Eylül sayımız çıktı! 


Dergimizin 133. sayısı 1 Eylül'den itibaren D&R, Remzi ve İnkilap Kitabevi gibi seçkin satış noktalarında.


DERGİMİZİ TURKCELL DERGİLİK, TÜRK TELEKOM E-DERGİ VE QUALITYOFMAGAZINE.COM ONLİNE PLATFORMLARINDAN OKUYABİLİRSİNİZ!


Keyifli okumalar!


Şifremi Unuttum
Kaydol

His Hair’in kurucusu Tyla Angelis ve Yusuf Hacıevliyagil saç derisi renklendirme işlemiyle ilgili merak edilenleri anlattı

03.08.2020

Altı sene çaresiz kaldım ve yara izleriyle gezdim. Şapkalarla kendimi kısıtladım. Meğer 5 saat içinde hallolacak bir işlemmiş. Keşke daha önce keşfetseydim.


Kıbrıs asıllı İngiliz vatandaşı Tyla Angelis tarafından Nişantaşı’nda kurulan His Hair, Türkiye’nin ilk ve tek Skalp Mikro Pigmentasyon (S.M.P.) kliniği olmasıyla öne çıkıyor. Saç derisi renklendirmesi yapan His Hair’in Londra, Milano, Paris gibi şehirlerde 6 kıtada 44 şubesi bulunuyor. Son dönemde oldukça ilgi gören saç derisi renklendirme işlemiyle ilgili olarak His Hair’in kurucusu Tyla Angelis ve kliniğin yöneticisi Yusuf Hacıevliyagil ile samimi bir röportaj gerçekleştirdik.



Tyla Bey öncelikle sizi tanıyalım

Londra’da doğdum, büyüdüm. 4 sene önce İstanbul’a taşındım. Amerika Los Angeles’ta ‘Business’ okudum, ardından bankacılık bölümüne gittim. 1 sene devam ettikten sonra Londra’ya geri döndüm. Bir müddet Milano’da kaldım. Benim işim aslında sanat üzerineydi, o işi yapmak isterdim. Bir süre mimarlık yaptım. Daha sonra birçok farklı ülkede bulundum, son olarak 2016 yılında Türkiye’ye taşındım. Aslında buraya yatırımcı olarak geldim. Daha sonra İstanbul’u çok sevdim. 2017 yılında yatırım amaçlı birkaç daire aldım Fulya’da. Sonra Londra’ya geri dönmek istedim. Evimi özlemiştim ve Fulya’daki daireleri satılığa koydum. Ancak sonra fark ettim ki, Türkiye’de eksik bir sistem vardı. İngiltere’de açık artırma sistemi vardı ve mülkleri alıp satabiliyordunuz. Türkiye’de bu olmadığı için evlerimi hızlı şekilde satamıyordum. Sonrasında bir şirket kurdum burada ve ondan sonra evleri satmaktan da vazgeçtim. Sonra başka bir şirket daha kurdum ve İstanbul’da yaşamaya devam ettim.


Okuduğunuz bölümün klinikle fazla alakası yok. Saç mı ektirdiniz, yoksa ben mi öyle hissediyorum? Bu işe giriş hikayeniz nedir?

Saçım azaldığı için 2003 yılında Paris’te saç ekimi yaptırdım. Orayı bana çok övdüler. Gittim, kendileriyle görüştüm ve ameliyatın çok kolay olduğunu, yara izi bile kalmayacağını söylediler. Yaptırdım ancak canım çok acımıştı, çok kanlı oldu. Bir sıkıntı olduğu çok belliydi ve delikler çok kalındı. Asıl sıkıntı yapan şey yaraydı. Saç derisi öldü ve yaralar çok büyüktü, 1.5 CM kadardı. Orada şok olmuştum. O dönemde sektör yeni yeni gelişmekteydi. İngiltere’ye dönünce fark ettim ki, ekilen saçın önleri döküldü ve arkasında da yara izi kaldı. Ardından ameliyatı tekrarlatmak için Paris’e tekrar gittim ama yine aynısı oldu. Hatta deri bu sefer daha kötü oldu ve yarası da daha beterdi. Saçlarım yine dökülünce İngiltere’ye üzgün döndüm. Saç artık umurumda değildi çünkü yara izleri çok göze batmaya başlamıştı. Psikolojim bozulmuştu, kendimi eve kapattım, kimseyle görüşmemeye başladım. İnsanların tepkilerinden çekindiğim için kimseye söylemek istemedim, hepsinden uzaklaştım, içime kapandım, hayata küstüm. İngiltere’nin soğuğu ise bana yaramıştı. Şapka takmak zorunda olduğumuz için yara izlerimi kolayca gizleyebiliyordum. İnsanların bana baktıklarını hissedebiliyor ve görebiliyordum. 6 sene böyle geçti. Hep şapka ve gözlük takıyordum. Ben onları görmezsem onlar da beni görmezler diye düşünüyordum ve psikolojim çok bozulmuştu.




Peki bu durum nerede ve nasıl değişti?

2009 senesinde kendi kendime ‘Böyle hayat olacaksa, olmasın daha iyi’ dedim. Çünkü 6 sene bu şekilde geçti, buna devam edemezdim. 30 yaşına gelmek üzereydim. Başka merkezlere gittim, ürünler kullandım, onlardan da istediğim sonucu alamadım. Daha sonra İngiltere’de His Hair’i keşfettim. Saç yaralarını kapatıyorlarmış. Gidip sahibiyle görüştüm. Bana ‘Üzülmene gerek yok, çözeriz’ dediler. Çok şaşırdım çünkü 6 sene boyunca hayatım çok kötü ilerlemişti. Evden çıkmak istemiyordum, işe bile zorla gidiyordum. Burada da diğerleri gibi beni kandıracaklar diye düşündüm ama sora yaptıkları işleri görünce ‘kaybedecek bir şeyim yok’ dedim. Saç ekmiyorlar, saç derisi renklendiriyorlar. Bu işleme de micro pigmentasyon deniliyor. 11 sene oldu yaptıralı. Firmanın sahibi beni o halde görünce, “Bunu ben yapacağım” dedi. Operasyon 5 saat kadar sürdü. Sonra deri öldüğü için bir kez kontrole çağırdılar ve kontrol de yarım saat sürdü. Burada asıl önemli nokta şu; 6 sene çaresiz kaldım ve yara izleriyle gezdim. Şapkalarla kendimi kısıtladım. Meğer 5 saat içinde hallolacak bir işlemmiş. Keşke daha önce keşfetseydim.


Şu an kafanız yeni tıraş olmuş izlenimi veriyor. Bu işlem sonucunda mı oldu? 

Evet sanki jiletle tıraş olmuş görüntüsü veriyor. Kamufle ettiği için insanlar anlamıyor. Bu işlemi, burada aynı zamanda yönetici olan Yusuf Bey yapıyor. Kendisi biyomedikal mühendisi. Yusuf’la görüşüp bu işi anlattım. Öncesinde kafamın nasıl gözüktüğünü sordum ve ‘Yeni tıraş olmuş gibi’ göründüğümü söyleyince detayı anlattım. Aslında o da biraz şaşırdı bu duruma.


BU ÇOK KEYİFLİ RÖPORTAJIN DEVAMI VE ÇOK DAHA FAZLASI İÇİN TIKLAYIN



Dergimizin 134. sayısı, 1 Ağustos'tan itibaren D&R, Remzi ve İnkilap Kitabevi gibi seçkin satış noktalarında ve Turkcell Dergilik, Türk Telekom E-Dergi ve www.qualityofmagazine online platformlarında.


13