Kasım sayımız çıktı! 


Dergimizin 161. sayısı çıktı.


DERGİMİZİ TURKCELL DERGİLİK, TÜRK TELEKOM E-DERGİ VE QUALITYOFMAGAZINE.COM ONLİNE PLATFORMLARINDAN OKUYABİLİRSİNİZ!


Keyifli okumalar!


Şifremi Unuttum
Kaydol

En mutlu günlerin mimarlarından olan By Mustafa Organizasyonun sahibi Mustafa Bozkurt, sektördeki başarısının sırrını Quality'e anlattı

01.09.2022

İyi bir insan olmak ve iyi insanlar yetiştirmeye çalışıyorum. Yapamayacağım sözü vermem, verdiğim sözü de tutarım. 



Rüya gibi düğünler, kusursuz ödül törenleri, her şeyin en ince ayrıntısına kadar düşünüldüğü muhteşem davetler... En mutlu günlerin mimarlarından olan By Mustafa Organizasyonun sahibi Mustafa Bozkurt’la dünü, bugünü ve yarını konuştuk. “İnsanların mutluluğuna dokunuyoruz” diyerek yaptıkların işin ne kadar güzel bir boyuta ulaştığını aktaran Mustafa Bozkurt, sorularımıza samimi cevaplar verdi. 




Sizi bu sektörde tanımayan yok. Siz bugünlere nasıl geldiniz?

Ben çekirdekten yetiştim. Kayseri’den çıkıp İstanbul’a üniversite için geldim. İstanbul Üniversitesi Tarih Bölümü mezunuyum. İyi bir dereceyle okulu bitirdim. Zorluklar insana başarı getiriyor. Ben 7 yaşındayken babamı kaybettim. 3 kardeşiz. İlkokul, ortaokul ve liseyi Kayseri’de okudum. Abim makine mühendisi. Önümüzde bir önderdir. Bir de ablam var. Biliyorsunuz kız çocukları her zaman feda edilmiştir bizim için. Ablam çok zeki bir insan. Ama iki kardeş okusun diye evde birinin olması lazım. 4 kişiyiz, ailemiz birbirine sarılmış ve eğitimlerimizi bitirip 1993 yılında İstanbul’a geldik. Önce abim, sonra ben geldim. Annem geldi ardından ama ablam evlenip Kayseri’de kaldı. İş hayatım okurken 20 yaşında başladı. Yokluklar insanı başarıya götürüyor. Çalışmam lazım, eğitim var, az çalışıp çok para kazanmam lazım. Yaşayabilmek için her türlü işi yaptım. Bir ilan gördüm ‘Çizgi film kahramanları ve animatörler alınacaktır’ yazıyordu. Eğitimi verecek kişi Raşit Çelikezer’in eşi Hülya Çelikezer. O zaman da Çocuklar Duymasın’ı yapıyorlar, iyi de bir grup. O dönemde kahvede ocakçılık yapıp ayda 4 milyon TL para kazanıyordum. Tabii o zaman 6 sıfır atılmamıştı paradan. ‘Ne kadar para kazanacağım’ diye sormuştum. ‘4 milyon Lira alacaksın’ dediler. ‘Ayda mı, haftada mı’ diye sordum, ‘Hayır doğum günlerine gidiyorsun, 2 saatte kazanıyorsun’ dediler. 150 Dolara tekabül ediyordu o dönemde. Çalıştığım firmada kurs için 40 kişi başvurmuş, 4 kişi alacaklar ve eğitimi en iyi ben bitirdim. Palyaçoluk yapmak için 1996 yılında 40 kişi eğitim aldık. Benim dünyamı farklılaştırdı bu. O dönemde Hülya hanım çok iyi eğitim verdi bize. O dönemde üniversitede çocuk pedagojisi eğitimi de alıyordum ve çocukları da çok seviyorum. Çok iyi bir firmayla çalışıyordum ve işlerine de iş kattım. Hayatta en büyük kazancım dürüstlük olmuştur. Ben onlardan ekmek yiyorum, onların kıyafetleriyle, boyalarıyla işe gidiyordum. 1 işten, 5 iş getirmiştim. İnsanlar ‘Bırak firmayı, sen gel’ dedi, ben ‘Olmaz’ diyerek firmama götürdüm işleri.




Benim çalıştığım firma çok büyük bir ihale aldı, İstanbul Şehit Hatları’nın temizlik işlerini aldı. Etiler, Acarkent gibi bölgelerde de temizlik hizmeti verirken, çocuk doğum günlerine de animatör göndermeye başladılar. O dönemde bana ‘Biz çok büyük bir ihale aldık, kendine bir cep telefonu al, burada da kostümler var, bu işi yap’ dediler. Cebimde 10 milyon TL para var, bunun 8 milyon Lirasıyla broşür bastırdım. O dönemde çocuklu aileler McDonalds’a gidiyorlar. Ben McDonalds’a gidip dedim ki ‘Sizden hiç para almayacağım, çocukların yüzlerini boyayacağım. Sadece bu broşürlerin buradan dağılmasını sağlayın’ dedim. Sonrasında bana bir tane doğum günü partisi geldi. 1997 yılının sonunda Ataşehir, Zekeriyaköy, Acarkent’teki evlerin posta kutularına broşürlerimi dağıttım. Ülker’le çalışan bir catering firması benim broşürümü bulmuş ve ‘Ülker’in bir etkinliği var, organize edebilir misin’ dediler. Ben de ‘yaparım’ dedim. Koskoca Ülker firmasının etkinliği var ama ben palyaçoyum. Teknoloji yok, arabam yok. Toplu taşımayla Topkapı’ya gidiyorum, fatura kesecek yer yok. 1998 yılında bu işi aldım ve insanlara nasıl eğlenileceğini öğrettim. Bayıldılar. Personel etkinlikleri de ilk defa yapılıyor o dönemde. 1998 yılında Ülker’le başladım bu yola. 2002 yılında Ülker’in 14 fabrikasının A’dan Z’ye catering, ses-ışık, sanatçı dahil olmak üzere organizasyonunu yapıyordum.


By Mustafa’yı ne zaman kurdunuz?

2000 yılında üniversiteden mezun oldum. İstanbul Üniversitesi’nde o dönemde benim bölümümde 150 kişi okuyordu, bunun 80-90 tanesini palyaço yapmışımdır. 2000 yılında kendi işimi açtım. Piknik organizasyonları, şirket açılışları ve parti evi gibi bir şirketti. 2001 yılında ilk düğünümü yaptım. O dönemde tabii şimdiki gibi düğünler yoktu. 200 tane sandalyesi olan Türkiye’nin en iyi süslemecisiydim o zaman. Kendi düğünümde 2003 yılında az çok süslemeler yaptım. Ama bizi zirveye taşıyan işlerden birisi 2006 yılında sanatçı Emir Kaan’ın düğünü oldu. Kendisiyle hala görüşürüz. 2006 yılında Chilai grubunun sahibi Yusuf Köksal’ın da düğününü yaptım. 2006 yılında bu işleri yaptıktan sonra 2008 yılında By Mustafa markasını kurdum. By Mustafa’nın en önemli adımlarından birisi şarkıcı Kıraç’ın düğünü oldu. Ayşe’ye karşı büyük bir aşkı var ve evlendiler, organizasyonu yapan ise By Mustafa. Emir Kaan, Yusuf Köksal ve Kıraç’ın düğünleri benim kırılma noktalarım oldu. 





Organizasyon sektörü inanılmaz gelişti. Ürün gamı, teknoloji bu durumu çok geliştirdi. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Biz sektörde dost canlısı bir firmayız ve rakiplerimin hepsiyle dostum. Günün sonunda birçoğunun da tedarikçisiyim. Organizasyon şirketleri, oteller ve düğün salonlarına ciddi hizmet veren hiçbir marka yoktu. 2009 yılı itibariyle de ‘Şamdancı’ diye bir marka kurdum. ‘Şamdancı’ markasıyla da 58 ülkeye ihracat yapıyorum ve ülkemize de döviz girdisi sağlıyorum. Bu markayla pek çok otel, düğün salonu, organizasyon şirketinin altyapısını oluşturuyoruz. Bugün düğünde gördüğünüz bütün malzemeyi üretip satıyoruz. Ciddi bir üretim hattımız var ve 50’ye yakın personelimiz var. ‘Şamdancı’nın kırılma noktası da, Antalya’da 2009’da Mardan Palace’ın balo salonunu yapmak oldu. Dünya devi bir marka Türkiye’ye yatırım yaptı ve o ailenin balo salonunu yapmak bize nasip oldu. Şu anda bizim en iyi reklamımız Asena ve Yusuf Deve kardeşlerim. Almanya’da onlara da güzel düğün salonları yaptık, hala devam ediyoruz. Şu anda 50’ye yakın personelimiz var ama part time olarak bir bakıyorsunuz 150 kişi toplayıp iş yapıyoruz. Gelirimizin büyük bir bölümünü de ürün yatırımı olarak kullandık. Birçok firmanın da davet organizasyon ihtiyacını karşılıyoruz. 



13