Haziran sayımız çıktı! 


Dergimizin 144. sayısı çıktı.


DERGİMİZİ TURKCELL DERGİLİK, TÜRK TELEKOM E-DERGİ VE QUALITYOFMAGAZINE.COM ONLİNE PLATFORMLARINDAN OKUYABİLİRSİNİZ!


Keyifli okumalar!


Şifremi Unuttum
Kaydol

Prof. Dr. Dilaver Özturan, çeşitli sağlık konularını, teknoloji ile gelişen tedavi yöntemlerini ve bugünün yeni hastalıklarını Quality okurları için anlattı

01.06.2021

Aşırı gürültü ve çok yüksek volüm müzik dinlemek, kulakta ciddi bir akustik travmaya yaratır. İşitme kaybında sadece gürültü değil, kahve tüketimi, stres de önemli etkenlerden. 


Bugünkü teknolojiyle özellikle estetik alanlarda vücudumuzda istediğimiz değişiklikleri yaptırmak çok kolay, ancak az sayıda hastasının olmasına özen gösteren hekimler seçici davranıyor ve hastalarına her operasyonu neden yapmadıklarını samimi ve inandırıcı bir şekilde anlatmanın önemine dikkat çekiyor. Bir insana, değiştirilmediği takdirde, karakteristik bir yapı kazandıran çeşitli sağlık konularını ve bugünün yeni hastalıklarını çok kıymetli KBB hekimi Prof. Dr. Dilaver Özturan ile konuştuk.


M.Y: Bugün özellikle çocuklarda ve artan bir şekilde yetişkinlerde, “alerjik hastalıklar ve besin alerjileri” görülüyor. Hayatımızı çok fazla kapalı alanlarda yaşamamız ve yoğun bir şekilde hazır gıdalar tüketmemiz, bizi vücudun doğal yapısıyla uyumsuz, sindirimini gerçekleştiremeyen, aşırı hassas insanlar mı yapıyor?


D.Ö: Yediğimiz besinlerde, soluduğumuz havada problem var. Yediklerimizin çoğu genetiğiyle oynanmış gıdalar ya da raf ömrünü uzatmak için içlerinde inanılmaz katkı maddeleri var. Tabii başka problemler de var; bunlardan biri de artık ‘her şeyin aroması olması’. Yediğimiz şeylerin bir kısmı zaten aroma. Bugüne kadar alerji deyince biz hep solduğumuz havadan, gözümüze, burnumuza yapışan polenlerden bahsederdik. Oysa şimdi başka şeyler konuşmaya başladık. Tipik alerjik reaksiyon veren gıda alerjileri görmeye başladık. İnsan sonuçta aynı insan ama yediği farklı. Böyle olunca vücut farklı reaksiyonlar gösteriyor. Tükettiğimiz şeylerin türü değişti. Görmediğimiz hastalıklar görmeye, daha önce olmayan yaş grubunun etkileşimlerini görmeye başladık, bu bize alarm veriyor.


Doğru şeyleri yemez, içmezseniz acı ilaca muhtaç olursunuz.




M.Y: KBB hekimi olarak özellikle hangi gıdanın çok daha az tüketilmesini önerirsiniz?

D.Ö: Bugün hangi KBB hekimi ile konuşursanız, size kahvenin zararlarını anlatacaktır. Kahve edebi ile içildiği zaman problem yok, bu bir ya da en fazla iki fincandır. Şimdi 12-15, hatta 10 yaşındaki çocuklar kupalarca kahve içiyor. Uyarıcı olduğu için, kahve baş dönmesi sebeplerinden biri, reflü yapıyor ve uyku saatini bozuyor… Bu yeni alışkanlıkların değişmesi gerek. Asırlar önce Lokman hekim, “Yediğiniz, içtiğiniz ilaçtır.” diyor. Eğer doğru şeyleri yemez, içmezseniz bugün acı ilaca muhtaç olursunuz. Bu konuda bir toplum bilincine ihtiyacımız var.  


M.Y: İletişim kurmak insan için çok önemli, hatta hayati bir özellik. İşitmede zayıflık ya da kaybı olan kişiler içe kapanıp, sosyal hayattan uzaklaşabiliyor, bu da yeni hastalıkların ortaya çıkmasına sebep oluyor. Bugün en çok hangi alışkanlıklarımız ileride işitme kaybına zemin hazırlıyor?

D.Ö: Çoğunlukla bunun sebebi de çevre kirliliği olarak adlandırdığımız ‘gürültü’. Underground mekânlar, yüksek volümlü müzik, trafik, sanal ortamlardaki yüksek efektler… Kulak bunlara belli bir yere kadar tolere ediyor ama ondan sonra zarar görmeye başlıyor ve akustik travma oluyor. Mesela stadyumda, rakip takımı baskılamak için çok büyük ses efekti yaratılmaya çalışılıyor. Aslında orada seyirci, ciddi bir akustik travmaya maruz kalıyor. İşitme kaybında sadece gürültü değil, kahve tüketimi, stres de önemli etkenlerden. 


M.Y: İnsanlar genelde az işittiklerini kabul etmek istemezler. Size hastalarınız işitme kaybı şikayetleri ile ilk ne zaman gelmeye başlıyor?

D.Ö: Bize hiç kimse benim işitme kaybım var diye gelmiyor aslında. Genelde, özellikle yaşlı grubu, çocukları babam beni duymuyor, 3-5 defa tekrarlatıyor diye getiriyorlar. Tabii işitmede zayıflık yaşayan kişi, bir süre sonra insanlardan uzaklaşmaya başlıyor. Çocuğunu duymayınca, söylediklerini tekrar ettiriyor, çocuk da sinirleniyor. Tepkilerden sonra ilişkiler kopuyor. Kişinin kendini sosyal izolasyona alması, insanlarla konuşmamaya başlaması, erken demans ya da Alzheimer gibi hastalıkların alt yapısını oluşturuyor. 


İnsanlar, görme bozukluğuna karşı gözlük takmayı gurur yapmazken, işitme cihazını gurur yapıyor. işitme cihazını ne kadar geç kullanırsam o kadar iyi deniyor, oysa tam tersi. işitme cihazını geç kullanırsanız kulağınız işitmeyi unutur. 




M.Y: İşitme kaybını önlemek için hekim kontrollerine ne zaman başvurmak gerekir?

D.Ö: Öncelikle, etraftan bu konuda şikâyet geliyorsa, test yaptırmakta fayda var. Tabii 70 yaşından sonra işitme kaybı çok görülen bir şey. Bu, tıpkı görme bozukluğu gibidir. İnsanlar, görme bozukluğuna karşı gözlük takmayı gurur yapmazken, işitme cihazını gurur yapıyor. İşitme cihazında halk arasında bilinen büyük bir yanlış var. İşitme cihazını ne kadar geç kullanırsam o kadar iyi denir, oysa tam tersi. İşitme cihazını geç kullanırsanız kulağınız işitmeyi unutur. İşitme kayıpları ne kadar erken tespit edilirse ve kişiye bu cihaz uygulanırsa, hem işitme cihazından rahatsızlık ortaya çıkmaz, hem de cihazdan fayda görür. Bu bir anlamda, kişinin sosyal hayatın içinde olmasını da sağlar.



M.Y: Cep telefonlarımızda bugün kişinin sağlık ihtiyaçlarına uygun aplikasyonlar var. İşitme cihazları da farklı seçenekleri olan mobil aplikasyonlarla birlikte satılıyor. Bu gibi teknolojiler hayat kalitemize ne gibi yenilikler sunuyor? 

D.Ö: İşitme cihazları aslında sadece işitme amacı için kullanılmıyor. Mesela kulak çınlamasını baskılayıcı olarak da kullanılabiliyor. Kişiyi rahatsız eden bir çınlama varsa, onu maskeleyecek bir tedbir olarak kullanıyoruz bu cihazları. Çınlama garip bir şeydir. Aslında herkesin kulağı çınlar, ama bazısı hiç rahatsız olmaz, bazısı bunu duymaz, bazısı da onu kafaya takar. 


Kulak çınlamasını bastırmak için yatarken baş ucuna küçük bir radyo koyup, çınlamanızı saklayacak seviyede, sevdiğiniz bir müzik, su, yağmur sesini veya ‘whıte noıse’ dediğimiz, iki fm istasyonu arasındaki sesi açabilirsiniz. 


M.Y: Çınlamayı bastırmak için hangi pratik çözümleri tavsiye edersiniz? 

D.Ö: Bizim tedavideki temel prensiplerimizden biri, çınlamayı duymamayı sağlamaktır. Yatarken baş ucuna küçük bir radyo koyup, çınlamanızı saklayacak seviyede, sevdiğiniz bir müzik ya da su, yağmur sesini veya ‘White noise’ dediğimiz, iki fm istasyonu arasındaki sesi açarak, kulağınızdaki çınlamayı duymaz hale getirebilirsiniz. Bir süre sonra, beyin o sesi duymamaya başlayacaktır. Bizim tedavideki amacımız bu zaten. Ama tabii tedavi edilebilecek bulgular da var. Kireçlenme varsa, onu tedavi ederek çınlamayı yok edebiliriz. Çınlama çok geniş bir spektrum. Ama en çok gördüğümüz sebep, sinirsel tipte dediğimiz işitme kayıpları. Doğru zamanda bize muayeneye gelinirse bunların tedavileri var.


BU MUHTEŞEM RÖPORTAJ VE ÇOK DAHA FAZLASI İÇİN TIKLAYIN


Dergimizin 144. sayısı, 1 Haziran'dan itibaren Turkcell Dergilik, Türk Telekom E-Dergi ve www.qualityofmagazine online platformlarında.


16