Şubat sayımız çıktı! 


Dergimizin 140. sayısı çıktı.


DERGİMİZİ TURKCELL DERGİLİK, TÜRK TELEKOM E-DERGİ VE QUALITYOFMAGAZINE.COM ONLİNE PLATFORMLARINDAN OKUYABİLİRSİNİZ!


Keyifli okumalar!


Şifremi Unuttum
Kaydol

Uzman Klinik Psikolog Derya Yalçınkaya, psiko-eğitim süreci ve önemini Quality'e anlattı

01.02.2021

Psikologların mesleki yasası henüz olmadığından maalesef ihlal edildiği birçok konu mevcut. ‘Seans’ adı altında sertifika programları ile insanlar kandırılıyor.  


Pandemi sürecinde risk olduğundan bize ulaşan danışanların tercihleri nedeni ile görüntülü sohbet ile online terapiye geçiş yaptık.   


Kendinizden bahseder misiniz?

Uzman Klinik Psikolog Derya Yalçınkaya ben. Trabzon/Of 1989 doğumluyum. Yeditepe Üniversitesi İngilizce Psikoloji bölümü üzerine Klinik Psikoloji Yüksek Lisansı yaptım. Eğitimlerim; Bilişsel Davranışçı Terapi, Şema Terapi, EMDR Terapi ve Metakognitif Terapi ekseninde olmuştur. Meslek hayatım boyunca psikoterapi kuramları ve psikolojik testler de dâhil olmak üzere yurt içi ve yurt dışı birçok eğitime dâhil oldum. Şuanda yetişkinler ile çalışıyorum. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ndeki çalışma hayatım süresince 50 bin kişiye farkındalık oluşturma amaçlı psiko-eğitimler verdim. Alanımda hem bireysel terapi hem de psiko-eğitimler vermekteyim. Her hafta cumartesi günleri Akşam Gazetesi köşe yazarlığıma ve pazartesi günleri Akşam TV’ de Derya Yalçınkaya ile Video-Terapi programıma farkındalık oluşturma amaçlı devam etmekteyim. Ayrıca Bilişsel Davranışçı Terapiler Derneği, Türk Psikologlar Derneği ve EMDR-Türkiye Derneğinde de üyeliğim mevcuttur. 




Psikolojinin önemi hakkında görüşlerinizi alabilir miyiz?

Psikoloji bilimi son dönemlerde oldukça ilgi görüyor. İletişimin zayıflaması ile kişilerin kendilerini yalnız hissetmeleri günümüzün başlıca sorunlarından. Bu durumların varlığı ihtiyaçların ve önceliklerin değişmesini sağladı. Şuanda içerisinde olduğumuz dönem de psikologlara ne kadar ihtiyaç olduğunu daha iyi anlıyoruz. Zihinsel süreçleri ve davranışları tanımlamak, neden ve nasıl oluştuklarını açıklamak, ileride nasıl bir değişim ve gelişim göstereceklerini öngörmek ve kontrol etmek ana hedeflerimiz arasında yer almaktadır. Psiko-eğitim sürecini oldukça önemsiyorum çünkü yaşam kalitesini arttırıyor. Geçmişte yaşanılan olumsuz anıların günümüzü negatif düzeyde etkilememesi adına, bilinçli adımların önce belirlenmesi ve ardından kişilere aktarılması sağlanıyor. Böylece ciddi bir farkındalık ile atılan her adım mutlu olma şansını yüksek kılıyor. Ayrıca alanımızda psikologlar yasası henüz olmadığından ihlal edildiği birçok konu maalesef mevcut. ‘Seans’ adı altında sertifika programları ile insanlar kandırılıyor. Bu yüzden kişiler psikolog tercih ederken iyice araştırmalı ki eğitimi olmayan kişilerin mağduru olmasın.


Farkındalık oluşturmaktan bahsettiniz. Peki, bu oluşum ve dönüşüm süreci hakkında da bilgi verir misiniz?

Hepimizin geçmiş yaraları ve bu yaraların hayatımıza belli etkileri vardır. İnsanın yara aldığı zemini günlük tepkilerini şekillendiriyor. Düşünsenize; küçüklüğünde tacize uğramış bir çocuk dünyanın güvenilmez bir yer olduğu algısı geliştiriyor, bugün yaşadığı her ilişki bu anıdan etkilenmez mi? İnsan hayatında ne yaşayacağını kendisi seçemiyor. Ama yaşadığı her şeye bir anlam yüklüyor. Yüklenilen bu anlam ile yaşanılan geçmişin kişide bıraktığı iz değişiyor. Günlük tartışmalarınızı ve kızgınlıklarınızı hatırlayın, lütfen. Tartışılan kişiye değil, sizde bıraktığı hisse odaklanın. İşte tam olarak, halledilmesi gereken konu da bu. Siz tartışmalarınızın tesadüf olduğunu mu düşünüyorsunuz? Değersiz hissetmeye dair şema geliştiren bir yetişkin, bir ortamda değersizlikle ilgili bir durum ile karşı karşıya kalınca canı yanıyor. Canı yanansa can yakıyor. Bazı durumları hiç umursamazken, bazılarında takılıp kalıyoruz. Zihni meşgul eden bu durumların farkındalığı ve iyileşmesi gereken yaranın kişideki anlamı, dönüşüm sürecine dâhildir. Biz psikolog olarak ilaç yazma yetkisine sahip değiliz. İlacı psikiyatriler yazabiliyor. Psikologlar ise terapi yapıyor. Değişim; zahmetli ve yeniden oluşum sürecidir. Burada biz iyileşme için bir süre veremeyiz. Çünkü kişide bıraktığı izi ve kişinin o ize yüklediği anlamı seansa başlamadan bilemeyiz. Bir süre vermemiz bu yüzden çok sağlıklı olmaz.




Toplum olarak zor zamanlar dediğiniz bir dönemden geçiyoruz? Bu süreci daha sağlıklı atlatabilmek için önerileriniz nedir? 

Yaşadığımız süreçte herkesin bir şeylere tutunma ihtiyacı var. Bu gibi kaos durumlarını ‘kriz’ adı altında değerlendirip ‘krizi fırsata çevirme’ ile yönetebilmemiz ancak bilinçli adımları bilmek ile mümkündür. Neredeyse 1 yıldır bir döngünün içindeyiz. Birçok kişinin yas sürecinde olduğu, ekonomik zarara uğradığı ve belirsizliğin halen hâkim olduğu Pandemi Süreci yoğun kaygı barındırıyor. Öncelikle kaygı, stres ve öfke yönetimi hakkında bilgilenmeliyiz. Sahip olduğumuz güçlü yanların desteklenmesi için süreci en az zararla atlatabilmek adına psikolojik destek almayı öneriyorum. Başa çıkma kaynaklarının zayıf kalması kişinin patoloji yaşamasına neden olabilir. Doğru zamanda doğru bir müdahale ile acıdan çok şey öğrenebiliriz, acı ile büyüyebiliriz. Var olan değerlerimizin farkında olmak yetmez, hayatımızda etkilerini görmek istiyorsak o değerlerin yaşamımıza renk katmasına izin vermeliyiz. Yoksa uzun vadede eski yaralara derinlik katmış oluruz. Psikolojik dayanıklılığı güçlü kılmak olaylar ile başa çıkma gücümüzü destekler. 


BU MUHTEŞEM RÖPORTAJ VE ÇOK DAHA FAZLASI İÇİN TIKLAYIN


Dergimizin 140. sayısı, 1 Şubat'tan itibaren Turkcell Dergilik, Türk Telekom E-Dergi ve www.qualityofmagazine online platformlarında.


16