Mayıs sayımız çıktı! 


Dergimizin 155. sayısı çıktı.


DERGİMİZİ TURKCELL DERGİLİK VE TÜRK TELEKOM E-DERGİ ONLİNE PLATFORMLARINDAN OKUYABİLİRSİNİZ!


Keyifli okumalar!


Şifremi Unuttum
Kaydol

Sera Werhoest ile Pastel Film’in CEO’su Efe İrvül tanışma hikâyelerini, hayat ve iş dünyasına dair planlarını Quality'e anlattı

01.01.2022

Bizim aşk hikayemizi, kıtalar arası aşk ve bu iki dünyayı birleştiren mimarlık tutkusu olarak özetleyebiliriz



Miami ve İstanbul arasında, kültür ve mimari tutku ile dokunmuş bir aşk hikayesi, nesilden nesile anlatılacak çok orijinal bir evlilik teklifi ve mesleklerine duydukları büyük tutku… Önümüzdeki yaz aylarında evlilik hazırlığı yapmakta olan Hollanda, Amerika ve Türk kökenli mimar Sera Werhoest ile medya sektörünün en genç ve başarılı temsilcilerinden, Pastel Film’in CEO’su Efe İrvül ile çiftin tanışma hikâyesini ve idealist duygularla yol aldıkları hayat ve iş dünyasına dair planlarını konuştuk. 


MY: İstanbul ve Miami’de yetişmiş genç bir çiftsiniz. Birbirinizle yollarınız nasıl kesişti? Tanışma hikayenizi anlatır mısınız? 

E.İ: Sera’nın kuzeni Çağla benim çocukluk arkadaşım. Bundan 4,5 sene önce onun vesilesiyle tanıştık. Sera yaz tatili için Türkiye’ye gelmişti, kuzeni bir gün bir yemek organize etti ve o gün tanıştık. 

S.W: Tabii şunu da eklemeliyim, ben son beş yıldır Türkiye’ye gelmiyordum. Daha önce kısa bir süre ilkokul ve ortaokul için Bodrum’da yaşadım ama bu gelişimde İstanbul’da kimseyi tanımadığım gibi hiçbir yer de bilmiyordum. Kuzenim ve ailesi ile tanıştık. 

E.İ: Tanıştıktan sonra iki ay flört dönemimiz oldu. Sonrasında ise ilişkimiz başladı. O dönem, Sera altı ay İstanbul’da kaldı. Okulunu burada MEF okullarına aldı ve bir dönem Erasmus yaptı. Tabii Miami’de okulu olduğu için sonrasında eğitimini bitirmek için okuluna döndü. Ama bu arada birbirimizi sık sık ziyaret ettik. Senede 4-5 kez hem ben hem de Sera birbirimizi görmeye gittik. O dönem ilişkimiz böyle uzaktan uzağa devam etti ama tatillerde hep beraberdik. 




M.Y: Hangi ortak yönleriniz sizi birbirinize yakınlaştırdı? 

SW: Biz aslında iki farklı karakteriz. Birbirimize zıt yönlerimiz var ama sanırım, asıl bu çekti bizi birbirimize. Mesela benim yetiştiğim yerde, Amerikan kültüründe insanlar daha mesafelidir, bireyseldir. Efe ise daha sıcak kanlı. Bu konuda biraz birbirimizden farklıyız. Ama arkadaşlığımız da aslında birbirimize o farklı dünyaları tanıtarak ilerledi diyebilirim. 3,5 yıl boyunca Miami, İstanbul arası uzun mesafeli ilişki yaşadık. 

E.İ: Tabii farklı karakterler olmanın dışında beraber vakit geçirmekten ve birçok şeyi beraber deneyimlemekten çok keyif alıyoruz. İkimiz de özellikle seyahat etmeyi çok seviyoruz. Birlikte Dubai, Rusya, Yunanistan ve Avrupa’nın çoğu yerini gezdik. Çok sık Bodrum ve Göcek’e seyahat ediyoruz. Birlikte sanat etkinliklerine gitmeyi de çok seviyoruz. Hem ülkemizde hem de yurtdışında çok sık tiyatro ve opera gösterilerine gideriz. Bir ilişkiyi, farklı karakterlerdeki iki kişi oluşturuyor ama beraber vakit geçirip hayatı paylaşmaktan biz hep çok keyif alıyoruz. İşte, bugün 4,5 senenin sonuna geldik, aralık ayında Miami’de nişanımız oldu ve haziran ayında da inşallah düğünümüz olacak.



M.Y: Tanıştıktan sonra karşı tarafa ilk açılan kim oldu? Nasıl ilerledi arkadaşlığınız?

E.İ: İlk ben açıldım tabii ki. 

S.W: Buraya okul zamanı geldiğimde, aynı zamanda tek başıma mimar olarak da Avrupa’da yedi ülke gezdim. O zaman tanışıyoruz tabii Efe’yle. Gittiğim her ülkenin gastronomisi, gezilmesi gereken önemli yerleri hakkında bana tavsiyelerde bulunuyordu. Bu benim çok hoşuma gitti. Ne kadar bilgili ve kültürlü olduğunu fark ettim. İlk tanışmamız tabii kısaydı, sonrasında birkaç defa daha arkadaşlarımızla buluştuk ama baş başa ilk randevumuz Çırağan’da oldu. Hatta bu yüzden düğünümüzü de Çırağan Palace Kempinski’de yapıyoruz çünkü burası bizim için çok anlamlı. Efe, benim mimari tutkumu tarih ve Türk kültürüyle birleştirdi. 




M.Y: Evlilik teklifi, bir çiftin anlatabileceği en güzel hikayelerden biridir. Evlilik teklifi sizin hikayenizde nasıl gerçekleşti? 

S.W: İki yıl önce Efe’yle dalmaya başladık. Kaptanımız bize dalmayı öğrettiği için yazları çok sık dalıyoruz. Pandemide uzun zaman yurt dışı seyahat yasağımız vardı. Efe de bana yurt içinde olabilecek en güzel teklifi yaptı. Kaptanla aylarca düşünüp, 3 aylık bir çalışmanın sonucunda planlamışlar her şeyi. Bana, ertesi gün dalış yapacağımızı söylediğinde, bunu doğal olarak normal bir dalış sanmıştım. Benim de bir huyum vardır, daldığım zaman denizden hep çöp toplarım, çevreci yönüm çok kuvvetlidir. Efe, o gün bana bu sefer daldığında çöp toplama, dönüşte toplarsın demişti. Tabii sebebini sonradan anladım. Meğer o sırada çekilen fotoğraflarda çöpler çıkmasın diye söylemiş bunu.  

Eİ: Sürprizi anlatayım size… Sera’yla Bodrum’da tatildeyiz. Bir gün önceden ona sabah 11’de dalış yapacağımızı söyledim. Bir yandan da öncesinde yaklaşık on beş tane yakın arkadaşımızı ayarladım, hepsi sabah 08.00 uçağıyla Bodrum’a gelip, bizi beklediler ama tabii Sera’nın bunlardan hiç haberi yok. Dalış yaptığımızda kaptan dışında yanımızda kimse yoktu. Türkbükü’nde sıradan bir dalış gibi başladı her şey. Bir gün önce, kaptanımızla bir tane imitasyon yüzük almıştık, onu ve bir pankartı suyun altına, ertesi gün dalış yapacağımız yere gizledik. Biz suyun altına daldığımızda, sürpriz yapmaya gelen arkadaşlarımız da yukarıda tekneye geldiler. Aşağıda Sera’ya bir anda pankartı gösterdim, diz çöktüm, evlilik yüzüğünü çıkarttım… O anda mutluluktan birbirimize sarıldık, çok duygulandık. Sera, evlilik teklifimi dalgıçlara özel, evet anlamına gelen “OK” işareti ile kabul etti. Tüm bu güzel anlarımız su altı kamerası ile fotoğraflandı. Evlilik teklifini dalış yaparken suyunun altında etmiş oldum. Ama sürprizin devamı da var. 

S.W: Ben de tekneye gidene kadar bir yanda da şunları düşünüyordum; bu yüzük kim bilir kaç saattir suyun altında. Ya balık yutsaydı ya biri götürseydi ne olurdu diyorum içimden. Suyun üstüne çıkar çıkmaz teknedeki arkadaşlarımız bizi kutlamaya başladı, tebriklerle birlikte müzik çalmaya başladı. Hiç beklemiyordum böyle bir sürpriz. Çok çok şaşırdım, duygulandım…


M.Y: Tabii daha sürpriz bitmedi, çünkü arada bir detaydan bahsetmiştiniz, yüzük…

E.İ: Evet, tabii Sera’nın imitasyon yüzükten hiç haberi yok. Teknede Sera’dan yüzüğü istedim. ‘Niye?’ diye sordu ama yüzüğü ondan aldım ve suya attım. 

S.W: Çok şaşırdım. Bu arada da yüzük için ‘sana layık değil’ diyor. Suya atınca ne yapıyorsun dedim, şok oldum.

Eİ: Sonra gerçek yüzüğü çıkarttım. Bir kez daha diz çöktüm arkadaşlarımın yanında ve evlilik teklifini tekrar yaptım. İki defa evlenme teklif etmiş oldum. Sonra farklı şehirlerden gelen bütün o arkadaşlarımızla birlikte iki gün tatil yaptık, hatta o akşam bu evlilik teklifi için müzikli bir kutlama yemeğine de gittik. 



RÖPORTAJIN DEVAMI VE ÇOK DAHA FAZLASI İÇİN TIKLAYIN


Dergimizin 151. sayısı, 1 Ocak'tan itibaren Turkcell Dergilik, Türk Telekom E-Dergi ve www.qualityofmagazine online platformlarında.

14