Şubat sayımız çıktı! 


Dergimizin 140. sayısı çıktı.


DERGİMİZİ TURKCELL DERGİLİK, TÜRK TELEKOM E-DERGİ VE QUALITYOFMAGAZINE.COM ONLİNE PLATFORMLARINDAN OKUYABİLİRSİNİZ!


Keyifli okumalar!


Şifremi Unuttum
Kaydol

Doç. Dr. Efekan Coşkunseven, 'Keratokonus' hakkında merak edilenleri Quality'e anlattı

01.02.2021

Keratokonus, gözün ön kısmındaki saydam kornea tabakasının incelerek sivrileşmesi ile seyreden önemli bir göz hastalığıdır. Yer çekiminin etkisiyle aşağıya doğru sarkan kornea, dışarıdan bakıldığında armut şeklinde gözüküyor. Bu hastalığı tanımlarken eskiden 14 ila 35 yaş arasında görüldüğünü söylüyorduk. Şu anda maalesef 8 yaşında bile hastalarımız var.


Genellikle hastalara kendini geç fark ettiren bu sinsi hastalık Akdeniz ve Orta Doğu ülkelerinde daha yaygın görülüp; göz derecelerinin sürekli değişmesi, gözlüğe rağmen net görememe, ışığa hassasiyetin artması ve sürekli alerji/kaşıntı olması gibi belirtilere sebep olabiliyor. Sürekli gözleri kaşımak ve ovalamak bu hastalığı oldukça fazla tetikliyor. 


Lazer operasyonu yardımıyla gözün camsı tabakasının haritasını çizmek Keratokonus’un erken dönemde teşhisini koyabilmemizi sağladı. Göz doktorunda yapılan normal bir göz muayenesi ve özel topografik incelemelerle bu hastalığın teşhisi artık çok kolay bir şekilde yapılabiliyor.




Biz bu organa müdahale ederken hastalığı tümüyle ortadan kaldıramıyoruz. Sadece hastalığın neden olduğu görme kaybını ortadan kaldırıyoruz. İkinci olarak da hastalığın ilerleyişini durduruyoruz. Ben bu tedaviyi bir trene benzetiyorum. Trenin önünde bir lokomotif vardır. Bizim trenimizin lokomotifi CCL adını verdiğimiz işte bu durdurma tedavisidir. Açılımı ‘Corneal Cross Linking’, yeni adlandırılması CXL. Biz bu lokomotife görmeyle ilgili bir vagon eklemek zorunda kalıyoruz. Eğer hasta görme yetisinden memnunsa, gözlükle görebiliyorsa birinci vagonumuz gözlük oluyor fakat hastaların yüzde 90’ı gözlük takmasına rağmen göremiyor. Bu durumda ikinci vagonumuz kontak lensler oluyor. Şu anda Keratokonuslu hastalar için çok güzel bir şekilde dizayn edilmiş her sene yeni bir lens markası duyuyoruz. Yarı sert, hybrid, scleral dediğimiz geniş çapta lensler bunlardan bazıları. Lens görmeyi en iyi düzelten tedavi şekli. 


Yapılan araştırmalarda Türk insanının yüzde 20 oranında lens kullanabildiği ortaya çıktı. İnsanlarımızın yüzde 80’i lens takamıyor. Bu durumda üçüncü vagon olan ameliyatlar vagonuna geçiş yapıyoruz. Bu aşamaya halka tedavisiyle başlıyoruz. Halka tedavisi, hakkında çok fazla yanlış söylemin olduğu bir tedavi. Ne yazık ki lazerle takılmadığında ve takılma konusunda yeterli tecrübe olmadığında halkaları çıkan mutsuz hastalar duyuyoruz. Bizim bu tedaviyi uyguladığımız hastalarda başarı oranımız çok yüksek oldu. Gözde lazer yardımıyla 8 saniye gibi kısa bir sürede kanal açılıp halka konuluyor. Tedavi bu şekilde uygulandığında çok başarılı bir yöntem. Halka tedavisi hasta için bazen yeterli olmayabiliyor. Takılan halka 7 numara gibi bir düzeltme sağlıyor. Geri kalan düzeltme için biz lazere ihtiyaç duyuyoruz. Bunun için özel bir lazer tipi vardır. Bu lazer topografik harita indeksli bir lazerdir. Harita korneayı düzleştirmemiz için ne kadar doku alınacağını planlıyor ve buna göre akıllı bir lazer yapılıyor. Biz buna topografik haritaya bağımlı lazer diyoruz. Bu yöntemin de başarısız olması durumunda gözün içerisine kontak lens koyuyoruz. Bu da bizim cerrahi anlamda üçüncü vagonumuz oluyor.  

Biz bu işte, ‘kombine tedaviler’ adı altında Amerika’da 2010 yılında bununla en iyi bildiri ödülünü aldık. Ve bu yayında yayınladık. Türkiye bu konuda çok iyi bir yere sahip. 


Tedavide en öndeki lokomotifin görevi durdurmak, diğer vagonların görevi de göstermek. Hastayı çok iyi bir şekilde takip ederek ve bilgilendirerek bu tedaviyi yapabiliyoruz. Hastalarımızın belki de çok düşük bir oranı artık kornea nakline gidiyor. Elbette hasta bu tedavilerin hiçbirisine uygun değilse maalesef kornea nakline gitmek zorunda kalıyoruz. Kornea naklinde eskiden bütün tam kat değiştiriyorduk, şimdi artık yarım kat değiştirmek mümkün. Bu hastalıktaki en büyük hedefimiz çocuklarımıza erken teşhis koyup hastalık ilerlemeden, diğer tedavilere de gerek kalmadan, sadece alerjilerini engelleyerek ve takip ederek onların sorun yaşamasına engel olmak. Sadece hastalığı durdurma tedavisiyle hastalığı durdurarak çocuklarımızı ve gençlerimizi bu hastalıktan kurtarmak mümkün. 



16