Kasım sayımız çıktı! 


Dergimizin 161. sayısı çıktı.


DERGİMİZİ TURKCELL DERGİLİK, TÜRK TELEKOM E-DERGİ VE QUALITYOFMAGAZINE.COM ONLİNE PLATFORMLARINDAN OKUYABİLİRSİNİZ!


Keyifli okumalar!


Şifremi Unuttum
Kaydol

Medicana Çamlıca Hastanesi Hekimlerinden Uzman Klinik Psikolog Kübra Bozkurt ruh sağlığı ve ruhsal bağışıklık ile ilgili Quality'e konuştu

30.09.2022

Ruh sağlığımızın vücut bağışıklığımızı güçlü tutmak için önemli olduğunu biliyoruz. Peki ruhsal bağışıklığımızı nasıl koruyacağız? Ruhsal Bağışıklık nedir? Bu soruların yanıtlarını Medicana Çamlıca Hastanesi Hekimlerinden Uzman Klinik Psikolog Kübra Bozkurt ile konuştuk. 


Ruhsal Bağışıklık: Psikolojik Sağlamlık

Ruhsal bağışıklığı veya psikolojik sağlamlığı bireyin, karşılaştığı sorunlara karşı uyguladığı koruyucu baş etme yöntemleri (koruyucu faktörler) ile hayatındaki risk faktörleri arasındaki birleşim olarak tanımlayan Uzman Klinik Psikolog Kübra Bozkurt, sözlerine şöyle devam etti: “Yaşanan olumsuz olaylar geniş yelpazede değerlendirilebilir. Boşanma, fiziksel/psikolojik şiddet, taşınma, okul değiştirme, akran zorbalığı, doğal afetler ve günümüzde maruz kaldığımız salgın hastalıklar bizim baş etme yöntemlerimizi test eder. Sahip olduğumuz güçlü baş etme yöntemleri ile risk faktörlerinin çatışması sonucu, yeni duruma nasıl adapte olduğumuz ve iyilik halini nasıl koruduğumuz ruhsal bağışıklığımızın ne kadar kuvvetli olduğunu gösterir. Bağışıklık sistemimiz maruz kaldığımız çevre kadar kuvvetlidir. Bir çocuğun gelişim sürecinde maruz kaldığı ev ve okul ortamı, oyun ve diğer ortamları bakteriler, virüsler, mikroplarla var olur. Çocuk bu etkenlere maruz kaldıkça bağışıklık sistemi yeni silahlar (antikorlar) geliştirir ve kendisini kuvvetlendirir. Benzer olarak psikolojik risk faktörleri de ruhsal bağışıklığımızı koruyan, koruyucu baş etme yöntemlerini çeşitlendirir ve kuvvetlendirir.”




Ruhsal bağışıklığın zayıf olması

Uzun süren ve kronik hale gelen stres birçok fiziksel hastalığı da beraberinde getirdiğinin altını çizen Uzm. Klinik Psikolog Kübra Bozkurt, “Bizde kaygı uyandıran olay esnasında vücudumuzda salgılanan kortizol hormonunun uzun sürelerde salgılanması, vücudun tüm sistemlerini etkilemekte ve fiziksel hastalıklara neden olmaktadır. Bunlardan psikolojik sorunlarla en çok eşleşenlerden biri uyku bozukluğudur. Uyku kalitesinin düşmesi fiziksel ve ruhsal bağışıklığımızı zayıflatan en önemli etkenlerden biridir. Ruhsal bağışıklığımızın zayıf olması, yani karşılaştığımız sorunlarla baş edemeyip psikiyatrik bozukluklardan birine sahip olmak, baş etme yöntemlerimizin de zayıf olduğunu gösterir.” dedi ve maruz kaldığımız stresle nasıl baş edebileceğimiz konusunda ipuçları verdi.


Ruhsal bağışıklığı korumak için neler yapabiliriz?

Sağlıklı beslenme; Psikolojik sorunlarla beraber gördüğümüz duygusal açlık, genellikle geç saatlerde ve karbonhidrat ağırlıklı beslenme şeklinde kendini gösterir. Bu şekilde beslenmeye başladıysanız doğru baş etme yöntemini kullanmıyorsunuz demektir. Baş etme yöntemi olarak sigara, alkol veya madde kullanmayın. Eğer bunlardan herhangi birini sıkıntılarınızı hafifletmek için kullanıyorsanız, bağımlılık profiline doğru ilerlersiniz. Uyku saatlerinize dikkat edin. Vücudun kendini yenilediği, toksinleri attığı uykunun ruh sağlığı üzerinde büyük bir etkisi vardır. Günde ortalama 7-8 saat uyuduğunuzdan emin olun. Yatmadan bir süre önce telefonunuzu, bilgisayarınızı ve tabletinizi kapatın. Bu cihazların yaydığı mavi ışık uyku kalitenizi ciddi anlamda etkilemektedir. Evden dışarı çıkın, kapalı alanda ne kadar çok vakit geçirirseniz o kadar depresif hissedersiniz. Dışarıda düşük tempolu, kısa yürüyüşler yapın. Meditasyon yapmak, açık havada nefes egzersizi yapmak veya dua etmek sizi rahatlatacaktır. Her an bir şeyle meşgul olmak zorunda değiliz, gün içinde dinlendiğiniz vakitler yaratın kendinize. Bazen kişilik yapımızdan ötürü hayır demekte zorlanırız ve bunun farkına varan insanlar bizi istismar ederler ve bu da ciddi bir tükenmişlik getirir. Hayır demeye başlayın ve buna, en kolay yapabileceğiniz kişiyle başlayın. Küçük sorumluluklar alın, bunlar sizin hayatın bir parçası olduğunuzu hissettirecektir. Hedeflerinizi küçük, yapılabilir adımlara bölün ve en basitinden başlayın. Eğer stres kaynağından uzaklaşabiliyorsanız fırsatları değerlendirin. Mobbinge maruz kaldığınız iş ortamını değiştirmek, fiziksel/psikolojik şiddete maruz kaldığınız evliliği bitirmek, kendinizi güvende hissetmediğiniz evinizi farklı bir ilçeye taşımak gibi. Bunları uygulamak zor ise sosyal destek mekanizmalarınızı güçlendirin, aile üyelerinden ve arkadaşlarınızdan destek alın. Sadece aile ve iş yaşamımızın olması ruhsal bağışıklık için yeterince kuvvetli değil. Renkli bir sosyal yaşam, farklı kültürlerden, görüşlerden insanlarla tanışmak bizi zinde tutar. Farklı ilgi alanlarınız olsun, stresli bir anda keyfinizi yerine getirecek bir meşguliyetiniz olsun. Yeni hobiler deneyin, yeni diller öğrenin, farklı mekanlar keşfedin. İhtiyacınız olduğu her anda duygularınızı ve düşüncelerinizi ailenize ve arkadaşlarınıza anlatmaktan çekinmeyin. Sorunlarınızla baş etmekte zorlanıyorsanız ve durumunuz kötüye gidiyorsa mutlaka bir terapistten yardım alın. Sağlıklı baş etme yöntemlerini sık sık kullanmak, olumsuz hayat koşullarına karşı sizi kuvvetlendirecektir. Nasıl ki fiziksel bağışıklık sistemimizi kuvvetlendirmek için sağlıklı beslenmeye, uyku kalitesine, egzersize önem veriyorsak psikolojik sağlamlık için de sosyal desteğe, hobilere, farklı deneyimlere ihtiyacımız var. Koruyucu faktörleri hayatımızda tuttuğumuz sürece psikolojik sağlamlığımız kuvvetli olacaktır.


Edebiyatla ruh sağlığı:  Bibliyoterapi

Medicana Çamlıca Hastanesi hekimlerinden Uzman Klinik Psikolog Kübra Bozkurt, ‘Bibliyoterapi’nin öneminin 20.yüzyılın başlarında batıda fark edildiğini, hastaların ruh sağlığını iyileştirmek ve iç görü kazandırmak için psikiyatrik hastanelere kütüphaneler kurulduğunu belirterek sözlerine şöyle devam etti, “Bibliyoterapi kelime anlamıyla, kitap okuma yoluyla ruh sağlığını iyileştirme anlamına gelmektedir. Terapi sürecinde hastanın kişisel sorunlarıyla eşleşen bir öyküye sahip eseri, psikolog hastasına ev okuması olarak ödev verir. Sonraki seansta da hastanın kitapta fark ettikleri, karakterin baş etme yöntemleri tartışılır. Bu sayede hasta bu sorunları yaşayan ilk ve tek insan olmadığını ve farklı çözüm yolları olduğunu keşfeder.”


Ruh, beden ve zihin bir bütündür

Medicana Çamlıca Hastanesi hekimlerinden Uzman Klinik Psikolog Kübra Bozkurt, fiziksel sağlığımızın ne kadar önemli olduğunu yaşayarak tecrübe ettiğimiz şu günlerde, ruh sağlığımızın da aynı şekilde önemli olduğunun farkına vardığımızı vurguladı ve şunları söyledi: “Psikolojik sorunlarımızla yüzleşmek ve bir çözüm üretmek hem fiziksel hem ruh sağlığımız açısından önemli. İhtiyacımız olduğunda psikolog ve psikiyatrdan yardım almak süreci hızlandırsa da, kendine yardım kitapları, psikoloji temalı kitaplar ve filmler de iç görümüzü arttırmaya fayda sağlıyor. Hiçbir farkındalığı olmadan yaşayan ama bir kısır döngüden çıkamadığını düşünen bir birey, izlediği bir filmle ortak örüntüyü fark edebilir ve yardıma ihtiyacı olduğunu anlayabilir.”




Edebiyatla ruh sağlığı / Hangi kitaplar? 

Kendine yardım kitaplarının, belirtileri hafif şiddette olan bireylere oldukça fayda sağladığını belirten Uzm. Klinik Psikolog Kübra Bozkurt, “Kitaplarda anlatılan teknikler birçok insanın anlayıp uygulayabileceği şekilde basit anlatılmıştır. Buradaki önemli nokta, bu kitapların yavaş yavaş, sindire sindire, anlatılan teknikleri uygulayarak okunması gerektiğidir. Kendine yardım kitapları ile alakalı bir diğer önemli nokta ise kişisel gelişim kitaplarından farklı olmalarıdır. 10 adımda mutluluk, 15 adımda zengin olmanın yolu gibi bilimsel tabanı olmayan tavsiye kitapları gerçekçi unsurlar sunmaz. Kendine yardım kitapları psikoloji, psikiyatri, nöroloji, sinirbilim ve bağlantılı birçok bilim dalını birleştirerek, psikolojik sorunları farklı açılardan ele alır. Sunduğu çözümler yıllar süren araştırmaların bir sonucudur. Tavsiye olarak uzun yıllardır terapide kullandığımız birkaç kitabı önerebilirim. Dr. David Burns’ün depresyon hastaları için yazdığı ‘İyi Hissetmek’ kitabı, kaygı bozukluğuna sahip hastalar için çeşitli tekniklerin anlatıldığı ‘Panik Atakta Anksiyete Terapisi’ adlı kitap, şikâyetleri hafif-orta şiddette olan hastalar için oldukça fayda sağlamıştır. Erken çocukluk döneminin yetişkin yaşamına etkisi, şemaların oluşumu ve iyileştirilmesi üzerine yazılan ‘Hayatı Yeniden Keşfedin’ adlı kitap da Jeffrey Young tarafından kaleme alınmıştır ve şema terapi de sıklıkla kullandığımız başucu kitaplarımızdan biridir. Tek başına sorunlarını çözememiş ve terapi sürecine başlamış hastalarımıza da fayda sağlıyor bu yayınlar. Farkındalığı arttırmak adına uzun seanslar harcamak yerine, hastalarımıza verdiğimiz ev ödevleri -okuma yapmak ve içerik izlemek- zamandan tasarruf etmemizi sağlıyor. Özellikle iç görü konusunda zorluk yaşayan ya da devam ettirdiği davranışın kendi kişisel gelişimine nasıl zarar verdiğini fark etmeyen hastalar için bu kaynaklar tedavi sürecini hızlandırıyor.” dedi.


Bir tedavi yöntemi olarak edebiyat 

Bu anlamda ‘Bibliyoterapi’nin önemi 20.yüzyılın başlarında batıda fark edilmiş olduğunu anlatan Uzm. Klinik Psikolog Kübra Bozkurt, “Hastalarımıza tavsiye ettiğimiz çeşitli filmler ve içeriği zengin videolar da terapi sürecine katkı sağlar. Kitap önerisi gibi filmi de ev ödevi olarak veririz ve bir sonraki seans değerlendirmesini yaparız. Çeşitli psikiyatrik bozuklukların konu alındığı filmleri, spesifik olarak, hastalarımızın şikayetleri üzerine tavsiye edebiliyoruz. Ebeveynlik tutumları üzerine, çocuklarına nasıl yaklaşmaları gerektiğini öğretebilmek adına, ebeveynlere ödev verebiliyoruz. Disosiyatif Kişilik Bozukluğunun ele alındığı ‘Dövüş Kulübü (Fight Club)’, şizofreni hastalarının gözünden anlatılan ‘Akıl Oyunları (A Beautiful Mind)’ ve ‘Zindan Adası (Shutter Island)’, yeme bozukluklarının konu olarak ele alındığı ‘Kemiklerine Kadar (To the Bone)’, borderline kişilik bozukluğunun anlatıldığı ‘Aklım Karıştı (Girl, Interrupted)’ filmleri önemli yapımlar arasındadır.” dedi. 


Kitap okumanın ruh sağlığı üzerindeki etkisi 

Kitap okumanın ruh sağlığı üzerindeki olumlu etkileriyle alakalı birçok araştırma yapıldığını,  kitap okumak, kurgu olsun veya olmasın, kişinin psikolojik sorunlarıyla, kaygısıyla daha iyi baş etmesine, bakış açısının değişmesine, empati becerisinin artmasına fayda sağladığını ifade eden Uzm. Klinik Psikolog Kübra Bozkurt, fizyolojik açıdan bedensel duyumlarda sakinleştirici etkisi olduğunu söyledi ve sözlerine şöyle devam etti: “Stresin etkisiyle hızlanmış kalp atışları normale döner, uyku kaliteniz artar, kendinizi daha dingin hissedersiniz. Bu nedenle de ihtiyacınıza yönelik doğru kitabı seçmek önemlidir. Dikkat edilmesi gereken birkaç nokta var. Popülist kültürün etkisiyle, bilgi temeli sağlam olmayan roman-kişisel gelişim tarzı yazılan kitaplara dikkat edilmesi gerekiyor. Bu kitaplar araştırılmadan alınıp okunulduğunda hastalarımızda gerilemeye neden olabiliyor. Olay, ‘ben neden yapamıyorum’ şeklinde kendini suçlamalara dönebiliyor. Aynı şekilde psikiyatrik vakaların diziye çevrilmesi, aynı sorunu yaşayan bireylerde farkındalığı sağlarken, diğer aile üyesinin de suçlayıcı konuşmasına neden olabiliyor. 

Kitap okumak, film izlemek, tiyatroya gitmek ruh sağlığımızı korumak adına yaptığımız aktiviteler değil sadece, aynı zamanda tedavinin bir parçası olarak kullanılıyor. Narsist kişilik bozukluğu hakkında bir tiyatro eseri izlemek, depresyonuyla baş etmeye çalışan bir kadının hikayesini okumak, şizofreni hastasının rehabilitasyon süreciyle alakalı bir film izlemek bize yeni bakış açıları, yeni baş etme yöntemleri sunar. İhtiyacınız olan yayınları dikkatli seçmek, kısa bir ön araştırma yapmak veya psikoloğunuzla bu konuyu tartışmak doğru kaynağa ulaşmanızı sağlayacaktır.”


16