Ocak sayımız çıktı! 


Dergimizin 151. sayısı çıktı.


DERGİMİZİ TURKCELL DERGİLİK VE TÜRK TELEKOM E-DERGİ ONLİNE PLATFORMLARINDAN OKUYABİLİRSİNİZ!


Keyifli okumalar!


Şifremi Unuttum
Kaydol

Prostat Kanserinde Erken tanı için düzenli ürolojik kontroller çok önemli

01.12.2021

Yakın zamanda yayımlanan dünya kanser istatistiklerine göre, ölüm nedenleri arasında malesef kanser ilk sırada yer alıyor. Dünya Sağlık Örgütü'nün (DSÖ) bir alt kuruluşu olan Uluslararası Kanser Araştırma Ajansı (IARC) tarafından yayınlanan son raporda Dünya’da her 5 kişiden biri yaşamı boyunca kansere yakalanmaktadır. Her 8 erkekten 1'i ve her 11 kadından 1'i kanser nedeniyle yaşamını kaybetmektedir.  


Medicana Çamlıca Hastanesi Üroloji Uzmanı  Op. Dr. Abdurrahman Özgür ile en sık görülen kanser türlerinden biri olan Prostat Kanseri ve ürolojik kanserleri konuştuk. 


Prostat kanseri:

Tüm erkeklerde akiğer kanserinden sonra en sık görülen kanser türüdür. Son 10 yıllık dönemde, tanı konulan hasta sayısının artmasına rağmen ölüm oranlarındaki düşüş sevindiricidir.

Radikal prostatektomi , organa sınırlı hastalıkta sağladığı yüksek sağ kalım oranları ile cezbedici bir yöntemdir. Düşük orta riskli hasta grubunda 10-20 yıllık takipli çalışmalarda yaklaşık %90-95 sağ kalım oranları bildirilmektedir. Ameliyatın genellikle 60 yaş grubunda yapıldığı düşünüldüğünde RP’nin neredeyse küratif bir cerrahi olduğu ifade edilebilir. Ancak, hastalığın multidisipliner bir bakış açısıyla değerlendirilmesi ve medikal onkolog ve radyasyon onkoloğunun müdahil olabileceği unutulmamalıdır.


Hastalığın tespiti için parmakla rektal muayene, serum PSA değeri ve Multiparametrik Prostat MR görüntüleme kullanılmaktadır.  Takiben hastanın prostat biyopsi raporu önemlidir. Hastalığın yaygınlığını değerlendirmek için BT, MR ve son yıllarda moleküler görüntüleme PSMA-PET kullanımı çok değerli bilgiler sunmaktadır. Kemik sintigrafisine alternatif yöntemlerden Tüm vücut difüzyon ağırlıklı MR incelemesi, kemik sintigrafisine göre daha yüksek tanı değerlerine sahiptir. Choline PET/CT’nin sensitivite ve spesifitesi de kemik sintigrafisine göre yüksektir.

Erken tanı için düzenli ürolojik kontroller çok önemlidir. Yukarıda da belirtildiği üzere derecesine göre ameliyatı hayat kurtarıcıdır.


Ürolojik kanserlerde, akılda tutulması gereken özet bilgiler

Tanı alan hastalarımızın erken dönemde doğru tedavisi hayati önem arz etmektedir. Ürolojik kanserler organlarımızın vücudumuzdaki  konumlarına göre yukarıdan aşağıya sırası ile şöyle özetleyebiliriz.


Böbrek kanserleri :

Son yıllarda ultrasonografi (USG) ve bilgisayarlı tomografi (BT) gibi görüntüleme yöntemlerinin yaygın kullanılması ile beraber BHK tanısı alan hasta sayısında yıllık %2-3 oranında artış saptanmıştır. Her türlü tütün kullanımı, obezite ve hipertansiyon , böbrek kanserleri için risk faktörüdür. Ayrıca hemodiyaliz uygulanan ve böbreklerinde  kistik hastalığı bulunan hastalarda da kanser gelişme riski artmıştır. Erkeklerde kadınlara göre 1.5 kat daha sık görülür.  


Böbrek tümörlü hastaların çoğunda, hastalık ilerleyen döneme kadar herhangi bir semptom vermemektedir. Bu kanserler için klasik klinik triad olarak kabul edilen yan boşlık ağrısı, idrarda kan görülmesi ve ele gelen kitle, olguların az bir kısmında (%15) görülür. Hastaların önemli bir kısmında tümörden salgılanan maddelerden dolayı paraneoplastik sendromlar meydana gelebilir.


Hastaların yarıdan fazlasında başka nedenlerle yapılan görüntülemeler esnasında, kitle tesadüfî olarak fark edilmektedir. Ultrasonografi ilk kullanılan tanı yöntemidir ve oldukça faydalıdır. Bilgisayarlı tomografi ve MR diğer elimizdeki önemli iki tanı aracıdır.İhtiyaç durumunda iğne biyopsisi ve patolojik incelemeden de faydalanılabilmektedir. Erken tanı ile açık veya laparoskopik ameliyatlar hayat kurtarıcı olmaktadır. Tümörün boyutuna, hastanın genel sağlık durumuna göre Krioterapi, Radyofrekans Ablasyon tedavisi veya Cerrahi ile tedavi mümkün olabilmektedir.




Üst üriner sistem ürotelyal kanserleri:

Üst üriner sistem ürotelyal kanserleri, mesane kanserinin aksine nadir görülür ve tüm ürotelyal tümörlerin sadece %5-10’unu oluşturur. Erkeklerde kadınlardan 3 kat daha sık görülür. Eş zamanlı mesane kanseri görülme sıklığı yaklaşık %17’dir. Üst sistemde ürotelyal kanser  tanısı alan hastaların %20-50’sinde mesanede hastalığın tekrarladığı görülmektedir.  İdrarda kanama ilk belirti olabilir. Böbreklerde şişlik yapılan tetkikler de izlenebilir. BT veya MR Ürografi tanı amaçlı sıklıkla kullanılan tetkiklerdir. İdrar sitolojisi ve Flexible Üreterorenoskopi tanıda oldukça değerlidir. Tanı ile birlikte hızlı birşekilde açık veya laparoskopik cerrahi hayat kurtarıcı olabilir.


Böbrek üstü bezi (adrenal) kanserleri:

Üroloji pratiğinde; Adrenal patolojiler genelde yeni tanı almış adrenal kitlesi olanlar veya insidental olarak adrenal kitlesi saptanan kişilerin üroloji uzmanına yönlendirilmesi ile karşımıza çıkmaktadırlar. Bu kitlelerin çoğu belirli bir adrenal hastalık olmaksızın herhangi bir nedenle yapılan görüntüleme yöntemleri sırasında rastlantısal olarak ortaya çıkmaktadırlar. Bu nedenle başka bir nedenle yapılan radyolojik görüntülemeler sırasında saptanan, daha önce bilinmeyen ve şüphelenilmeyen 10 mm’in üzerindeki, adrenal kitleye adrenal insidentaloma adı verilmektedir.

Son yıllarda öncelikle ultrasonografi (USG) olmak üzere, bilgisayarlı tomografi (BT) ve manyetik rezonans görüntüleme (MRI) yöntemlerinin sık kullanılması sonucu rastlantısal saptanan adrenal insidentaloma sayısında artma gözlenmiştir.  


Adrenal insidentalomalar, obez, diyabetli, hipertansiyonlu ve artan yaşla birlikte artan sıklığa sahiptir. Özellikle 70 yaş ve yukarı hastalarda bu oran %7-10 arasındadır. Bu kitleler genelde tek taraflı olup, %15 oranında iki taraflı olabilmektedirler.

İnsidentalomalar, adrenal korteks, medulla ve adrenal dışı kaynaklı olup hormonal fonksiyonu olmayan, benign kortikal adenomlardan, hormonal fonksiyonu olan adenomlar, adrenokortikal kanserlere ve adrenal metastazlara kadar geniş bir klinik yelpazede karşımıza çıkabilmektedirler. Büyük oranda (%80) benign olan bu kitleler %70 oranında da nonfonksiyoneldirler.


Üroloji uzmanına yönlendirilen bu kitleler için şu temel sorulara cevap aranmalıdır, Kitle benign mi? malign mi? hormon aktif mi değil mi?

Bu sorulara uygun cevap bulma yolu, hormonal değerlendirme, görüntüleme yöntemleri ve nadiren bu kitlelerden biyopsi alma şeklinde multidisipliner bir yaklaşımdan geçmektedir.


Adrenal kitleler, %85 oranında hormonal fonksiyonu olmayan kitlelerdir. Yaklaşık %10 subklinik Cushing, %4 feokromasitoma ve %2 ise aldosteron salgılayan kitleler olarak karşımıza çıkmaktadır. Hormonal değerlendirme için klinik endokrinoloji ile işbirliği halinde olunmalıdır. İlk basamak, nonkontrast BT, ikinci basamak kontrastlı BT, üçüncü basamak, MRI tanı amaçlı kullanılan radyolojik yöntemlerdir. Ayrıca FDG-PET tanı amaçlı kullanılabilen nükleer tıp yöntemidir. Tanı ile birlikte sıklıkla laparoskopik olmakla birlikte açık cerrahiler de uygulanabilmekte ve tedavi hayat kurtarıcı olabilmektedir.


MESANE KANSERLERİ:

Kadınlarda dokuzuncu erkeklerde ise dördüncü en sık kanser tipidir. Erkeklerde kadınlardan yaklaşık 3 kat daha fazla görülmektedir. Kadınlarda daha az görülmesine karşılık erkeklere nazaran %30 daha fazla ölüm riski taşımaktadır. Tüm olguların yaklaşık %75’inde kanser yüzeyde, mukoza veya submukozaya sınırlıdır. Bunların yaklaşık %50- 70’i 5 yıl içerisinde tekrarlar ve %10-15’i ise derine gidebilir. Bu nedenle bu hastaların büyük çoğunluğunda ömür boyu takip gerekmektedir.

Ultrasonografi, BT ve MR tanı ve derecelendirmede kullanılan radyolojik incelemelerdir.

Sistoskopi mesane kanseri tanı ve takibinde idrar sitolojisi ile birlikte altın standart yöntemdir. İdrar sitolojisinin duyarlılığı, yüksek dereceli tümörler için yüksektir.

Ağrısız, makroskopik hematüri, en sık başvuru şikâyeti olmaktadır. İdrarda yanma, sık idrara çıkma, idrar yapmada aciliyet gibi irritatif belirtiler bir uyarı olabilir ve dikkate alınmalıdır. Ayrıca ileri hastalığa işaret eden pelvik ağrı ve işeme zorlukları diğer görülen nadir belirtilerdendir. Erken tanı ve cerrahi ile tedavi mümkündür.



TESTİS KANSERLERİ:

Genellikle tek taraflı ağrısız testiküler kitle olarak, rastlantısal bir ultrasonografi bulgusu olarak veya testiküler travma sonrası gösterirler. 15- 35 yaş arası erkeklerde en sık görülen malign tümördür.

Skrotal ağrı %20 hastada ilk semptom olarak görülebilmekte. Epididimorşiti taklit edebililmektedir. En sık Skrotal fizik muayenede kitle palpe edilmesi ile tanı konulur.

Serum tümör belirteçleri testis kanseri prognostik göstergeleri olup tanı ve evrelemeye yardımcı olur.  görülebilir. USG, non-invaziv ve radyasyon içermediği için testis kanserinden şüphe edilen tüm hastalara yapılmalıdır. MR şüphe duyulan durumlarda ileri tetkik olarak kullanılabilir. Erken tanı ve hzılı tedavi kesinlikle hayat kurtarıcıdır.


16