?


Meme kanseri daha sık görülen ailelerde anne, kız kardeş teyzede görülmüş ya da erken yaşta görülmüş ailelerde, hastaya biz genetik yatkınlık genlerine bakmamız lazım diyoruz risk grubunda genetik yatkınlık testleri BRCA1, BRCA2 pozitif ise bu olgulara bakmak lazım.


Bir kadının hayat boyu yumurta kanseri olma oranı yüzde bir buçuk karşılaştığımız olgulara baktığımızda  yüzde yirmi, yirmi beşinde genetik köken ön plana çıkıyor bunları bazı ailelerde tespit etmek mümkün.


Peki genetik yatkınlık genleri pozitif ise böyle olgularda ne yapılıyor?


Hastalarımıza üreme potansiyelinizi gerçekleştirin, çocuklarınızı dünyaya getirin, kırk yaşından sonra rahim ve yumurtalıkları alalım diyoruz.


 Halk arasında yaygınlaşmış bir kanı vardır yumurtalık kistleriyle ilgili her yumurta kisti kanser midir?


Hayır. Her yumurta kisti kanser değildir. Kisti olan her hanımefendi kanser korkusuna kapılıyor evet fakat yumurtalık kistlerinin yüzde yirmi, yirmi beşlik kısmı kansere işaret eder. Büyük bir kısmı normal fizyolojik kistlere karşılıktır. Her kistten korkmanıza gerek yok.


Şayet kistin boyutu 10 cm den büyük ise, her iki yumurtada da hem sağ, hem sol yumurtada da görülüyorsa, cidarı kalınsa, asit dediğimiz karın içerisinde sıvı toplanması mevcutsa doktorunuz sizi zaten mutlaka yönlendirecek, gerekli incelemelerle tedaviniz  planlanacaktır.


Korunmak mümkün mü ?


Elimizde bir korunma yöntemi yok şu an sadece bazı durumların koruduğunu biliyoruz.


Örneğin doğum kontrol hapı kullanan kadınlarda daha az görülüyor, genetik yatkınlığı olan ve ameliyat da olmayan, olmak istemeyen hastalarımıza mutlaka doğum kontrol hapı kullanmalarını öneriyoruz. Rahimi alınan kadınlarda yumurtalık kanseri daha az görülüyor. Coraspin kullanan kadınlarda ,tüpleri ligasyona uğramış, kapatılmış, bağlanmış kadınlarda daha az görülüyor.


Burada biz direkt yumurtalık kanserinden korunmak için doğum kontrol hapı kullanın, coraspin kullanın demiyoruz. Halkımız yanlış bilgi almasın. Sadece daha az görülüyor diyoruz.


Çok düşük bırakılmayan gebelik sayısı, doğum, emzirmeden kaçınmamak yumurtalık kanserine karşı kadınları koruyor diyebiliriz.


Rahim ağzı kanserine geçecek olursak rahim ağzı kanseri nedir? Rahim ağzı kanserinden korumak mümkün müdür?


Rahim ağzı kanserinin nasıl geliştiği günümüzde artık aydınlatılmış ,tamamen netleştirilmiş buna human papillomavirus  denilen bir virüs neden oluyor. Sigara ve HPV en önemli neden olarak görülüyor. Dünyada gelişmiş ülkelerde az gelişmiş ülkelere oranla daha fazla görülen bir kanser. Onların bizden farkı şu; Erken dönemde tarama metotlarıyla yakalayıp tedavi ediyorlar.


Bizim erken dönemde yakalarsak hastalığı dondurma, yakma ya da rahim ağzına yaptığımız küçük bir operasyonla tedavi etmemiz mümkün olan kanser ileri vakalarda lenf bezlerinin çıkarılması, rahmin alınmasına kadar giden bir sürece ve daha büyük ameliyatlara sebep olarak ilerliyor.


 Bizler 12 -14 yaşında cinsel yaşamı başlamamış kız çocuklarının mutlaka aşılanmasını savunuyoruz.


Burada vermek istediğim mesaj su; Aşılanın fakat pap smear dediğimiz takiplerinizi, testlerinizi düzenli yaptırmayı unutmayınız..


Çünkü; ‘’Hiçbir kadın önlenebilir kanserler nedeniyle ölmemeli...

16