Ocak sayımız çıktı! 


Dergimizin 151. sayısı çıktı.


DERGİMİZİ TURKCELL DERGİLİK VE TÜRK TELEKOM E-DERGİ ONLİNE PLATFORMLARINDAN OKUYABİLİRSİNİZ!


Keyifli okumalar!


Şifremi Unuttum
Kaydol

Prof. Dr. Ümit Özekici başarılarla dolu hikayesini ve tüp bebek tedavilerinde gelinen son noktayı Quality okurları için anlattı

01.12.2021

20.000 civarında tüp bebek uygulaması, 5000 civarında doğumla sonuçlandı


Maltepe Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ümit Özekici başarılarla dolu hikayesini ve tüp bebek tedavilerinde gelinen son noktayı Quality okurları için anlattı.



Üniversitenin yönlendirmesiyle kadın doğum branşını seçmişsiniz. Üniversite sizi nasıl yönlendirdi? Neden başka branş değil de kadın doğum?

1980 yılı Çapa’da çok başarılı bir yıldı. O dönmede 23 kişi ‘Pekiyi’ ile mezun olduk. Ben de bunlardan birisiydim. O dönemde tabii TUS sınavı yoktu. Yönetimde etkisi olan hocalar, bizim gibi ‘Pekiyi’ ile mezun olan ve özellikle yabancı dil bilen, iyi liselerden mezun olmuş olanları da ayırdılar. Rahmetli Dekan Yardımcımız Prof. Dr. Fazıl İnanç, o fark etmiş ve bir evrak için gittiğimde ‘Sen ne düşünüyorsun’ dedi. Ben de bir branş seçmiştim onu söyledim ve ‘Sen nereden çıkardın bunu, karışma sen. Çabuk git ders çalış, kadın doğuma asistan alacağız. Sen de o sınava gireceksin’ dedi. Çok babacan bir insandı. Allah nur içinde yatırsın. Sonra eve geldim ve babama söyledim. Babam da, “Çok değerli bir insandır kendisi, benim de sınıf arkadaşım. Söyleseydin keşke ne istediğini” dedi. Ben de “Baba söyledim zaten cerrah olmak istediğimi” dedim, “Baban cerrah diye sen de mecbur musun cerrah olmaya” dedi. Bir süre sonra beni aradılar, ‘Şu tarihte sınav var, geleceksin’ dediler. O sırada da genel cerrahi ihtisas için kadro açmıyor. O sırada rahmetli Kaya Çilingiroğlu hoca 8 kadro açmıştı ve “Oğlum bekle, biz kadro açacağız, sizi sınavlara sokacağız” dediler. Sonra gittim. 1 kişi alıyorlardı, sınavı da ben kazandım. Sonra yine boynumu bükerek gittim “Saçma sapan konuşma, git kadın doğumda Abdullah Turfanda abini gör. O da Robert Kolejli. Sana yolu anlatsın, ben de evraklarını takip ettiriyorum. Sana 2 patiskadan da önlük diktirsinler. 1 hafta sonra gel başla, seni nöbete yazdırdım” dedi. Sonra eve geldim. Rahmetli babam da muhafazakar bir insandı. “Oğlum ben kadın doğum seçmene karışmam, cerrahi seçmeni isterdim. Ama beni dinlersen, hiçbir zaman etik ve dini inanışlara aykırı bir iş yapmayacaksın. Özellikle de kürtaj yapmanı istemiyorum” dedi. O şekilde gelişti bu bölüme girişim.





Allah rahmet eylesin, babanız da bir profesör. Biraz anlatır mısınız ilişkinizi. Babanızın etkisi oldu mu tıp eğitimi almanızda?

Tabii ki babamın etkisi oldu. Ben Robert Kolej’in ardından yurt dışına gidecektim. Hatta kazanmıştım sınavı, burs da kazanmıştım. Sonra babam “Etrafa karşı ayıp olur. Beceremedi, doktor bey parasıyla gönderdi derler” dedi. Sonra ben burada da girdim sınava ve yüksek de bir puan aldım. Babam en üste Çapa Tıp Fakültesi’ni yazdırmıştı. Sonra gidip kaydımı yaptırdık. Babam “Zaten mecbur değilsin, zamanı gelince çıkar gidersin. Maksat kaydın görünsün” dedi. Giriş o giriş, öyle gitti. Sürekli olarak sıkmadan, bıktırmadan hem destek oldu hem de asistanlığımdan beri beni kendi imkanları ve hocalarımın desteğiyle yurt dışına gönderdi. Türkiye’de ilk ultrason öğrenenlerdenim, ilk mikrocerrahi öğrenenlerdenim, ilk tüp bebek için yurt dışına gidenlerdenim. Babamı kaybettikten sonra da bu sistem hep devam etti.




 

Tüp bebek Türkiye’de ne zaman uygulanmaya başladı ve siz bu operasyonlara ne zaman başladınız? 

1985 yılındaydı zorunlu hizmetimi yaptım. Tüp bebek bu dönemde dünyada başlamıştı ama Türkiye’ye gelişi 1988 yılıydı, ilk bebekler de 1989 yılında doğdu. Ege Üniversitesi’nde Prof. Dr. Refik Çapanoğlu hoca öncülük etti buna. Vizyonlu, geleceği gören çok değerli bir hocaydı, Allah rahmet eylesin. O dönemde asistan olan Dr. Erol Tavmergen ve Dr. Ege Tavmergen’i yurt dışına gönderdi. Onların da ana dili Almanca ve Almanya’ya gittiler. Sistemi öğrendiler ve hocanın nezaretinde burada başladı. Ben bunu zaten takip ediyordum ve bir kongrede bunu öğrendikten sonra aklımda yeşerdi. 


1991 yılında Fırat Üniversitesi tarafından İngiltere Nottingham Üniversitesi’ne gönderildim. 1991-1992 yıllarında endoskopi cerrahi, tüp bebek ve mikrocerrahi eğitimi gördüm. O zamanlar toplam 5-6 kişiydik. Birisi ABD’ye, diğeri Kanada’ya gitti. Ben İngiltere’ye gittim. Döndükten 6 ay sonra da profesör oldum. Elazığ’da önce endoskopik cerrahiyi oturttuk. Birçok asistan yetiştirmiştik. Sonra tüp bebek çalışmalarını yaptık. Bir süre sonra da Fırat Üniversitesi’nden ayrılıp İstanbul’a geldim.





Döndükten sonra birçok tüp bebek merkezi kurdunuz. İlk hangisini kurdunuz?

İlk olarak 1997 yılında Pakize Tarzi’yi kurduk. İstanbul ve Türkiye’de çok yeniydi o zaman. Elazığ’da açılan merkezin de dışarıdan danışmanı bendim. KKTC, Azerbaycan ve Arnavutluk’ta kurduk. Bunun dışında JFK Hastanesi, Çevre Hastanesi, 29 Mayıs Hastanesi’nde tüp bebek merkezlerini kurdum.


Hocam bugüne kadar kaç tüp bebek operasyonu gerçekleştirdiniz?

20 binin üzerindedir bu sayı. 5 bin civarında da doğum gerçekleştirdim. Yurt dışından gelmiş hastalar arasında 17 kez deneyip, bize kısmet olan ve burada gebe kalanlar oldu. Şu anda ABD, Almanya, Belçika, Hollanda, İngiltere, Türki Cumhuriyetler ve Arap ülkelerinin tamamından gelen hastalarımız var.


Saç ekimi ve estetik konusunda yurt dışından gelenlerin olduğunu biliyordum ama bu konuda hasta geldiğini bilmiyordum. Bu insanların tüp bebek için Türkiye’ye gelme sebebi nedir? Doktorlarımızın bu konuda daha iyi olmasından mı kaynaklanıyor?

Birçok neden vardır mutlaka ama temel neden, Türkiye’de uluslararası standartta başarılı olmak ve bu kaliteye karşılık, verilen hizmetin yurt dışındaki hizmetin 3’te 1’ine denk gelmesinin de etkisi olabilir. İngiltere’de 8-10 bin Pound olan bir operasyon, burada 3-4 bin dolar bandındadır. Bunun yanında otelini ve ekstralarını ekleseniz bile çok daha uygun seviyeye geliyor.




Hem fiyat hem de standartlarımızın yüksek olmasından dolayı tercih ediliyoruz o zaman?

Bütün yaş gruplarında bunları harmanladığınız zaman, dünyada klinik gebelik yüzde 50-55 civarındadır. Bunların da yüzde 25-30’u eve bebekle döner. Türkiye bu standardı yakalamış durumda.  Türkiye’de 140-145 civarı tüp bebek merkezi var. Bu sayının yarısı da İstanbul’da. Hem tatlı bir rekabet var hem de çok başarılı sonuçlar var ortada. Yılda 40 ile 60 bin arasında olgu yapılıyor Türkiye’de. Bu efsane bir rakamdır. Avrupa’daki en iyi ülkeler arasında ve dünyada ilk 5 arasındadır Türkiye. Bizde eksik olan şey, parasal nedenle laboratuvar araştırmalarının kısıtlı olması. Başarılı olanların çoğu üniversite merkezleri ya da çok özel merkezler. Burada kaynaklar tabii ki çok kısıtlı. ABD ve Avrupa’da bir yardım buluyorsunuz ve bu araştırmaları yapıyorsunuz. Türkiye’nin tıpta olduğu yer dünyada ikinci kategorideki ülkeler. Birinci kategoride yeniliği keşfeden ve hemen uygulayıp sonuç bildiren ülkeler var. Birçok Avrupa ülkesi gibi Türkiye de ikinci kategoride, bu yeniliği hemen öğrenen ve kendi ülkesinde sürdüren ülkeler. Üçüncü grup çok arkada. Endoskopik ve mikro cerrahide Türkiye, en ilerideki ülkeler arasında. Göz gibi, cerrahi gibi, organ nakli gibi birçok branşta çok ilerlemiş durumdayız.


RÖPORTAJIN DEVAMI VE ÇOK DAHA FAZLASI İÇİN TIKLAYIN


Dergimizin 150. sayısı, 1 Aralık'tan itibaren Turkcell Dergilik, Türk Telekom E-Dergi ve www.qualityofmagazine online platformlarında.


16